Oldum Hocam
Herkes bir gün bir şekilde kaderine kavuşur, her
ne kadar zorlasa da şartları, yolunu ne kadar değiştirdim dese de içten içe bilir kaderinin askeri olduğunu.
"Erken kalkan yol alır, geç kalkan yol alır ama yolun keyfini çıkarır." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
"Erken kalkan yol alır, geç kalkan yol alır ama yolun keyfini çıkarır." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
Herkes bir gün bir şekilde kaderine kavuşur, her
ne kadar zorlasa da şartları, yolunu ne kadar değiştirdim dese de içten içe bilir kaderinin askeri olduğunu.
e yani, erkekler, neden sevmesin şimdi inekleri :)))))) 'inek' deyip geçmemek lazım değil mi?
Kalbim acıyor vesselâm. Çok..mutfağımda kokan tarçınlı kekten hatta ve hatta yediğim ekmekten utanıyorum. Dünya için ağlıyorum bugün. Içindeki kötüler için...Içindeki masumlar için.. Sahip olduklarımdan utanarak. Gizlice... Bu güzel balkonda. Bu guzel kuş civiltilarina ağlıyorum...
Sema Kaygusuz
Gittin gideli hayalinle avunuyorum. Senle dolu muhayyilem. Begonyam, menekşem sensiz öksüz kaldı pencerem…
Yüzünü denize, sırtını dağlara dönmüş Trabzon; Boztepe’nin koynunda uyur geceleri. Yastığı taştandır, yorganı bulut… Çam kokuları siner Boztepe’nin yamaçlarına. Ufukta belirir umudun (bordo)mavi gözleri… Bir şilep yüzer gönlün masmavi sularında. Dalgalar kıyıları döverken, rüzgar tarar Karadeniz’in kıvrım kıvrım saçlarını.. Şehir masmavi gözlerini açar aydınlık geleceğe… Kentin kılcal damarlarına
Uzak olur o anda elem keder sinemden. Adı erguvan kokan, erguvan bakışlının tutsağı olsa da gönül.
Yedi tepeye yedi sevda tuğu diker, erguvanlar açtığında gönlündür zafer…
Bu başlık size neyi hatırlatır bilmiyorum ama ben bu anı yazımı; Eğitim Bir-Sen’in düzenlediği; “Ödenmiş Bedeller Unutulmasın” konulu yarışma için kaleme almıştım…
Yarışmanın sonuçları 6 Ocak 2012 tarihinde Eğitim Bir-Sen Malatya Şubesi tarafından muhteşem bir törenle açıklandı. Sonuçlar açıklanınca “birinci seçilen” değil, dereceye bile giremeyen bu
Pencereme vuran güvercinler döküldüler. Ben onlara bir şey yapmadım. Her şey kendiliğinden oldu. Sadece ben evim sıcacık olsun istemiştim. Karda kışta evim soğuk almasın diye cam taktırmıştım. Nereden bilecektim güvercinlerin pencereme çarpacağını. Nereden bilecektim benim rahatlığımın bir başkasının huzurunu bozacağını. Evim benim yuvamdı sadece. Sığındığım bir dört duvardı.
Çünkü, çiçek, böcek, göğün mavisi, derenin şırıltısı, yaprakların hışırtısı, erguvanlar, bitip tükenmez yarım aşklar, deniz ve dalgalar, kır çiçekleri, içki şişeleri, şişelerin dibi, dibinin dibi/camın içi, martılar...Hayır, tüm bunlar, ozanın özündeki sınırsızlığı doyuramayacaktır. Sınır, ozanın doğasına aykırıdır.
Bugün geçti, yarın gelmekte.
Ya dün, düne ne kaldı bugününüzden?
kimi zaman umuttur yıldızlar
kimi zaman uzaklık
kimi zaman da yar! ..
bakışına değer saçları...
Dostlara sitem derinden gelir ve Dostlar sitemle bir başka özlenir....
Reşat Nuri Güntekin