İlkbaharın İlk Gülü
Gün doğmasın diyarımda gezerken
Salında gel gözlerini süzerken
.......................................................
.......................................................
"Yazmak, aslında, kâğıda dökülmüş bir 'keşke'ler toplamıdır." — Franz Kafka"
"Yazmak, aslında, kâğıda dökülmüş bir 'keşke'ler toplamıdır." — Franz Kafka"
Gün doğmasın diyarımda gezerken
Salında gel gözlerini süzerken
.......................................................
.......................................................
İmge, şiirde derinliği sağlayan unsurların başında gelir. Fakat imgede de aşırılığa kaçılmamalıdır. Günümüzde bu işin de suyunu çıkaranlar az değildir. Günümüz şairleri öyle imgeler kuruyorlar ki bu durum şahsen o imgelerin şairin zihninde de bir karşılığı olmadıkları kanaatine götürüyor beni. “Ben söyledim, sen nasıl anlamlandırırsan anlamlandır” demek gibi
Herkes bir gün bir şekilde kaderine kavuşur, her
ne kadar zorlasa da şartları, yolunu ne kadar değiştirdim dese de içten içe bilir kaderinin askeri olduğunu.
Ademoğlu; ne yazık ki kutsal dinleri anlamak, kendi hayatını da bu öğretilere istinaden idame ettirmek yerine, başkalarıyla kendini kıyasa sokmaya tercih etmiştir.
Malatya Ulusal Kitap Fuarı’nı gezdim.
28 Şubat sürecinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş hariç, yazarlar kitap imzalamaktan yorulmuş, kalem tutan parmaklarında derman kalmamıştı.
Bir tek Vural Savaş abdest ibriği gibi dikilmiş beklemedeydi.
Kim bilir Malatyalılar tarafından cezalandırılıyordu.
Bir yazar için,
Doğum günün kutlu olsun canım semam
Yukarıdaki satırları bu yıl sensizliğin içimdeki acısı ile karaladım
Mevlam nasip ederse inşallah bu son satırlar olur sensiz doğum gününde
Sağlıklı; huzurlu ve mutlu nice yeni yaşlar dilerim
Sevgim bu gece kırmızı bir gül
korkmamak gerektiğini öğrenirsiniz.
Baharla beraber, toprağa köksalan bitkiler gibi, sizde hayatta kök salmaya başlarsınız. Çünkü artık size ait bir şey vardır. Bu da dergi ve fikirdir. Ete kemiğe bürünmüş, önünüzde duran bir parçanız vardır. Siz gelişirsiniz, sizinle dergi gelişir, dergiyle hayatta dair söyleyecekleriniz yeşerir
Avucunu açma yağmura ters çevir
Çekme elini bir kaç damla düşsün
Her damlaya ezberlettim seni
Bırak şimdi ellerinden öpsün
Bir piç hiç şüphesiz karşısındakine ibne diye hitap eder. Aslında bilmez ki o neyse kendisi de aynıdır. Sadece kelimeler arasında nüans farkı vardır. Ne garip değil mi? İnsanlar az bir farktan dolayı, büyük ayrıcalıklar yaratmak istemekteler kendilerine. Orospuya orospu deyip, onunla sevişenler genelevden adam gibi çıkmaktalar. Kocasının yatağında,
Olayların arkasındaki gerçeği görmek...
Ömer Akşahan gazeteciliğini, felsefesini, edebiyat dilini belirlerken insandan yana oluşun ölçütlerini yazılarına da yansıtıyor.
“Kendim için istiyorsam, namerdim” diyerek ikiyüzlülük yapmayacağım. Kendim için istiyorum. Çünkü sen, ben’sin; ben sen’im sevgili okur. Hep birlikte göklerin mavi, gri bulutlarıyız.
Hep birlikte; su, toprak, gök, mineral, bitki ve ağaç ve siyanür ve benzin ve ateşiz... Akıl almaz, kan dökücü silahlarız biz... Bebeleri bile