Kalem Zerreler ile Özlenir
Her şey kendi yolunda ilerler iken, kendi elimizle ihmal edilene duyulan özlem..
"Yazmak, aslında hiçbir şey yapmadığınızı herkesten saklamanın en meşru yoludur." – Charles Bukowski (kurgusal)"
"Yazmak, aslında hiçbir şey yapmadığınızı herkesten saklamanın en meşru yoludur." – Charles Bukowski (kurgusal)"
Her şey kendi yolunda ilerler iken, kendi elimizle ihmal edilene duyulan özlem..
bazen gerçekleri kendimize bile söyleyemediğimiz anlar olur ve cevaplayamadığımız sorular?peki kim verebilir bu soruların cevabını?artık öyle bir insan var mı hayatımızda?
Yıl 1976. Temmuz ayının ilk günleri. Bedenimin adını anmanın abes olan bir bölgesinde bir çıban peyda oldu. Hayatımın her evresinde olduğu gibi, nasıl olsa geçer diye o günde önemsemedim...
Kerem Eksen
..damarlarımızdan akan kızıl renge inat daha bir soluklanıyorduk aşk aşk… aklın yetmediği yerde şehirler kuruyorduk terk edilmişliklerimize. ağlamak, kızgın ateşlerin üzerine dökülmüş yağmur gibi kavuruyordu bilemediklerimizi…
Baş olma sevdasının moral değerleri aşındırdığı günümüzde, her koşulda , hiçbir dünyevi çıkar uğruna eğilip bükülmeyen adsız kahramanların selamı da kelamı da baş üstüne diyerek “baş” ile ilgili dilimize yerleşmiş; sözcük, söz grubu ve deyimlerden müteşekkil bir sözcük geçidiyle baş başa bırakıyorum sizi.
Vakit tamamdır.Şair yaza durur içinden geçenleri.
Ama ne halinden anlayan çıkar ne de bir daha yüzüne gülen.
"İstersen, olur her şey!" diyenlere inandık, istedik, olmadı hiç bir şey!
Yakın tarihimizde Yalım Erez namıyla maruf, merkez sağın liderliğine de oynayan;ama düşleri yarım kalan bir siyaset erbabının yine başka bir bayan siyasetçiyle girdiği polemikte,
Bayan siyasetçiye sarf ettiği Kasımpaşa Dilberi ifadesiyle siyaset sahnesine argo terimlerin yamanması gayretleri yaşanmıştı.
Okuduğum kitapların, -satırlarının altını çizmeye kıyamasamda- önemli bulduğum kısımlarını ve sayfalarını işaretleme huyum vardır. Bu işaretli kısımlarda, bazen cevabını bilemediğim soruların tanımına, neden oluştuklarına, nasıl çözülebileceklerine dair kıvılcımlara hatta yıldızlara rastlarım. Cem Mumcunun Kendine Bakma Kitabı da, bunlardan biri. Bana göre, kitabın her bölümünde, yaratıcılığın konuşturulduğu, farklı bir
Bütün kadim dinlerim sırt dönmüştü inançlarıma. Bütün dinleri ve Tanrıları öptükten sonra Tanrısızlığı seçtim, inançlarımı yok ettim tüm dinlere. Hiç azalmadı lanetim, hoyratça hırpalandığım aşk suskunluğu gibi ruhumu terk etmeye kıyamadılar belki de.
Vallahi ne desem bilmem ki bu yazı hakkında. Okuyun ve siz karar verin.
Oğuz Atay