Atamız İda mı?
Bizim muhayyilemizde ata, ulaşılması güç ama bir o kadar da saygıya yakın, kutsal bir kavramı ifade eder.
"Yazmak, bir hayaletle satranç oynamak gibidir. Bazen kazanırsın, ama asla gerçekten yenemezsin." - Stephen King"
"Yazmak, bir hayaletle satranç oynamak gibidir. Bazen kazanırsın, ama asla gerçekten yenemezsin." - Stephen King"
Bizim muhayyilemizde ata, ulaşılması güç ama bir o kadar da saygıya yakın, kutsal bir kavramı ifade eder.
Bir saat sonra kalbimizin mühürleneceği söylense, panik halinde dua ederiz. O halde Allah’ın sonsuz merhametiyle yaptığı hatırlatmalardan, çevremizdeki inanan insanların uyarılarından ders çıkarmamız gerektiğini gözardı etmeyelim.

Ben olsam,
Türklüğümle onur duyar, dinimle huzura ererdim.
Ben Olsam,
Ülkemde cemaatlere, dini gruplara, mollalara ve dini istismar edenlere ve dini din amacı dışında, kendi çıkarlarına kullanmalarına izin vermez, bu amaçta olanlara özgürlük vermezdim.
Ah be “gülkurusu”!
Kurumadan anlasaydın ya, kurutmadan kendini,
Bir defter arasında boğdurmadan mevsimlik hayatını,
Bekleyeni yazdırmadan…
Bugün Tarihimize Kara leke olarak geçen 27 Mayıs Darbesinin 50.yıl dönümü. Buradan Demokrasi Mücadelesi uğruna dar ağacına götürülen Adnan Menderes Ve Arkadaşlarını Rahmetle ve minnetle anıyoruz..
Karanlık sorgu odasında Azrail; her dem beni soruyor. İnadına körlük, inadına sağırlık ve inadına lâl bir durum bendeki...
Din, miras aldıkları kuralların bir parçası olduğundan, bu sistemin mensupları içlerinde Allah’a karşı saygı dolu korku taşımazlar. Namaz, oruç gibi ibadetleri yapar ancak bunları vicdani bir duyarlılıkla yerine getirmezler. Allah’ın gücünü gereği gibi takdir etmez, ahirete de kesin bilgiyle inanmazlar; kalpleri bomboştur.
Eleştiri
Veya tenkite açık olmayı
Sabır ve samimiyetle fikirlerini
Paylaşmayı amaç edinmelidirler…
Yaşarken, arka bahçeye gömülen hisler, öldükten sonra ne işe yarar ki? Bir tür yanılsama istiyorsun, bir tür yadsıma. Senin ki asla içine girmeye cesaret edemediğin, bir baloncuk, dışarıdan baktığın. Şarkısını duyduğunda, su sesi kaçtığın. Sevinci ve hüznü aynı bardakta tokuşturduğun.
Ceplerim erik dolu. Pantolonumun dizi yırtık... Akşama eve gidince kesin dayak var. Cebimden çıkardığım eriğin sapını koparıp ağzıma atıyorum. Aceleyle yolduğum için erik ve yaprak birbirine karışmış. Cam gibi yeşil, cam gibi kaygan erik dişlerimin arasında parçalanıyor. Ekşi suyu dilime dokunuyor. Elimde olmadan yüzüm ekşiyor. Eriği ağzından çıkarıp,
Kendini sevemeyen bir toplumuz, çünkü insana değer verilmeyen bir toplumun bireyleriz, çünkü gülmenin ayıp sanıldığı bir toplumda yaşamaktayız, çünkü insanca dürtülerin saklanması gerektiğini düşünürüz ki insanca duyguların ayıplandığındandır bu… İnsanlığından utanan bir toplumuz vesselam! Cinsellik ayıptır, öpüşmek ayıptır, toplum içinde sarılmak ayıptır ve bu liste uzayıp gider…