Kısa Cümle Bilgisi - 1 -
Kaç kalp onardım bir pişmanlık cümlesiyle.
Kaç pişmanlık cümlesi, onardı kalbimi bilemezsiniz.
Onarmanın ötesinde bir kalp inşa eder bir cümle
bazen, kırdığı gibi.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Kaç kalp onardım bir pişmanlık cümlesiyle.
Kaç pişmanlık cümlesi, onardı kalbimi bilemezsiniz.
Onarmanın ötesinde bir kalp inşa eder bir cümle
bazen, kırdığı gibi.
Kalbimizin o gizli yerinde, bize ait, sadece bizim bildiğimiz düş ülkeleri, düş bahçeleri...Umudun toprağına ekilen düşler daha bir bağlar bizi. Zaman acımasız elleriyle güzü savurduğunda, nice yapraklar dökülür kalbimize. Umut bitince nice düş ölür...
Düş öldükçe, düşleyeni de yavaş yavaş öldürür
Kalbimizin o gizli
Tüm tuzaklarımı kaldırdım ayağımın altından. Kapımın kilidini açtım ağır ağır. Bahar temizliğimi yaptım. Güneş doğdu odama, ruhuma.. Artık daha güzel kokuyordu hava. Ve rüzgâr daha yumuşaktı. Yaz geliyordu.
Füruzan
şuan varım yarın var olabileceğimin garantisini ne alabilirim nede verebilirim-
kimse toprağında mutsuz olmamalı. ancak o şekilde bu algıyı çevirebiliriz. yoksa ortalık "ahhhh yazık" dan geçilmez ve bu algı da değişmez we kaçınılmaz olarak tüm toplum sonunda fakirleşir we diktatörlere boyun eğmek zorunda kalırız. işte o zaman "ahhhh yazık"!!!!!!!
Erzurum'da ilk defa açılan kitap fuarıyla ilgili bir tanıtım yazısı.
Ben her talihsiz denememin sonunda kendime dönüp yalnızlığımın duvarlarını ılık bir anlayış pansumanıyla okşayıp berkiterek korunaklı bir sığınağa dönüştürdüm orayı. Şimdi frekansıma uygun bir muhabbet neferine denk gelmedikçe yaşlı bir kaplumbağa gibi kendi içime çekilip uygun insanı kolluyorum.
Aşk tek bir kalbin kaldıracağı kadar hafif değil, onun ağırlığı eziyor güçsüz kalbimi. Dayanmıyor kalbim tek başına aşk yükünü kaldırmaya. Her geçen gün daha da zayıflıyor, en iyisi sen bu aşkı da al ve git sevgilim…Aşk koca dünyayı tutsak etmiş kendine, onunla baş edebilmek benim ne haddime…
Ben şahsen bunları takarken beş mola
veriyorum,mola arasında çay falan içiyorum.
Bir camlık perdede sanırım bin beş yüz kadar
varlar.
Yokluğuyla baş etmeyi öğrenmiştim. Ama varlığıyla nasıl bahşedebilirdim ki?
Engin Geçtan