Kestane Masalı
"Bunlar da pişti nine!...Ben soymaya başlıyorum hadi sen dünkü masalın devamını düşün..."
Hayatımın en doyumsuz anlarıydı onlar. Bir tabak kızarmış, soyulmuş kestane ve ninem...
"Bana bir roman yazmak için yeterli zaman verin, size dünyanın tüm uykusuzluğunu vereyim." — Virginia Woolf"
"Bana bir roman yazmak için yeterli zaman verin, size dünyanın tüm uykusuzluğunu vereyim." — Virginia Woolf"
"Bunlar da pişti nine!...Ben soymaya başlıyorum hadi sen dünkü masalın devamını düşün..."
Hayatımın en doyumsuz anlarıydı onlar. Bir tabak kızarmış, soyulmuş kestane ve ninem...
Gözyaşlarımın mendili olur mu yar öpüşlerin? Yanaklarımda gezinse ellerin, durulur mu dersin çağlayan yüreğim? Sorgulamalar boşuna... Yanıtı olmazmış düşlerde kalmış dibi tutmuş bekleyişlerin...
Şule Gürbüz
İşte tam da bu noktada Hüsnü Şenlendirici’nin müziğini ebru sanatına benzetebiliriz. Müthiş bir kültürler buluşması ve bunu da kendisi müthiş bir şekilde iç içe geçiriyor. Yadırganır normalde böyle şeyler, ama onun nefesinde, ruhunda bu tam bir uyuma, harika bir akışkanlığa ulaşıyor.
Oysa…
Önceki günlerin erken saatlerinde penceremden seyrettiklerimi tekrarlıyor yine bu sabah, eylül sokak.Seyredilmiş aşk filmlerinden çıkmış tabancalı adamlar yine…
“ben çocukken anne ve babamın sevişme seslerini dinleyerek uyurdum. Zamanla annem ve babam arasındaki sevgi bitti. Ondan sonra, onların kavga seslerini dinleyerek uyur oldum.”
Adın yok artık senin çocuk. Haylaz gülüşüne sakladığım anlam var aklımda. Belki büyüdün sen, belki kirlendin hayatın utanmaz yanıyla. Ama bende yalnızca gülüşünle kalacaksın, yalnızca haylazlığınla...Adın yok sevgili çocuk, atfettiğim haylaz gülüşünden ba
Her ne kadar bazı etkinlikler bizleri heyecanlandırsa da, Malatya eski Malatya değil.
Her ne kadar ilimize davet edilen hocalar, ilim adamları, bilim adamları hatta film adamları Malatya’ya methiyeler yağsa da Malatya (şimdilik) eski Malatya değil.
Temennimiz ve özlemimiz; Malatya’mızda çıkar ilişkilerin bir kenara bırakılıp
dünyadaki en gizemli ve en gerçek duygu aşktır.
Bir ilüzyon düşünün.
Başlarken pür dikkat izlersiniz...
Ölümcül bir bitkinin bedenimizde sarmallanan dalları ve yaprakları arasında yolunu bulamamış iki çocuktuk. Pamuk şekerimiz elimizden alınmıştı. Sen bilyelerini bıraktığın yerde unutmuştun… Ben kırılan oyuncaklarıma ağlıyor hayatımın ilk cenaze törenini yapıyordum.
Olumsuzluklar üzerinde ısrarlı bir dünyamız var. Kimi zaman bir tufan gibi yıkıyor savuruyor, beklenmediği zaman bir bebeğin gülümsemeleriyle yaşama akıyor.
Bir dünya ki kana doymamış, çocukları katletmiş, ar namus bilmemiş.
Keşfedilmemiş güzellikler, büyük sevdalar ve karşı konulamayan istençler hepsi bu kainatta.
M. Kemal Sayar