Siz Böyle Düşünürseniz Ben Ne Yaparım!
Mana muhayyilesi, bir hasret olarak gün yüzüne muhtaçtı…
Üstatlar rahmetin şerefine nail olurlarken…
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Mana muhayyilesi, bir hasret olarak gün yüzüne muhtaçtı…
Üstatlar rahmetin şerefine nail olurlarken…
Araya başkaları girdi, roller değişti. Başkalarına “sevgili” dedik, “el ele” gezmeler oldu caddelerin kaldırımlarında, kaçamak ve sahte bir öpücük oldu yaşama sığdırdığımız mülteci hayatımız. Hepsi aşk suretiydi. Aşk yalnız “ikimiz” deydi!
büyük aşklardan sonra geri sadece küçük şeyler kalır...Çünkü büyük parçalar içimizden kopup gitmiştir. Kalan küçük parçalara, önümüzdeki aşklar için ihtiyaç uyarız...
Adalet Ağaoğlu
Küçük bi kzıdı oysa, yüreğinde, ruhunda saklı herşey, ama kaybetti küçük kız içindeki sesleri.. aşkı bulamadı, rüzgarı hissedemedi teninde.. duy beni küçük kız, haykırıyorum tüm gücümle, dön hayata..
Aşığımdır, sevdiğimi düşünürüm saatlerce. Tabi düşünürken genelde gözlerim açıktır. O güzel düşüncelere dalıp giderken farkederim; zihnimde böyle güzellik varken, gözler çirkin duvarlara boş boş bakmaktadır. Renk yok, estetik yok, bir ahenk yok... Daha önce de belirttiğim gibi doğayı severim, aklıma bir fikir gelir, derim kendime neden tutkunu olduğum
Ruhum soyulmadan soyundum ruhumdan. Korkmadım çırılçıplak kalmaktan, yanmaktan korkmadım. Yanarken tutuşturdum inceden. Evimin kapıları kapanıp da giderken, her gidene beni bıraktım, yüklerin en ağırından.
Onca güzellikten sonra ben yavru martılar kadar kafa tutabilecek miyim bu yaşam şartlarına?.Sıcacık ve değerlerini kaybetmemiş insanlar arasından, robotlaşmış ve değerlerini yitirmiş insanların çoğunlukta olduğu bu soğuk İstanbul''a.Bu günkü yolculuk sırasındaki dev dalgalar kadar büyük bu fark ürkütüyor beni.
film film, kare kare başa sardım hayatımı...
Bizler eskiden üzerine güneş doğmayan bir millettik? Sabahın erken saatlerinde yatağımızdan kalkar, Allah’ın huzurunda secdeye varır, günün ilk şükrünü eda ederdik. Sessizliğin içine dalar, manevi iklimlerde soluklanırdık. Hakikat yolunun sadık yolcusuyduk Hiç kimse bizi hak bildiğimiz yoldan çeviremezdi. Sırat-i müstakim üzere yürürdük hayat yolunda. Hayat ağacının leziz meyveleri
Ve artık bıraktım yıldızlara koşmayı, öğrendim kadere bağlanmayı… Artık acı benim, sadece benim acım… Bir çift yeşil gözle başlayan hayallerim, yine o bir çift yeşil gözün gururumu kırmasıyla söndü…
tatlı bir zehirdir hayat damarlarımızda usulca ilerleyen. usulca bekler vakti gelinceye dek.
Yaşar Kemal