Sevgili
Sevgili!..Her seher vakti, çiğ damlaları ile ürpererek uyanan kan kırmızısı güller, dönmedin diye, zemherilerde üşüyen kardelenler gibi boyun büktüler....
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Sevgili!..Her seher vakti, çiğ damlaları ile ürpererek uyanan kan kırmızısı güller, dönmedin diye, zemherilerde üşüyen kardelenler gibi boyun büktüler....
Siyah-Beyaz bir yaşamın hüznü renklenmişti seninle.
Son Gidişindi Bu. Ve ben ağlıyordum.
Dedim ya, sana söylemediğim çok şey var aslında daha. Herkes sadece aşık olduğumu sanıyor sana. Oysa seni ne kadar çok sevdiğimi söylemedim daha, ne sana ne de başkalarına. Ama biliyorum, son başlangıcım oldun o dakikadan sonra ve üç nokta koydum artık ardına..
İLK'E DAİR
Kır saçlı duygulara yenik düşen yorgun bir avcı hüznünde sesleniyorum gecenin alacakaranlığına,acımasız olmamıştı ve sızlatmamıştı beni hiç bu kadar sensizlik. “gün geçer ömür neylersin” tadında bir öfke tadıyor her şey ve sen ve ...
Sensizliğin yükü zordu... Çoğu kez karanlıktı ve kimsesiz bir sokak arkası kadar soğuktu.. Üşüdüm be dostum hemde delicesine... Ama korkmadım karanlıktan biliyordum elbet bir ışık parşası vuracaktı yamaçlarıma..
Acının yüreğe sinişiydi sevgilerimiz. İçimizde yağmalanmış sevdaların,dostlukların izdüşümü,yüreğimizde eskidiğini sandıkça yenilenen bir acı taşıyorduk. İşte bu yüzden kısacık bir zaman diliminde sana dost demek ,seni tanımak hiç zor olmadı. Sende kaçışl
Mavinin düşünülüp,kırmızının konuşulduğu bir hayaletler şehrinde,ben umut dolu günlerime uzun bir yolculuk yaparken
VE ARTIK RENKLERİM DE' SEN' LENDİ...
'bir ikindi vakti,ufkumda güneş batarken,yıldızlar bir gözyaşı gibi aktı sensizliğe,başladı sessiz ve sensiz geçen günlerimin ilk adımları'
Ey aşk, habersiz geldin madem, sessiz sedasız, parmak ucunda yürüyerek, neden gidişin bu kadar şiddetli bir kasırga, arkanda neden yığınla enkaz, yeni bir düzen yaratmanı kimse istemedi ki senden, ya da gelmen için hiç çaba da harcanmadı ki, neden ansızın sığındığın yüreğe, nankörce açtın savaşını, neden masumca kabul
kocaman bir çınar ağacının dibinde yaprakların yeşilliğinde hülyalara dalmışken yazdığım bir denemedir..
Otururken el ele tutuşmalar vardı mesela. "Aman kimse görmesin" bir
telaşla ellerimizi saklamaya çalışışımız. Şarkılara, şiirlere söz yürütürdüm
birde.
Kan kırmızısı gözlerimde seni görünce hüzün dur diyor. Duramıyorum. Kan çöküyor gözlerime, hüzün çöküyor, sen çöküyorsun. Hüzün özür dileyip giderken gözlerimden, göz yaşlarım sana mühürleniyor. Mühürlü gözlerle senden bakıyorum aleme. Her baktığım şey se
Evet yaşlıydım. Evet deplasmandaydım. Evet hakem hata yapmıştı. Hiç biri bir sebep olamadı aşksızlığıma. Eski hüzünlü şarkıların hüznünü yenemedik. Hep yalnızlıklara yürüdüm ben oysa. Hep mistik bir sensizliğe. Nerden baksan şehirler arası yalnızlıklar.
....
Kimse fark etmedi ayrıldığımı..
Kimse merak etmedi neden ve nereye gittiğimi…
Bir mendil sallayanım olmadı ardımdan…
Mahcup bir el kaldıranım…
Allah bizleri hayata hazırlaması için nasıl anneleri görevlendirdiyse, hayatımızın geri kalanını aynı güvende geçirmemiz içinde siz eşleri görevlendirmiştir...
Buralarda seni severken, seni tüm aydınlıklarla doldurmaya çalışan ve sonunda yapayalnız kalacak... Buralarda sonunu kendi elleriyle biçimlendiren ve seni sevdikçe yalnızlaşan bir ben var...
Melisa Kesmez