Cevapsız Sorular
Kaç bin gününü çalardı ömründen insanın bu en güzel yerinde kördüğüm olan ilişkiler? Hangi vitamin iyi gelir, hangi ilacın farmakolojik özellikleri keserdi unutulmuşluğun ateşli nöbetlerini?
"Bir sözcükten sonra gelen doğru sözcük, yıldırımla ateşböceği arasındaki farktır. — Mark Twain"
"Bir sözcükten sonra gelen doğru sözcük, yıldırımla ateşböceği arasındaki farktır. — Mark Twain"
Kaç bin gününü çalardı ömründen insanın bu en güzel yerinde kördüğüm olan ilişkiler? Hangi vitamin iyi gelir, hangi ilacın farmakolojik özellikleri keserdi unutulmuşluğun ateşli nöbetlerini?
Olmayanlar olması gerekenlermiş... Tek telli bir saz gibiydim ve akorsuzca çalınıyordu hayatım!
İstemesemde zorla dinletiliyordu bana;
Acı bir gülümsemeyle alkışlanıyordu olmayanlar, küçümseniyordu olması gerekenler. Bana göre ise; hiçbirşey olmuyordu.
Nasıl yani bir kayboluşsa aşk ben neden kendimi hiç bulamadım... Kayboluyorum kusursuz bir fırtına gibi...
Geçmişimizin ne kadarı,kaçta kaçı hatırlamak istemediklerimizle dolu? Yada hatırlamaktan kaçtıklarımız,uzaklaşmak istediklerimizle?
İşte…
Saat yine gece yarısını devirdi…
Yüreğimin acılarını mantığımın duvarları arasına hapsetmeye götüren kara trenim bugünkü seferine kalkmak üzere… Şöyle bir bakıyorum da; seni tanıdığım günden bu yana birkaç vagon daha arttı bu kara trenin uzunluğu. Daha bir yavaş gitmeye başladı üzerindeki yükün muazzam
Güneşin başka iklimleri aydınlatmaya, başka gönülleri ısıtmaya gittiği şu saatlerde, kâğıdı, kalemi elime alıp, seninle dertleşmek, yalnızca sana yazmak ve yalnızca seni özlemek geçiyor içimden. Sana yazmak. “Sana Seni Yazmak”.
Her savaşın ve her kazanımın yüreğinin işlevselliğini azalttı senin sen dingin denizlerin gülüsün boşver ağlama ha geçer...
(Yüreğinde kanayan yara asla dinmesede)
... Ve sonra sana mektup yazmak geldi aklima, evet boyle bir baslangic yapmak istedim, kafamdakileri edebi bir dille, yuregine sevdalandigim ama ayri dustugum senle karsilikli olmasada paylasmak istedim. Seni sensiz yasamaya alisamayan ben, sana hic
umutsuz vaka diye kendini nitelendiren yazarımız çok yakınındaki birine haykıramadıklarını kimliğini gizleyerek düzenli bir şekilde burdan yazmaya başlayacak artık. gerçi o okuyamadıktan sonra ne anlamı var ki???
Ve bu gezmeyle sana olan yolu kat etmek istiyorum..., her ne kadar gidiyorsam yine gelip sensizlige kavusuyorum!!! Geceleyin atese karsi atesle gidiyorum... Geceleyin bicak sirtinda geziyorum. Bicak kirmizi bir yilan olur... Ne maksat dayanir ne de gögsü
Güllerin Efendisi dediler ya Sana.. Gülleri sevmem bundandır. Gülizarlarda dolaşıp üzerime çiğ çiğ gül kokuları yağsın demem bundandır.
Dileklerimizde karbeyaz bir güzellik varken, her bebeğin gözlerindeki o bilge bakış, gözbebeklerimize yerleşmişken, susuyoruz.. sarıyı yeşile karıştıran sonbahar ağaçlarının altında yürümek varken, nemli toprağın kokusunu ciğerlerimize çekmek, bir dosta s
Zamana yenik düşen hâtıralarım var,zamana yemin düşen an'larım. Hayâlhânesinde sükûtu içen derviş kılığım,tüm pejmürdeliğiyle toz alan bir köprüde. Yıkık evler artığıyım, kabul görmedi dilimdeki lâl tadım. Çöle kuyu bulduran gözyaşlarım, gecelere taşıdı yorgun yamaçlarımı. Düşkünlüğüm düşümde üşüdü, açıldı döşümde kocaman bir yara...
Söyle Ey Aşk Ustam;
pişman olmadan yaşayabilmek ve yaşanmışlıklara kazanç penceresinden bakabilmeyi bilebilmektir,hayat..Ve girdiyse hayatınıza gerçek ve olağanüstü bir aşk,karşımızdakine bunu anlatabilme ihtimallariyle geçer günlerimiz.Ve bir gün,pişman olmamak için ileride,haykırırsın sevgini cesurca.Her türlü sonuca razısındır artık,ve sonuç ne olursa olsun,eklenmiştir hayatına bir kocaman 'İyiki' daha..