Dumansız Bir Hava Sahası İstiyorum, Ya Siz?
.... Nerede o dumansız hava sahası? Ben hiç bir yerde artık hava sahası göremiyorum....
"Yazmak, bir hayaletle satranç oynamak gibidir. Bazen kazanırsın, ama asla gerçekten yenemezsin." - Stephen King"
"Yazmak, bir hayaletle satranç oynamak gibidir. Bazen kazanırsın, ama asla gerçekten yenemezsin." - Stephen King"
.... Nerede o dumansız hava sahası? Ben hiç bir yerde artık hava sahası göremiyorum....
O kadar önemlidir ki, bir millet olmanın ilk adınıdır.
O kadar önemlidir ki, nesil emniyetinin başlangıcıdır.
O kadar önemlidir ki, bir güle, anneliği tattıran ilk merhaledir.
Şiddete maruz kalmak, o acımazlığı an be an yaşamak, ince ince sızlayan bir yürekle bir ömür geçirmek, yıllarca kimselerle paylaşamamak hiç de kolay değil. Mutlaka çeken bilir, bizler ise sadece anlamaya çalışabiliriz.
Feminist denince benim kuşak ne anlar(dı)? Benim kuşak dediğim, 78’liler de denen Kayıp Kuşak diye adlandırılan, 1956 – 1964 arası doğup, geniş bir yelpazeye yayılan 68 kuşağının ardından gelip ezilmiş olan kuşak...
Sanat, ekin ve sporda alınan başarılı sonuçların dünyada nasıl yankılandığını gördünüz. Futbol Millî Takımımız, nasıl başardıysa yine öyle başaracak. Eksi, artılarıyla, eksikleriyle.
Aşk Mekke’de başlar, aşk Medine’de başlar. Ve vatana dönüş yaklaştıkça hasrette kalplere düşmeye başlar daha o anda. Gözlerde yaşlar sel olur ayrılık akla düştükçe, zorla ayrılan sevgililer gibi kırılır kollar kanatlar. Gönül artık yasa girer, oda tıpkı Kâbe gibi karalara bürünür. Ayrılığın ateşi dönmeden yakar daha ve döndüğündeyse
Güncele ilişkin okuduğum yazılarda sürekli karşıma çıkıyor; "içi boşaltılmış kelimeler" ya da "içi boşaltılmış kavramlar" deyimi. Cumhuriyet, demokrasi, laiklik, liberalizm, Kemalistlik, Atatürkçülük, sağcılık, solculuk... derken ta dinciliğe kadar bir çok kelimenin , "içi boşaltılmış" lığından dem vuruluyor yazılarda. Çoğu kez, yazının gidişatından; yazarın kendi doğrularına çarpıcı bir vurgulama
Günümüzde toplumsal yara olarak gördüğüm ve sezinlediğim eşlerin geçinemeyip yapmış oldukları ayrılıklarda ; kaynana gelin kavgalarının baş aktör olduğuna inandığım için bu yazıyı yazma gereğini duydum...
Kavramlar giysilere benzetilebilir. Hani içini doldurunca üzerimizde şık ve güzel duran, dolduramayınca hoş görünmeyen giysilere…
Tıpkı gökyüzündeki yıldızları yakalayamayacağımızı bildiğimiz halde onları izlemenin, gözlerimizi kırpmadan dakikalarca takip etmenin keyfine varmak gibi…
Bir şeylere karar vermek bile o işin yapılanmasında olumlu bir adım değil midir sizce de? Madem ki şu anda oralarda ardı ardına yaşananlar içimizi yakıyor, yüreğimizi sızlatıyor o halde bir yerlerden ses vermeliyiz bizlerde.