Atatürk
Mustafa Kemal ATATÜRK ya da Gazi, aslında Büyük Komutan, O’na ne derseniz deyin, O’nu nasıl anarsak analım, şüphesiz olan tek şey; Atamız için söylenecek çok şey olduğu gerçeğidir.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Mustafa Kemal ATATÜRK ya da Gazi, aslında Büyük Komutan, O’na ne derseniz deyin, O’nu nasıl anarsak analım, şüphesiz olan tek şey; Atamız için söylenecek çok şey olduğu gerçeğidir.
Bir medya kuruluşu taraf oluyorsa veya taraf olmaya zorlanıp taraflı yayın yapıyorsa, o kuruluş tarafsız yayın yapma çizgisinden şaşacağı ve farklı bir kişinin, kurumun veya siyasi partinin tekeline girip bir propoganda aracı olacağından, asıl görevini tam anlamıyla yerine getiremez.
… işte böyle bir insanlıkta şuçtan söz etmek imkansız olacak ve öyle olmasındansa şuç işlemek daha iyidir.
Bunların yanında ben en çok Türk çizgi romanları okur ve onları okuduğum yerde Türklüğümle onur duyardım. En sevdiklerim Tarkan, Karaoğlan, Kara Murat, Tolga, Yüzbaşı Volkan. Genelde tamamına yakını tarihi kahramanlarken sadece Yüzbaşı Volkan günümüzde yaşayan bir kahramandı.
Demokratikleşmek ve barış içinde yaşamak için, devlet ve toplum, artık birbirlerini suçlamaktan vazgeçmeleri; öncelikle hatayı kendilerinde arayan bir sorgulama sürecini başlatmaları şarttır. Dile getirdiğimiz barış, tarafların demokratik değerler temelinde, kendi muhasebelerini yaptıkları bir projenin adıdır.
O kadar önemlidir ki, bir millet olmanın ilk adınıdır.
O kadar önemlidir ki, nesil emniyetinin başlangıcıdır.
O kadar önemlidir ki, bir güle, anneliği tattıran ilk merhaledir.
Bir düşünce, bir söz…
Kurşundan ağır, okyanustan derin, gök kubbeden daha yüksek
Sözlerden böyle bir söz “affetmek”.
Her bir yanından çekiştirdikçe, sallanıp duruyor dünya; bir türlü dengesini bulamıyor. O halde ne yapmalıyız sorusunu sormalıyız kendimize.
İnsan denilen ve bu isimle anılan bizlerin aslında sadece kendi erk ve çabamızın güçlülüğünü gerçekleştirmek için ne kadar çılgınça bir çaba içinde olduğumuzu bugün belkide yaptığım yada yapmaktan son anda kurtulduğum bir tartışmanın sonunda anladım
Bekir Yıldız, 8 Ağustos 1998' de aramızdan ayrıldı. Bir Yıldız daha kaydı.. Ruhu şad olsun...
" İliklerimize kadar sinmiş özgüvensizlikten kurtulmamız, tarihimizden kopmaktan kaynaklanan edilgen tavrı terk etmemiz şarttır. Dünyada ve bölgemizde, insan haklarının, demokrasinin ve barışın egemen olması için üzerimize düşen görevin tarihi bilinciyle davranmak zorundayız.
Acımak , üzüntü ve korku olduğum yerde beton kesilmemi sağlamıştı. (Oysa okulu böyle anlatmamışlardı bize.)
Ta ki arkadaşımın, öğretmen içeri girmeden beni kolumdan dürterek söylediği cümleye kadar;
Nurdan Gürbilek