Sucluyum, Cünkü Mutlu Olmak İstedim
Öyle bir zaman ki bu zaman, mutlu olmak isteyince dar agacinda asiyorlar insanlari......
"Sanat, gerçeği fark etmemizi sağlayan yalandır. — Pablo Picasso"
"Sanat, gerçeği fark etmemizi sağlayan yalandır. — Pablo Picasso"
Öyle bir zaman ki bu zaman, mutlu olmak isteyince dar agacinda asiyorlar insanlari......
Bayram evrenin güzelliklerinde mekân tutmuş ve bir millet olgusuna erişmiş toplumlarının çoğunluğunda farklılıklarla kutlanır.
İnsan olmamız sebebiyle ortak paydamız olan sevinç ve keyfiyet müşterekliğinde birleşiriz.
Yetmedi mi, neden bir de mezarlıkta ki yakınlarınızı ziyaret etmiyorsunuz. Hayatın ne kadar kısa ve sorunları büyütmenin anlamsızlığını anlayacaksınız.
Olanak ve gerçeklik kategorilerinin bilimsel anlamı bizlerde ancak idealist diyalektik düşüncenin bir aşılmış biçimi olan, materyalist diyalektikte gerçek olarak ortaya çıkarlar.....
Biliyor musunuz, benim hiç sevgilim olmadı genç kızlık dönemimde. Büyüklerimin, öğretmenlerimin telkinleri, yanlış yönlendirmeleri yüzünden.....
.... Nerede o dumansız hava sahası? Ben hiç bir yerde artık hava sahası göremiyorum....
Düşünce bir ırmak gibi akar..Ne durdurulabilir, ne de başlatılabilir..Düşüncenin bu ırmak gibi akışı içinde belirli bir konuda derinleşmek ise düşünme kavramının içini doldurur..
Televizyonda Televole ve bunun gibi magazin programlarını izler misiniz? Ben izlemem. Bu tür programları izlemediğim için, ne sıkıntılar yaşıyorum bir bilseniz.Yakında ben de izleyeceğim. Neden mi? Bir okuyun başıma gelenleri, neden izlemeye karar verdi
Genel olarak yaşam üçlemesi dün-bugün-yarın yaklaşımının yarın bölümü, şu an bile yarına doğru yol alırken, yaşamlardan uzak değildir.
Aşk Mekke’de başlar, aşk Medine’de başlar. Ve vatana dönüş yaklaştıkça hasrette kalplere düşmeye başlar daha o anda. Gözlerde yaşlar sel olur ayrılık akla düştükçe, zorla ayrılan sevgililer gibi kırılır kollar kanatlar. Gönül artık yasa girer, oda tıpkı Kâbe gibi karalara bürünür. Ayrılığın ateşi dönmeden yakar daha ve döndüğündeyse
Acımak , üzüntü ve korku olduğum yerde beton kesilmemi sağlamıştı. (Oysa okulu böyle anlatmamışlardı bize.)
Ta ki arkadaşımın, öğretmen içeri girmeden beni kolumdan dürterek söylediği cümleye kadar;
İnsanlar farklı düşünür, farklı görür. Herkes aynı düşünse, aynı şekilde görse, aynı şeye inansa sen'in ne anlamın kalır ki? Sen, 'o' ya da 'ben' değilsin. Sen, sen'sin. Ben, ben'im. Ben ve sen, biz'iz. Biz Mila Kunis'in gözleri gibiyiz: İkimiz de 'göz'üz, renklerimiz farklı. Birimiz olmadan, diğeri yalnız ve
"Zihinsel ezbercilik" olarak adlandırılan durum, sadece öğrencilerin ders ezberleme alışkanlığı değil, toplumun her katmanında görülen, başkalarının fikirlerini sorgulamadan benimseme ve yeni düşünce üretememe halidir. Bazen "profesyonellik" veya "geleneksellik" maskesi altında gizlenen bu durum, toplumsal gelişimi engelleyen görünmez bir zincir gibi işlev görür ve tüm alanlarda durgunluğa yol açar.
Acı neydi? Ya duyan var mıydı? Ben sağır oldum. İnsan kendi sesinin çığlığından sağır olurmuş. Ben deli oldum. Neydi televizyonlarda gördüğüm.. Üzülürdüm.. Ben talan oldum.. Sen Şehit oldun..
Medine... Çorak toprakların, gece karanlığının gaz lambalarıyla yırtıldığı köhne odalarında, mürdüm eriği buğulu gözlerle, ancak gece kurduğu hayallerle köyünün dışına çıkabilen; köhne bir babanın ve çorak bir dedenin alçak zihniyetiyle toprağa diri diri gömülen Medine...
Milyonların yaşadığı şehirde günün yorgunluğunu nasıl atarsınız? Herkesin küçük, sevimli ya da alçakgönüllü bir yanıtı olacaktır şüphesiz. Ben diyorum ki biraz daha iletişime gereksinimimiz var. Arkadaşlar toplanıyor, gruplar toplanıyor, kulüpler toplanıy