Bir Metro'da ve Bir Otobüs'te
Kim Demiş Avrupa İnsani Medeni,
Ne Edep Kalmiş Ne Haya çırılçıplak Bedeni,
Açmaksa Bedeni Olmaksa Medeni,
Desene Hayvanlar Dahada Medeni
"Tanrılar bizi cezalandırmak istediğinde, dualarımızı kabul eder." - Oscar Wilde"
"Tanrılar bizi cezalandırmak istediğinde, dualarımızı kabul eder." - Oscar Wilde"
Kim Demiş Avrupa İnsani Medeni,
Ne Edep Kalmiş Ne Haya çırılçıplak Bedeni,
Açmaksa Bedeni Olmaksa Medeni,
Desene Hayvanlar Dahada Medeni
Olanak ve gerçeklik kategorilerinin bilimsel anlamı bizlerde ancak idealist diyalektik düşüncenin bir aşılmış biçimi olan, materyalist diyalektikte gerçek olarak ortaya çıkarlar.....
"Babası gelirken baklava alır mısın?Kızımızın tatlı zamanı geldi!!!! "
Murtaza Efendi bekçilik yaparak evine ekmek götürmeye çalışırken, gece, soğukta, üç kuruş maaşını alırken yalnız olduğunu ne şiddette hisseder sizce? Ölümüne hissetmez mi? Ya da hissettiği yalnızlık değil de çaresizlik mi? Yalnızlık çaresizliğin en kötüsü
Küçük dokunuşlarla yokluyor zaman!
Sonra çok sular aktı
Hem hicaz yollarında çürüdü raylar
Hem kirlendi Kâbenin örtüsü
Sonra sen gittin,
Sizce bu yalnızlık meselesinden Fellucede'kilerin veya evsizlerin veya ezilenlerin ne kadar haberi var?Burjuva portakal soyarken bile kendini yalnız hissedebilirken. Ya da acaba ezilenler sadece portakal soyarken mi kendini yalnız hissedebilirler???
Ekonomideki durgunluk can sıkmaya devam ediyor.
İşlerin durgunluğu, para sirkülasyonunun iyice tabana vurması, üretimin de buna paralel olarak can çekişiyor olması, işsizliğin tavan yapması, karanlık bir sona doğru son sürat gidilmesi yaşanan bu tabloyu anlatan sadece birkaç kelime…
.... Nerede o dumansız hava sahası? Ben hiç bir yerde artık hava sahası göremiyorum....
Güncele ilişkin okuduğum yazılarda sürekli karşıma çıkıyor; "içi boşaltılmış kelimeler" ya da "içi boşaltılmış kavramlar" deyimi. Cumhuriyet, demokrasi, laiklik, liberalizm, Kemalistlik, Atatürkçülük, sağcılık, solculuk... derken ta dinciliğe kadar bir çok kelimenin , "içi boşaltılmış" lığından dem vuruluyor yazılarda. Çoğu kez, yazının gidişatından; yazarın kendi doğrularına çarpıcı bir vurgulama
“ben çocukken anne ve babamın sevişme seslerini dinleyerek uyurdum. Zamanla annem ve babam arasındaki sevgi bitti. Ondan sonra, onların kavga seslerini dinleyerek uyur oldum.”
Son 40-50 yıldır süren dil yozlaşması-yozlaştırılması faaliyetinin mahsullerini son yıllarda topluyoruz: artık hepimiz İngilizce konuşuyoruz!
Şu son günlerde her "ben"in , "öteki" ile ilgili bir açılımı var neredeyse. Bireylerin, grupların, kurumların, partilerin, sanatçıların... açılımları, yol haritaları savrulup duruyor medyada bir süreden beri. Düşünüyorum da; her bir açılım, orijinalliğinin yanında ne kadar tarafsız ? Ya da tamamiyle tarafsız olabilmek mümkün mü bu tür açılımlarda
Her ne kadar bazı etkinlikler bizleri heyecanlandırsa da, Malatya eski Malatya değil.
Her ne kadar ilimize davet edilen hocalar, ilim adamları, bilim adamları hatta film adamları Malatya’ya methiyeler yağsa da Malatya (şimdilik) eski Malatya değil.
Temennimiz ve özlemimiz; Malatya’mızda çıkar ilişkilerin bir kenara bırakılıp
Maia... Güzel prenses... Işıl ışıl parlayan iri gözleri... Rus kızlarını kıskandıracak kadar güzel sütun bacakları... Ahhh... Hele o pembecik karnı... Taze dişi Maia!
Güzel kızım... Prenses kızım... Biraz daha olgunlaştığında, sokağın sevgilisi olmaya aday kızım!...
Bebecikken, boynumda, koynumda uyuttuğum kızım, bir de kızdırmasan şu
Tümünü ayakta alkışlıyorum; bu işe gönül koyanlarla beraber hepsine yüreğimden kocaman bir teşekkür buketi gönderiyorum.
Son günlerde yaşanan türban tartışmalarında herkesin gözünden kaçan çok önemli bir detay bulunmaktadır. Türban veya eşarp boyundan mı bağlansın enseden mi bağlansın diye tartışanların ya da öğrencinin türbanla üniversiteye girmesiyle laiklik elden gidecek diye telaşlananların hiçbiri, öğrencinin kafasının değil KULAĞININ kapanmasıyla oluşacak tehlikeyi görememektedir
Ayfer Tunç