Uzay ve Zaman Üzerine...
Uzay kavramı, evrensel dağılımı..zaman ise, evrensel dağılım içindeki nesnelerin birbirlerinin yerini alışını dile getirir..
"Yirmi yedinci Mayıs ve hala dünya dönüyorsa, demek ki henüz yeterince saçmalamamışızdır." - Douglas Adams"
"Yirmi yedinci Mayıs ve hala dünya dönüyorsa, demek ki henüz yeterince saçmalamamışızdır." - Douglas Adams"
Uzay kavramı, evrensel dağılımı..zaman ise, evrensel dağılım içindeki nesnelerin birbirlerinin yerini alışını dile getirir..
Ve sadecesadece dostluğuna güvendiğim dostumun, çaresizce boşlukta sallanan avuçlarına,
Yüreğim uzanmıştı
Yalnız ve çaresizliklerine ortak olan
Sadece ağlayan yüreğimdi, onların avuçlarında olan
Düşünce bir ırmak gibi akar..Ne durdurulabilir, ne de başlatılabilir..Düşüncenin bu ırmak gibi akışı içinde belirli bir konuda derinleşmek ise düşünme kavramının içini doldurur..
İnsanlar genellikle, içinde yaşadıkları toplumun kendileri hakkında ne diyeceğine, ne düşüneceğine bağımlı olarak yaşarlar. Bu bağımlılık, insanları din ahlakının gereklerini yerine getirmekten alıkoyar. Kurallarını toplumun koyduğu, adeta bir din gibi benimsenen ve uygulanan bu yaşam şeklinin dayanağı, ‘çoğunluğa uyma’ mantığıdır. Bu batıl gelenek toplumda öyle yerleşmiştir ki, kişiler
akın zamanda yaşadıklarım beynimin bardağını taşıran son damlanın da düşmesine neden oldu. Çivim çıktı, ayarım bozuldu. Bir kendime baktım, bir aynaya… Bir gariplik var bende. Beklenmedik olaylar karşısında ŞAŞKINA DÖNME tepkimi yitirmişim. Karşılaştığım, gördüğüm baktığım hiçbir olay beni hayretler içinde bırakmıyor artık.
Kalabalık, mahşer gibi bir toplumda yaşıyoruz. İnsanın anlaşılması veya anlaşılmamasından daha önemlisi insanın anlaşılır gibi davranması, oturup kalkması, görünmesi daha önemli değil mi?
Gece yorgun, devrildi üstüme. Devrik tümcelerim geldi peşi sıra. Devrik tümcelerimle beraber ben de devrildim sessizce. Şimdi sen de bunu yalnızca oku ve düşün. Sakın ses çıkarma bana. Ben susmayı biliyorsam; artık sen de öğren ve yalnızca işine bak; yapabilirsen…
İnsanoğlu,fıtratı icabı özgürlüğe düşkündür.Onu aç ve susuz bırakabilirsiniz ama esaret altında yaşamaya razı edemezsiniz.Sözü edilen insan,bir de Türk milliyetine mensupsa özgürlüğe olan meyli çok daha fazladır.
Felsefe insan olmanın en temel noktasıdır..İnsanın nesnel ve öznel bir bütünlük olduğu ancak felsefenin, sistemli düşünmenin gerçekleşmesiyle yaşam bulur..Bu bağlamda her insan bir düşünürdür..
Aklın ilahlaşmasıyla, bilgi saltanatını ilan etmiş oldu. Bilgi demek güç olduğuna göre ne kadar çok şey biliyorsanız o kadar akıllı ve güçlüsün demek anlamına geldi. Bilginin insanı ukallaştırdığı, aksine insanı yabancılaşmaya sürüklediği görmezlikten gelindi. Bilginin insanı insanlıktan çıkardığı söylenseydi aklın ilahlığına sorgu kapısını açacaktır.
Aynı olmak, her yönüyle eşit olmak anlamına gelmeli midir? Yoksa ayniyet kavramı, farklı farklı özelliklerimizle birlikte ortak bir “pınardan” fışkırdığımızı mı hatırlatmalıdır bize?
Yalnızlık yenemeyeceğimiz kaderimiz. Mutluluk bu kadere boyun eğmekle başlar ve geliştirir kendini aşkla, dostlukla, parayla. Ama bunların hepsi ancak yalnızların ulaşabileceği şeylerdir.
Osmanlı Devleti ordusunda askerin moralini düzeltmek için değişik yollara başvurulurdu.Mehter takımları askerin coşkusunu artırmak için önemli bir vasıtaydı.
İnsan hayatı gel git üzerine kurulu olduğuna göre insanı yaşam dengesini bozan görünen görünmeyen kaygıyı oluşturan ve korkuyla bütünleşen hayati örneklere geçebiliriz.
Birçok büyük kentlerde olduğu gibi Malatya’da ‘dilencilik’ bir kent sorunudur…
Dilenciliğin insanlık onuru ile bağdaşmadığı bir gerçek…
İnsanlık onuru ile bağdaşmayan ve Peygamber Efendimizin diliyle; “şerefsizlik” sayılmış bu dilencilik sektörüne “DUR!” demenin zamanı gelmiştir, diye düşünüyorum…
Eee, ne dersiniz, kolay mı bahara yelken açmak? Bakmayın siz, sırtınızı kızdıran güneşe, şen şakrak daldan dala konarak ötüşen, tomurcuk derdine düşmüş ağaç dallarıyla flört edenlere...
karamanoglu mehmet beyi arıyorum bileniniz duyanınız var mı???
Şermin Yaşar