Issız Günler
Bir yarım bırakılmışlıklar vardı. Bugün çoktan beri yazmadığımı düşünerek hayıflandım. Oysa ki şarkıda ki gibi ne güzel başlamıştı hikaye...
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Bir yarım bırakılmışlıklar vardı. Bugün çoktan beri yazmadığımı düşünerek hayıflandım. Oysa ki şarkıda ki gibi ne güzel başlamıştı hikaye...
Spor, dostluk ve kardeşliğin pekiştirilmesinde önemli bir etkiye sahiptir. Sağlıklı bir yaşam için bireysel spor yapmak ne kadar önemli ise, küresel barış için de spor ve spor organizasyonları o kadar önemlidir.
Dünyada en çok ilgiyi futbol çekse de, organizasyon olarak en çok takip edilen ve ilgi
Bir cuma akşamı dönüyordum eve;bilemezdim bunun cuma akşamıyla son buluşmam olduğunu.Işıklar kapanmış ve sessizdi sokağın evleri...Kapıyı açmamla tanışmıştım karşımda bekleyen üç silahın merhabasıyla,teslim ol diye sesleniyordu bir ses düşüncelerime ve tek bir kurşun değdi sol ciğerimin üstüne.Kan oldu düşüncelerimin gözyaşı akmaya başladı ahşap zemine.Ağlayan Meryem'im daha fazla dayanamadı
. Ve gözlerini kapat eteğinde Fıratın. Ruhunu güneşe emanet ederek dinle. Güneş yaksın, yürek kavrulsun, kulak görev üzere Evet şimdi dinle Fıratın her zerresini. Haykırışlarını duyarsın ehl-i sünnetin. Hüseyin, Hüseyinlerini duyarsın ve dahi Zeynebin.
2007 de kaleme aldığım toplumsal içerikli önemli bir yazım ... Hala güncelliğini koruduğu ve günümüz bazı hadiselerine ayna tuttuğu için tekrar gündeme taşımayı uygun buldum.
Eski bir demiryolcu çocuğu olarak babamdan, cumhuriyetin zor yıllarında demiryollarının tamir ve bakımında yaşadıkları zorlukları dinlemeyi çok isterdim. Ama bir ailenin ondördüncü çocuğu olmak bana bu ayrıcalığı tanımadı.
Server Tanilli, aydınlanma sürecinin en önemli çelişkilerini karanlıktan aydınlığa bilgece bir görev ve sorumluluk bilinciyle açığa çıkarmıştır.
Kim zaman zaman çocukluğuna dönmek istemez ki.. Hele ki anı biriktirmeyi sevenler.. Hele ki içindeki küçük çocuğu hep bir yerlerde saklayanlar.. Hele ki bazen büyük olmaktan sıkılanlar.. Bu mektup da tam oradan yola çıktı..
Neden Söğütlü? Bileniniz varsa beri gelsin…
Büyüklerimizin anlattıklarına göre; Söğütlü Camii çok büyük cenderelerden geçmiş. Malatya mimarisinin en önemli örneklerinden olan Söğütlü Camii, bazen memleketin en tanınmış Hoca Efendilerin vaaz-ı nasihatlerine şahit olmuş bazen de cezaevi olarak kullanılmış. Hatta bir zamanlar han olarak, ahır olarak kullanılmış
Her şey Mevlananın istisnasız herkesi dergaha davet etmesiyle başladı.
"Bağrı can dolu bir yarımadada kimsenin bilmediği bir vadideyim. Sessizlik gökleri inletiyor. Cırcır böcekleri ve türünü bilmediğim onlarca kuşun anlayamadığım canhıraş feryatları sayesinde nefes alışımı duyamıyorum sadece..."
Camın buğusuna adını yazdım bugün ilk kez…
Ve ilk kez bir cama yapıştı dudaklarım, dudakların yansıyorken gerçeğime…
Uzamıştı acı ekspertizlerim, yorulmuştu.
Kırılgan ölüm seanslarında kalacağımı sanmıştım ve susamışlığım azmıştı…
VE BEN, ZAMANIN KÖRÜNDEYİM
Geçenlerde emekli bir doktor amcamız anlatmıştı. Doğuya mecburi hizmete atandığı günlerde bir mezraya hasta bakmaya gitmiş. Akşam yemek ikram edip misafir etmişler karlı havada. Saat 12’leri geçmesine rağmen ev halkının yatmadığını görünce, ‘Siz kaçta yatıyorsunuz ?’ diye sormuş. Evin yaşlı ninesi ‘Gece ikide buradan tiren geçer. Nadiren de
Ben ipeksi bir karanlıkta tenine ulaşabilmek ve yakalayabilmek aşkıyla birçok duvara çarpacaktım yüzümü… Duvarlar, yüzümden sevince kesmiş sıvalarını sana dökmek istedikçe, sen iş yerini terk etmiş bir arsızlığı alıkoyup buzdan bir mala ile yok edecektin. Ben otoyol kayganlığında akıp gidecektim gölgenden. ‘Dur’ levhaları umursamayacaktı hiç birimizi.
Bu yüzden kesinliği olmayan devlet politikalarımız, bu yüzden kesinliği bulunmayan kanun....
Rebetiko, çıkış noktası Batı Anadolu ve İstanbul olan bir müzik türüdür, Anadolu Rumlarının müziğidir.
Çok değişik evreleri olan bu müzik türü aslında acının, hüznün, vatan hasretinin ve dışlanmışlığın müziğidir.
Gurbetten bir tren kalkıyordu;memleketin ilk istasyonunu özlemle bekleyen bir adam sabırsızlanıyordu eğilip öpmek için toprağı.Bir telefonla başlamıştı herşey,af çıkmıştı yurdunda ve sona ermişti sürgünlüğü.Sürpriz yapacaktı,kapıyı çalıp girecekti evine ve bitmek bilmeyen hasret tüketemeyecekti artık ciğerlerini...