Mutluluk & Mutsuzluk...
Mutlu insan AN'ı yaşar , Mutsuz insan ANILAR'da yaşar ... Atakan Korkmaz
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Mutlu insan AN'ı yaşar , Mutsuz insan ANILAR'da yaşar ... Atakan Korkmaz
Bir yıl daha bitiyor. Hayat yolculuğumuza bir yıl eksik olarak devam ediyoruz. Geriye dönüp baktığımızda bizde çıkan koku gül kokusu mu insanları mutlu eden, yoksa bir hiç mi?...
Çıktığımız her basamakta öğreneceğimiz çok şey var, gönüllerini kazanacağımız bir çok insan..
Çocuk bakımı, gelecek yıllarınızın şekillenmesi demektir. Bu yüzden geçmişi tekrarlamak değil, sürekli bir cerrah ustalığında öğrenmek, kendini geliştirmektir çocuk bakımı.
İnsanız Hattat. Yaşama dair, birbiri ardına birçok hayaller sıralayabiliyoruz. Birçok planlar yapıp birçok düşler sıralayabiliyoruz peşi sıra.
Her bir düş için, ümit ediyoruz, gerçekleşmesi için dua ediyoruz, hatta bazen, hayallerin gerçekleşeceğine dair yeni hayaller bile kurmaya başlıyoruz.
Küçük bir çocukken bir an evvel büyümek için sabırsızlandığımı düşünüyorum şimdi Belli ki bir şeylerden hoşnut değildim. Yani, 7 kardeşin en küçük olanıydım ve annemle babamdan sonra büyük kardeşlerimin ayak işlerinin hepsini ben yapmak zorunda kalıyordum. Her ne kadar bu duruma sinir oluyor olsam da kardeşlerim tavır alırlar
kendi başına dünyanın pusularına direnen sporcu o. o bir savaşçı. dövüşmek hayatla tek konuşması. sözleri yumruk gibi, tekme gibi. beden dilini konuşturan bir sporcu o. elleri ve ayakları yürek çarpması gibi. vurdukça elleri ve ayakları hayatın pusularına sisler dağılmakta.
Öğretmen; o tatlı, sihirli, tılsımlı sözcük!… Nasıl da telâffuz eder çocuklarımız onu coşku ve heyecanla… Söylerken kalpleri küt küt atar. Çünkü kalpten gelen, katıksız, saf bir kelimedir o… Derste, teneffüste, dışarıda, gök kubbenin altında her yerde yüreğimizi heyecana gark eder. Hangi birimizin hayatında derin izler bırakan öğretmeni yoktur
insanoğlunun hayatı boyunca gerçekleştirmek için gayret gösterdiği bir amaca odaklanmadan yaşamasının mümkünatı olduğu düşünülebilir mi?
O gün, kaldığı yerden okuyarak ezanı devam ettiren küçük çocuğun Reis/Erdoğan olduğunu filmde de çok açık belirtiyor. Zira sahnenin tam orasında davudi bir ses:
“...minareleri, sen, ezansız bırakma Allah’ım!”
O ses; Reis’in sesi…
Meğer Reis, taa o günden beri susturulmak istenilen ezanı
Her tren ilk gardan başlar yolculuğuna ve son durakta durup bir sonraki yolculuğuna başlar.
Hani şu öldürme merakı içinde olan, insanoğlunu anlatan karakter vardı ya, evet raskolnikov, ondan tutun da denizlerin korkulu rüyası gürgen balığına kadar, hepsi burada yaşamakta. Birde, bana yalnız derler. Küçük diye alay ettikleri bu çatı katı, bir çok hayat barındırıyor içinde.
Yaşam ırmağı gürül, gürül hızla kopürdeyerek akarken, bizler kısır bir döngü içerisinde kendi hapishanemize kendimizi mahkum etmişsek ; buna da yaşamak diyorsak, kendimizi kandırmıyormuyuz acaba ?
Issız bırakılmış yurtlarda kadim zaman insanlarıyla buluşmak ister misiniz!? Bir yolculuğa çıkalım o halde bugün; yıllarca önce terk edilmiş bir diyara doğru?!..
yaz mevsiminde iskenderun akşamlarına doyum olmuyor. sahilde dolaşmak terapi etkisi yaratıyor. günün yakıcı sıcağının yerini, insanı kuşatan bir zamanların işlek fenike kıyılarının serinliği alıyor
Mutluluğun resmi çizilmez bir gülümseme ile mutluluk verilir. Mutluluk çizilmez, mutluluk çizilseydi mutluluk olmazdı, herkes istediği gibi çizerdi oysa mutluluğa resimle şekil verilmez,şekli ile gülümsetir sen karşındakine gülümseyince ona mutluluk veriyorsun o sana gülünce işte o zaman mutluluğun resmini çizmek yerine fotoğrafını çekiyorsunuz.
İnsanın yaşadığı bu zaman dilimi belki saniyeliktir fakat insanı çok farklı ve otantik ortamlara götürüyor.
Neden böyle oluyor, pozitif bilim olgusunu hiçe sayarcasına, zaman faktörüne meydan okurcasına dik durabiliyor.