Çaya Dair Kırk Yazı - 19
Naz suya süzülünce gamzesi berraklaşır.
Işıldar hayallerde gül misalin gülüşü.
Niyazdaki dudaklar perilere yaklaşır.
Efsaneler anlatır gördüğümüz has düşü.
İ.K
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Naz suya süzülünce gamzesi berraklaşır.
Işıldar hayallerde gül misalin gülüşü.
Niyazdaki dudaklar perilere yaklaşır.
Efsaneler anlatır gördüğümüz has düşü.
İ.K
Bir gri, bir yol gibi, ne siyah ne beyaz, ne başlangıç ne bitiş, bir yol gibi, öylesine arada, öylesine belirsiz
Günümüz kentleri de insanlar gibi, canhıraş bir telâşın içindeler.sükûneti ve sessizliği çoktan unutmuşlar. Alelacele dolmuşa binen, tedirginlikle geç kalan otobüsü bekleyen insan misali
ya sıcakta kavrulmakta yahut soğukta titremekteler.
Düşlerimize yağdı peri tozları, kimimiz biriktirip sarıldı ruhuna, kimimiz buz tuttu ıssızlığında...
Güneş kırmızı havlusunda kurulana kurulana, santim santim çıktı denizin koyu maviliğinden. Can evini bırakıp yükselmeye başladı. Gökyüzünü grisini kırmızıdan sonra sarıya boyadı. Yıldızları kucakladı, toplayıp bohçasına attı. Sonra maviler saçtı bir de beyaz bulutlar sabahın üstüne. Bir ben gördüm, bir deniz feneri, bir de Gazi Kayası açıklarından geçen
Bu yazı sabah akşam ünsiyetine tanıklık ettiğimiz iki dosta yazıldı. Çay ile bardağa yani.Çayın buğusu bardağın ışıltısı esin kaynağı oldu kaleme. Kâğıtsa düşlerimize koynunu açtı... İ.K
Yüreğim bir çöl. Duygularım çöl çiçeği. Kum fırtınalarına dayandığım sürece, yağmurlar yağacaktır. Yüreğimin serinliği bu yüzdendir. Yağmurun yağacağına güvenmemdendir. Zira hala yüreğimin daha kurumamış köşelerinde geçmişten kalan bir damla mutluluk vardır. Ki o damla yağmurun gelmesine kadar bana yetecektir. Bir damla mutluluğu asla küçük görmem. Bilirim ki bir
Yağmurluğun kapüşonunda ince bir tıpırtı… Çok güzel ama acayip keyifli… Sokağın kenarından caddeye doğru çatılardan inen, yollarda biriken sular ince bir dere olmuş akıyor. Tertemiz, berrak.. Her taraf ıslak çimen kokuyor, ağaç kabuğu gibi başka bir şey daha…
Her fani bir gün bu suret âleminden hakikat âlemi olan ahrete göç edip gidecektir. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun (Biz Allaha aidiz ve (yine) Ona döneceğiz)(Bakara 156) ayeti de bu gerçeği bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor, en büyük tonda kulaklarımıza haykırıyor. Fakat basiret nazarları felç olmuş, duyma
Bu hayat nasıl bir divane dolap anlamadım ya Hû... Ne şimdi geçmişe benziyor; ne gelecek şimdiye... Yaşadıklarımız yaşamımız olurken, yaşlanıyoruz hiç anlamadan...
Mutluluğun resmi çizilmez bir gülümseme ile mutluluk verilir. Mutluluk çizilmez, mutluluk çizilseydi mutluluk olmazdı, herkes istediği gibi çizerdi oysa mutluluğa resimle şekil verilmez,şekli ile gülümsetir sen karşındakine gülümseyince ona mutluluk veriyorsun o sana gülünce işte o zaman mutluluğun resmini çizmek yerine fotoğrafını çekiyorsunuz.
şuan varım yarın var olabileceğimin garantisini ne alabilirim nede verebilirim-
Delice, ağrılı ve huzursuz bir histi kaplayan etrafını.. Ruh beden içinde yer alıyorken, beden yeni bir heyecanı soludu. Güzel olan hiç değişmeyecek ve ayrışmayacak bir andan ibaretti. Ayrışamazdı çünkü bir bütün olarak çekici ve vurdumduymazdı..
Rüzgar ateşin içinde kayboldu belki de ateşi hızlandırdı. Yağmurun sesi yavaş
Sen kimsin bir arsız mı yoksa sevgili mi? Hayalime çöreklenen sensin. Bana bir başkasını düşündürtmeyecek kadar beynimin her karesine çöken bir yığın düşüncesin. Yüreğimi sıkan bir elsin. Duygularımı ele geçirensin. Ya sen kimsin bir sevgili mi yoksa haydut musun? Duygularımdan ve düşüncelerimden daha mı değerlisin? Senin gözlerin kıymetli,
Kendimize gerektiği kadar zaman ayırmadığımız gibi bir düşüncem var. İnsan başkasına karşı olur da, kendisine karşı da cimri olur mu. Başka bir kaynaktan bilgi aldığımızda, Amerika” yı keşfetmiş gibi seviniriz. Oysa gerçek hemen yanıbaşımızda.
Aristoteles in konuş ki seni göreyim fikirlerimizi suya sabuna dokunmadan söylemek yerine gerçekleri sivri bir dille anlatmak değerlidir. Ona uydur buna uydur dersek unuturuz düşünmeyi...
Ne zaman o nemli labirentlerde "umut" diye yalvarırsın, o zaman yoluna o tek ve gerçek gül çıkacak.
Sahi diyorum bu yaşadıklarımız bir rüya ve kâbus mu diyerek kolumu çimdikliyorum, acıyor kolum demek ki rüya kâbus karabasan değil bir gerçekmiş Keşke ah keşke bir rüya olaydı bir karabasan olaydı uyanınca oh rüyaymış der rahatlardık...