Erguvan Akşamlar (N)
Akşam deyince, yine bir şarkının içli güftesi geçer içimden “Akşamın olduğu yerde bekle diyorsun gelmiyorsun. / Çünkü seni çok sevdiğimi biliyor biliyorsun.” yahut bir başka şarkı:
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Akşam deyince, yine bir şarkının içli güftesi geçer içimden “Akşamın olduğu yerde bekle diyorsun gelmiyorsun. / Çünkü seni çok sevdiğimi biliyor biliyorsun.” yahut bir başka şarkı:
ihtiyaç; insanoğlunun doğumu ile ölümü arasında geçirdiği süre içerisinde maddi manevi giderilmesi beklenen maduriyetlerinden ibarettir.
Ruhunun derinliğine bakmayı başardığında kendinden başka herşeyi ve herkesi görmeye başlar, saf olursun. İnsanların bir sonraki davranışlarını kestirebilir, lakin tuzaklarına düşersin. Saflığın onların gözünde ahmaklık olur. Hiç aldırma.
Aristoteles in konuş ki seni göreyim fikirlerimizi suya sabuna dokunmadan söylemek yerine gerçekleri sivri bir dille anlatmak değerlidir. Ona uydur buna uydur dersek unuturuz düşünmeyi...
Naz suya süzülünce gamzesi berraklaşır.
Işıldar hayallerde gül misalin gülüşü.
Niyazdaki dudaklar perilere yaklaşır.
Efsaneler anlatır gördüğümüz has düşü.
İ.K
Mutluluk ve yaşam kalitesi, her toplumun bilinç yapısında oluşan bilgiyle, göreceli bir durumda arz etse de, mevcut eğitim fırsatları, teknik ve maddi olanaklar baz alındığında, ortalama evrensel bir yaşam kalitesi ve mutluluğun varlığını hiç kimse inkâr edemez.
Çay, cennet güneşinin ışığının dünyaya sızan bir cüzüdür. Yaratanın kullarına ihsanıdır. Yedi rengin özünden süzülmüştür rengi. Kaynayan çaydanlığın sesi, nice hayal kapıları açar duyabilenlere. Nice hoş besteleri çağrıştırır bu ses. Çay demleme güzelliği derleme sanatıdır. Estetize duyguların, porselene ve cama ruh veren manasıdır çay. Porselen ve cam, çaysız
Sen kimsin bir arsız mı yoksa sevgili mi? Hayalime çöreklenen sensin. Bana bir başkasını düşündürtmeyecek kadar beynimin her karesine çöken bir yığın düşüncesin. Yüreğimi sıkan bir elsin. Duygularımı ele geçirensin. Ya sen kimsin bir sevgili mi yoksa haydut musun? Duygularımdan ve düşüncelerimden daha mı değerlisin? Senin gözlerin kıymetli,
Ne zaman o nemli labirentlerde "umut" diye yalvarırsın, o zaman yoluna o tek ve gerçek gül çıkacak.
Sahi diyorum bu yaşadıklarımız bir rüya ve kâbus mu diyerek kolumu çimdikliyorum, acıyor kolum demek ki rüya kâbus karabasan değil bir gerçekmiş Keşke ah keşke bir rüya olaydı bir karabasan olaydı uyanınca oh rüyaymış der rahatlardık...
Bir aydınlık tarafı var Ruh'un, bir de karanlık; seçim senin...
Bıkmadan, usanmadan, yerinden hiç kımıldamadan sizi bekliyor mutluluk.
Biz toplum olarak kuklaları çok severiz. Onların eylem ve söylemlerini zevkle ve heyecanla izleriz. Sabah akşam onlardan söz ederiz. Çılgınlıklarına, cesaretlerine, giyimlerine ve yaptıkları işlere hayran kalırız. Ve onlara benzemeye çalışırız.
Yağmurluğun kapüşonunda ince bir tıpırtı… Çok güzel ama acayip keyifli… Sokağın kenarından caddeye doğru çatılardan inen, yollarda biriken sular ince bir dere olmuş akıyor. Tertemiz, berrak.. Her taraf ıslak çimen kokuyor, ağaç kabuğu gibi başka bir şey daha…
Bazen en çok istenilenler, uzun süre gerçekleşmeyenler olur. Bir konu ne kadar çok zihni meşgul ediyor, davranışları yönlendiriyor, yaşamın akışında rol oynuyorsa o kadar gerginlik ve stres yaratabiliyor. Üzerinde fazla durmayıp sadece gerekenleri yapmak, uzun süreli beklentilerin olumlu sonuçlanmasını sağlayabiliyor.
Her fani bir gün bu suret âleminden hakikat âlemi olan ahrete göç edip gidecektir. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun (Biz Allaha aidiz ve (yine) Ona döneceğiz)(Bakara 156) ayeti de bu gerçeği bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor, en büyük tonda kulaklarımıza haykırıyor. Fakat basiret nazarları felç olmuş, duyma
İnsanın kafasında bir adam yokken düşünecek çok şeyi oluyor.ne zaman bir adamın omzunda ağlasam. Kafamdaki boşluğa üzülüyorum.
Geçmiş…
Açlık ve sefaletle mücadele eden Somali’nin İslamiyet’le tanışması Mekkeli müşriklerden kaçan Müslümanların Habeşistan’a göç etmesiyle başladı. İngiltere’nin sömürgesi haline geldikten sonra savaşlar, açlık, salgın hastalıklar ve çeşitli felaketlerle mücadele etmek zorunda kalan Somali halkı, 1984 te İngilizlerin kuzey Somali’yi, 1987 de İtalyanların güney Somali’yi işgal