Peki Ya Sen?
Ve insan sana binlerce kez teşekkür etmekten başka gelmez elimden bir şey.
Onca sene yaşamana rağmen öğrenemediğini, bana kısa zamanda öğrettiğin için.
Yalnızca,
Teşekkür ederim...
"Yazmak, aslında ölümü oyalamaktır, ta ki o da sıkılıp gitmeye karar verene kadar." – Franz Kafka"
"Yazmak, aslında ölümü oyalamaktır, ta ki o da sıkılıp gitmeye karar verene kadar." – Franz Kafka"
Ve insan sana binlerce kez teşekkür etmekten başka gelmez elimden bir şey.
Onca sene yaşamana rağmen öğrenemediğini, bana kısa zamanda öğrettiğin için.
Yalnızca,
Teşekkür ederim...
O, Öyle alımlı bir peri ki billûr tebesümdür elinde bardak, dilinde söz. Konuşsa çağıl çağıl, sussa ipek tül; ne farkeder adı gül yahut betül. Suyun berraklığı kıskanır saflığını. Çayın buğusu imenir gözlerindeki neme. Harfler adını yazarken erir sulara. Gözler, hasret hasretinden uykulara. Gülde haset, lâlede gam nedeni; incecik
Zaman, her şeyin ilacı olan zaman, türlü bahanelerle ızdırapları çoğaltan zaman, acıttığı kadarda acıyı dindiren zaman bence en büyük günahkar sensin şuan...
Son sürat, gevşemeye izin vermeden, canlılara has bir duruşla, bir şeyleri heba etmeden. Hız yolun en güzel kısmı, koşuşturma bitmek bilmeden. En gereksiz, en dokunaklı, bir uçurum kenarında ya da bir başlangıç çizgisinde!
Önce selâm sonra kelâm “düsturunca, söze başlamak ve güzel şeyler yazmak niyetiyle oturdum masaya.Fakat neşemi kaçıracak bir manzara kuşatıverdi hayalhânemi.Niyetimin diyetini verip”Damdan
dama atla yâr, Osman’a yandım”türküsü eşliğinde başka bir konuya
geçtim.
siz değerli okurlarımı asalet hakkındaki yazımla bilgilendirmek istedim görülmektedir ki insanlar asaleti gösterişten ibaret saymakta karşısında yer alan kimselere tepeden bakmaktan bir türlü vazgeçmemektedir ben de bu yazımla asaletin gösterişten ibaret olmadığını anlatmakla sizlere faydalı bilgiler vermek istedim.
Kalbin lime lime parçalanırken kanar benliğin, ruhun dönmek ister sonsuzluğuna, tırnaklarıyla ona tutunur bedenin. Acıları gömmek için çukurlar kazarsın içinde, birbirinden dayanılmaz aldığın her nefesle. Ah, yaşamak!..
Çekip gidesin gelir; bırakıp ardında zalim, yalancı, açgözlü, bitmez tükenmez oyunlarıyla bu fani hayatı. İlla ki daha güzeldir, deyip,
siz değerli okurlarıma kaleme almış olduğum bu yazımda insanı anlatmaya çalıştım sizlere faydalı bilgiler verebilmenin gayretine girmiş bulunuyorum umarım satırlara döktüğüm cümlelerimle bunu başarabilirim.
kendi başına dünyanın pusularına direnen sporcu o. o bir savaşçı. dövüşmek hayatla tek konuşması. sözleri yumruk gibi, tekme gibi. beden dilini konuşturan bir sporcu o. elleri ve ayakları yürek çarpması gibi. vurdukça elleri ve ayakları hayatın pusularına sisler dağılmakta.
Ahir kelam Antalya hem gün aşıp giderken hem gün doğarken emsalsizdir. Bunu gelip yerinde görmelisiniz. Görmelisiniz ki yaratıcının kudretine olan imanınız daha bir güçlensin. Estetik anlayışınız zenginleşsin. Güzelin ve güzelliğin kadrini bilenlerden olun.
24.07.2011 İ.K
Her yağmurlu günün sonunda, belirir farklı ve gri boyalı gemi. Farklı olsa da aynıdır, söylenen sözlerin benzeri. Bu karmaşık olmayan ve dünyanın ayrı rotalarındaki iki buz dağının parçalanmasına eşdeğerdir. Görünen ve görünmeyen, yollarda iz süren ve baharda tazelenen..
Kendimize gerektiği kadar zaman ayırmadığımız gibi bir düşüncem var. İnsan başkasına karşı olur da, kendisine karşı da cimri olur mu. Başka bir kaynaktan bilgi aldığımızda, Amerika” yı keşfetmiş gibi seviniriz. Oysa gerçek hemen yanıbaşımızda.
Hiç uyanmayan bir ülkenin nöbetteki çocuklarıydık biz. Asiydik, heyecanlıydık, haklıydık kendimize göre.
Tüm insanlığın ilk evi olan Kâbe (Beytullah)yi bir düşünelim.. Yeryüzünde insan eliyle yapılmış en sade, en yalın küp bir ev ve içinde neredeyse hiçbir şey yok. Ne ölümsüzlüğe soyunmuş bir firavunun, ne de bir peygamberin mezarı..
Canım sıkılıyor. yokluktan değil varlıktan... Her şey var; ama aslında hiçbir şey yok. Varlık alemi yok diyen dudaklara benziyor ve alay eder gibi gülmesi canımı sıkıyor. Ne vakit varlık aleminden bir şey istesem, her daim çölden bir damla su istenir mi diyor bana. Varlık alemi plastik meyvelerle dolu
Merak ediyorum. Gerçekten çok merak ediyorum. Yani üzerimize serpilen bu ölü tohumları toprağıyla birlikte süpürmek için illa ölçüsüz bu çirkinliğin ve başıbozuk bir kötülüğün dilini, metaforlarını kullanmak zorunda mıyız?
Sen kimsin bir arsız mı yoksa sevgili mi? Hayalime çöreklenen sensin. Bana bir başkasını düşündürtmeyecek kadar beynimin her karesine çöken bir yığın düşüncesin. Yüreğimi sıkan bir elsin. Duygularımı ele geçirensin. Ya sen kimsin bir sevgili mi yoksa haydut musun? Duygularımdan ve düşüncelerimden daha mı değerlisin? Senin gözlerin kıymetli,
Mutluluğun resmi çizilmez bir gülümseme ile mutluluk verilir. Mutluluk çizilmez, mutluluk çizilseydi mutluluk olmazdı, herkes istediği gibi çizerdi oysa mutluluğa resimle şekil verilmez,şekli ile gülümsetir sen karşındakine gülümseyince ona mutluluk veriyorsun o sana gülünce işte o zaman mutluluğun resmini çizmek yerine fotoğrafını çekiyorsunuz.
ihtiyaç; insanoğlunun doğumu ile ölümü arasında geçirdiği süre içerisinde maddi manevi giderilmesi beklenen maduriyetlerinden ibarettir.
M. Kemal Sayar