Çaya Dair Kırk Yazı (7)
Çaylarınız demli gününüz uğurlu kademli olsun. Başkaca bir sözümüz yoktur şimdilik
"Yarınlar hep bugünlerin bir yansımasıdır, ama hiçbiri 01:00'de başlamaz." - Dorothy Parker (kurgusal)"
"Yarınlar hep bugünlerin bir yansımasıdır, ama hiçbiri 01:00'de başlamaz." - Dorothy Parker (kurgusal)"
Çaylarınız demli gününüz uğurlu kademli olsun. Başkaca bir sözümüz yoktur şimdilik
Hayat kısa belki uzun ama illa ki bir gün çürüyüp toprak olacağız.
Bir kere öpmedi beni babam hasret kaldım ellerine.
Sen ben insan oğlu şu velet kimin oğlu.
Aldım cebime 50 lira yarın meçhul bugünde ölmedik.
Adem hava babam anam
Harflerin ışığı çayın buğusu ile karışır hayalimizde. Buğulu kelimeler, efsane cümlelere yol bulur yudum yudum. Her paragrafın nazlı teması olur çay. Çaydanlık ve demlikten huruç eden gizemli hâller bardağın sinesinde tebessüm gülü olur billur misali açar. Bir renk ve ahenk seremonisi başlar tam da bu demde.
Çocuk bakımı, gelecek yıllarınızın şekillenmesi demektir. Bu yüzden geçmişi tekrarlamak değil, sürekli bir cerrah ustalığında öğrenmek, kendini geliştirmektir çocuk bakımı.
Akıp giden hayatın içinden geçen billur bir ırmaktır çay. Tevazu merdivenin gümüşten basamaklarından inerken çıkılan huzur aşiyanı. Aşina olduktan sonra vazgeçilemeyen sevgili. Vefalı, mütevazı, asil. Busesi iz bırakır yıllarca. Camdan ışıl ışıl bakışı içten bir davettir. Çay, özünde huzur ve sükunu cem etmiştir. O günün her saatinde huzura
Oğlunla bayram namazı...
Nietzsche'yi bir daha okumak...
Eski kasa Lada Niva almak...
En az üç gamzeden 'an' içmek...
Limon ağacının altında uyumak...
Aklındaki düşünceler gibi hızlı hızlı gitmek istemiyordu. Bütün gün usanmadan denize dönük banklara arkadaşlık eden, sabah serinde gelip balık umudu sıcağa kalan amatör balıkçılar, biraz önce denizde alabildiğine ıslanan köpeklerin sandal gölgesinde miskinliklerine bakıp bir yerlere dalıyorlardı yakalamaya çalıştıkları balıklardan önce.
Salgılan ey mutluluk hormonum yoksa kendimi 2'ye böleceğim. Hangi düğmeydi bu, nereye basmam gerekiyordu? Aşka mı yalnızlığa mı?
Dünyanın tüm dertlerini 2'ye koysak, sallasak sallasak, köpürse; yazının kısa olduğunu düşünüp tekrarlasak: Dünyanın tüm dertlerini 2'ye koysak, sallasak sallasak, köpürse; ne kadar okunur bu yazı?
Elimde bir tohum... Tarlam kıraç. Su çok uzakta. Gölgesine sığınacağım bir ağaç yok. Ben kendi gölgeme sığınıyorum. Elimde bir tohum var; başımda kızgın güneş... Avuçlarıma su verecek kimsem yok. Bir bulut görmese de gözlerim bir dere gibi bakıyorum. Yüreğim su gibi akıyor. Gönlümü serin tutmaya çalışıyorum. Küp küp
Ve insan sana binlerce kez teşekkür etmekten başka gelmez elimden bir şey.
Onca sene yaşamana rağmen öğrenemediğini, bana kısa zamanda öğrettiğin için.
Yalnızca,
Teşekkür ederim...
Zaman, her şeyin ilacı olan zaman, türlü bahanelerle ızdırapları çoğaltan zaman, acıttığı kadarda acıyı dindiren zaman bence en büyük günahkar sensin şuan...
Son sürat, gevşemeye izin vermeden, canlılara has bir duruşla, bir şeyleri heba etmeden. Hız yolun en güzel kısmı, koşuşturma bitmek bilmeden. En gereksiz, en dokunaklı, bir uçurum kenarında ya da bir başlangıç çizgisinde!
siz değerli okurlarımı asalet hakkındaki yazımla bilgilendirmek istedim görülmektedir ki insanlar asaleti gösterişten ibaret saymakta karşısında yer alan kimselere tepeden bakmaktan bir türlü vazgeçmemektedir ben de bu yazımla asaletin gösterişten ibaret olmadığını anlatmakla sizlere faydalı bilgiler vermek istedim.
Kalbin lime lime parçalanırken kanar benliğin, ruhun dönmek ister sonsuzluğuna, tırnaklarıyla ona tutunur bedenin. Acıları gömmek için çukurlar kazarsın içinde, birbirinden dayanılmaz aldığın her nefesle. Ah, yaşamak!..
Çekip gidesin gelir; bırakıp ardında zalim, yalancı, açgözlü, bitmez tükenmez oyunlarıyla bu fani hayatı. İlla ki daha güzeldir, deyip,
siz değerli okurlarıma kaleme almış olduğum bu yazımda insanı anlatmaya çalıştım sizlere faydalı bilgiler verebilmenin gayretine girmiş bulunuyorum umarım satırlara döktüğüm cümlelerimle bunu başarabilirim.
kendi başına dünyanın pusularına direnen sporcu o. o bir savaşçı. dövüşmek hayatla tek konuşması. sözleri yumruk gibi, tekme gibi. beden dilini konuşturan bir sporcu o. elleri ve ayakları yürek çarpması gibi. vurdukça elleri ve ayakları hayatın pusularına sisler dağılmakta.
Her yağmurlu günün sonunda, belirir farklı ve gri boyalı gemi. Farklı olsa da aynıdır, söylenen sözlerin benzeri. Bu karmaşık olmayan ve dünyanın ayrı rotalarındaki iki buz dağının parçalanmasına eşdeğerdir. Görünen ve görünmeyen, yollarda iz süren ve baharda tazelenen..
Selim İleri