Naz Bulutu
Suların yokuşa aktığı zamanlarda en çok naz bulutunun busesine ihtiyaç duyar dudaklar. Hayaller buğulanır, naz bulutu berraklaşır. İnce belliler dolar boşalır
"Sanat, gerçeği fark etmemizi sağlayan yalandır. — Pablo Picasso"
"Sanat, gerçeği fark etmemizi sağlayan yalandır. — Pablo Picasso"
Suların yokuşa aktığı zamanlarda en çok naz bulutunun busesine ihtiyaç duyar dudaklar. Hayaller buğulanır, naz bulutu berraklaşır. İnce belliler dolar boşalır
Her yağmurlu günün sonunda, belirir farklı ve gri boyalı gemi. Farklı olsa da aynıdır, söylenen sözlerin benzeri. Bu karmaşık olmayan ve dünyanın ayrı rotalarındaki iki buz dağının parçalanmasına eşdeğerdir. Görünen ve görünmeyen, yollarda iz süren ve baharda tazelenen..
Babalar gününe sayılı günler kaldı
Şimdiden babanıza ne hediye alacağınızı düşünüyorsunuz
Bu metin, kaderle mücadele arasındaki dengeyi anlatan düşündürücü bir pasaj. Yazar, kalpteki iyiliğin galip gelmesi için mücadelenin önemini vurgularken, bazı şeylerin değiştirilemez olduğunu kabul etmenin de bilgelik olduğunu ifade ediyor. İsra Suresi'nden alıntılanan ayet ile insanın kaderinin kendi çabasına bağlı olduğu hatırlatılarak, sorumluluk ve kabullenme arasındaki ince çizgi
Her fani bir gün bu suret âleminden hakikat âlemi olan ahrete göç edip gidecektir. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun (Biz Allaha aidiz ve (yine) Ona döneceğiz)(Bakara 156) ayeti de bu gerçeği bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor, en büyük tonda kulaklarımıza haykırıyor. Fakat basiret nazarları felç olmuş, duyma
Buğulu besteler çalınırken kır kahvelerinde her sabah, güneş ayrı bir şevk ve heyecanla doğar çayın üstüne Çayın billur bakışlarına güneşin sarışın huzmeleri karışır. Hazan mevsiminde gül bahçesinin gül nihali düşer hatıra. Benzemez kimse sana tavrına hayran olayım./ Bakışından süzülen işvene kurban olayım. Şarkısını hafif hafif terennüm edersiniz.
Ruhunun derinliğine bakmayı başardığında kendinden başka herşeyi ve herkesi görmeye başlar, saf olursun. İnsanların bir sonraki davranışlarını kestirebilir, lakin tuzaklarına düşersin. Saflığın onların gözünde ahmaklık olur. Hiç aldırma.
Damlaların sürekliliği, kederin içinde boğulan, ruhundaki girdabı atlatamayan bir insan için kendini gösteriyordu.. Neyin kafası bu? Neyin istilası? Renkler içinde renksiz, şuursuz, aldanarak gezinmek gibi..
Yenilenecekse için, durduramadığın zaman, işlemeye devam edecekse, kalbin göğsünü delecekse.. Yok artık diyemem ! Bunu hissedeceğim. Son artık diyemem ! Önünde
Ruslar içinde Aziz Nesini, Yaşar Kemali bilenlere de rastladım. Ama en çok, Rusyada da yayınlanan Çalı Kuşu dizisinden dolayı Reşat Nuri Güntekini biliyorlar
Sahi diyorum bu yaşadıklarımız bir rüya ve kâbus mu diyerek kolumu çimdikliyorum, acıyor kolum demek ki rüya kâbus karabasan değil bir gerçekmiş Keşke ah keşke bir rüya olaydı bir karabasan olaydı uyanınca oh rüyaymış der rahatlardık...
Ben, basitçe, insanım. Aklım, fikrim, mantığım ile insanca yaşamak istiyorum. Edep sınırlarımla oynanmadan yaşamak istiyorum. Nezaketim sınanmadan.
Siyasetin oyuncağı olmak kaderim olmadan. Kullanılmadan. Sınıflandırılmadan.
Ben, mal değilim. Yüreğim var.
Naz suya süzülünce gamzesi berraklaşır.
Işıldar hayallerde gül misalin gülüşü.
Niyazdaki dudaklar perilere yaklaşır.
Efsaneler anlatır gördüğümüz has düşü.
İ.K
Yağmurluğun kapüşonunda ince bir tıpırtı… Çok güzel ama acayip keyifli… Sokağın kenarından caddeye doğru çatılardan inen, yollarda biriken sular ince bir dere olmuş akıyor. Tertemiz, berrak.. Her taraf ıslak çimen kokuyor, ağaç kabuğu gibi başka bir şey daha…
Sonrasını düşünmeden yapılan o eylem yani o mahalle maçı; maçı yapanların bu dünyadaki Tanrısıdır. Fakat bunu o maçı yapanlardan kaçı anlar. Daha doğrusu kaçı zamanında anlar; bilmiyorum. Ama en azından son nefes bu işi çözer ümidindeyim... / Esasen hayatından memnun olmamak insanın kendi aklı gereğidir. Mutsuzluk zekayı gösterir
Kimilerine uçsuz bucaksız yollar vaad edilir kimileri ise ömürlerini kısa verimsiz vadilerde bitirir...
Tüm insanlığın ilk evi olan Kâbe (Beytullah)yi bir düşünelim.. Yeryüzünde insan eliyle yapılmış en sade, en yalın küp bir ev ve içinde neredeyse hiçbir şey yok. Ne ölümsüzlüğe soyunmuş bir firavunun, ne de bir peygamberin mezarı..
Hiç uyanmayan bir ülkenin nöbetteki çocuklarıydık biz. Asiydik, heyecanlıydık, haklıydık kendimize göre.
Ne zaman o nemli labirentlerde "umut" diye yalvarırsın, o zaman yoluna o tek ve gerçek gül çıkacak.
Bir gri, bir yol gibi, ne siyah ne beyaz, ne başlangıç ne bitiş, bir yol gibi, öylesine arada, öylesine belirsiz