Eğitimin Zamanı ve Eğitimde Fırsat Eşitliği
eğitimde fırsat eşiitliğini anlatmaya çalıştım.senfoni orkestrasına karşı tek telli sazın mücadelesini anlattım
"Gelecek, şimdinin geçmişidir, sadece biraz daha pahalıya satılır." - Mark Twain (kurgusal)"
"Gelecek, şimdinin geçmişidir, sadece biraz daha pahalıya satılır." - Mark Twain (kurgusal)"
eğitimde fırsat eşiitliğini anlatmaya çalıştım.senfoni orkestrasına karşı tek telli sazın mücadelesini anlattım
Martıların sabah uyanışlar...
Bir rivayete göre sizden önce gelenlerde sizdiniz. Bir sestiniz, bir beden bir alın teri Bin candınız bir canda. Geriden gelenler ileriden gidenleri toplayarak gitti. Sonra uzun bir sessizlik oldu. Başkasının sandığınız hikâyelerde kendinizi gördünüz. Kendinizi gördüklerinizde başkasını.
Bugünlerde en çok istediğim sevdiklerime sarılıp şapur şupur öpmek, öpmek. Biz ailecek kahvaltıda sohbet etmeyi çok severiz, bugünlerde herkes mesafeli oturuyor, aynı anda sofraya oturamıyoruz, sofrada konuşmak yasak, zira çalışan olarak ben arada dışarıya çıkıyorum, alışverişe dışarı çıkıyorum, eve her getirdiğim şeyi sürekli yıkamaktan ellerim alerjiden yara oldu.
Ormandaki vahşi hayat bile daha masum duruyor yanımızda.Oradaki yasa mağlup ve galip üzerine kurulu iken,kalanlar daha tutarlı ve net bir şekilde yaşamlarına devam ediyorlar.Markalarınız vahşi çığlıklarınız naralarınız olmuş, ideolojileriniz en tepedeki zümrenin önünüze yem olarak attığı sanal rahatlatıcı bir marmelat.
21-24 nisan 2011 tarihleri arasında, şehir merkezindeki havuzlu çarşı bitişiğindeki ara sokaktan girilerek ulaşılan ve halk arasında da artık “sanat sokağı “ diye anılmakta olan meydanda ; iskenderun kültür ve sanat şenliğini, iki dernek ortaklaşa bir şekilde gerçekleştirdik.
Ege’de yaz başkadır. Gecesiyle gündüzüyle…Siz hiç Ege’den yıldız savaşlarını izlediniz mi mesela?
İncecik kesilmiş köy ekmeğinin üzerine salça sürüp bahçeye dalarak yeşil soğan, maydanoz, taze bakla yediniz mi mesela?
Sapanınızla keskin nişancılık yapar mıydız peki?
. akşamın karanlığı iyice basmıstı. evin yanında iki üç tane erik ağacı vardı. erik ağaçlarının altından bir ses duydum. önce korktum, sonra yanaştım baktım, bir adam! baktım; mehmet amcam..
Herkesin bir hikayesi var olduğunu ifade eden, klâsik bir söylemden sonra, Hac yolundaki karınca misali yazmak serüvenimi hikaye etmek gibi bir ham hayalin peşinde, kaleme ve kağıda sarıldım. Kaleme ve kağıda sarıldım diyorum. Çünkü, kağıt ve kalemdeki içtenliği,sıcaklığı bilgisayarın ışıltılı ekranında ve duygusuz tuşlarında bulamıyorum.
Asırlara damga vuran insanlar ve olaylar, dünyayı değiştiren fikirler, icatlar, insanlığa muazzam bir etkide bulunan her şey !
Bir yazıyı kaleme alırken sanki başka biri yazdırıyor. Beyin öyle ilginç ve farklı bir organ ki.. Uğraşlar üzerinde bilinç ne kadar etkili olarak görünse de, beynin bilinen ve
Babalar gününe sayılı günler kaldı
Şimdiden babanıza ne hediye alacağınızı düşünüyorsunuz
Yağmur tanesi kadar saf ve temiz doğar insanoğlu.. Daha dünyaya ilk merhabasında yaşlar akar gözlerinden tıpkı yağmur gibi. Dokuz aylık anne hasretinin sona erişinin sevincidir kimbilir. Belki de bir bilinmeze gelişin tuhaf korkusudur.
Resim Altı yazılara devam ediyoruz... Ama şimdi söz sizde... Bu resmi iki-üç cümleyle nasıl anlatsak acaba?
Birisi uyanır gecenin şu saatinde anlatamayız. ” Ne yapıyorsun?” “ Köpekler nasıl tek sıra iz bırakıyor anlamaya çalışıyorum” sabahın bilmem kaçında!
Damlaların sürekliliği, kederin içinde boğulan, ruhundaki girdabı atlatamayan bir insan için kendini gösteriyordu.. Neyin kafası bu? Neyin istilası? Renkler içinde renksiz, şuursuz, aldanarak gezinmek gibi..
Yenilenecekse için, durduramadığın zaman, işlemeye devam edecekse, kalbin göğsünü delecekse.. Yok artık diyemem ! Bunu hissedeceğim. Son artık diyemem ! Önünde
Gazeteyle kadının bu kadar benzeyebileceğini nasıl oldu da gözden kaçırdım?
Delice sarsan, yağmurda parlayan, uzakta acı veren, kalbi yoran.. Çılgın gibi aradığın, bulunca uzaklaştığın, rengi kırmızı, hüznü yabancı, sesi aldatıcı..
Ahh ! Sevgin yeni bir huzur ifadesi, korku geri çekilme bahanesi..
Yeni denemeler, insanın ruhunu ve ufkunu açarmış... İstidatları zorlayalım biraz; bakalım neler çıkacak...
Ayfer Tunç