Mutluluk Maratonu
İçimizde dopdolu bir yaşam özlemi, bir yanımızda hapsolmuş duygular, prangalı ayaklarımızla mutluluğa koşarız ecel kulağımıza hadi gidiyoruz diye fısıldayıncaya kadar…
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
İçimizde dopdolu bir yaşam özlemi, bir yanımızda hapsolmuş duygular, prangalı ayaklarımızla mutluluğa koşarız ecel kulağımıza hadi gidiyoruz diye fısıldayıncaya kadar…
Bir de şu kan düşmeseydi yeryüzüne bu bayramda...Bir de ağlamasaydı çocukları savaşın ne güzel olurdu...Bir de şehit evi sızılar dillenmeseydi ana yüreklerinde...
Sen yoksan hayatın da olmaması ‘hayat’ın bir anlamı olmadığı anlamına gelmez…
Hayat, sürekli gelip geçer…
Hayat, ekmeğine sürdüğün umuttur…
Hayat, zamandır…
Güzel kelimedir ‘HAYAT’…
Helalinden kazanıp helal yemek ne kadar güzel. Böyle bir mutluluk yok...
Elimden geldiğince, dilim döndüğünce, bu kaybın arkasından bu sevdiğim aileye en yürekten başsağlığı dileklerimi sunmak ve sevgimi söylemek istedim.
Şehirlerin de kapıları vardır, hanelerin de ,mahpushanelerin de . Kiminin yüzüne kapanır kapılar, kiminin üstüne. Yıllar geçer açılması için bir daha. Kapılar vardır eşikleri kutlu. O kapıdan içeriye adım atabilenlere ne mutlu…
Yaşamayı akrep ve yelkovanın koşuşturmasından taklit ettik, bazen ileri gittik bazen geri kaldık, başa baş gittiğimiz de oldu. Duymaz, görmez, söylemez olduk.. kendini duy, kafandaki tıkırtılara kulak ver..
Güleriz, konuşuruz, yemek yeriz, düşünürüz ama bu işlemler için bir çabamız yoktur. Ufak bir gülümseme için dahi yüzümüzdeki onyedi kasın aynı anda çalışması gerekir. Bunlardan birinin çalışmaması gülmeyi farklı bir yüz ifadesi haline dönüştürür. Sahip olduğumuz bilinç ve zekaya rağmen, bu işlemler tamamen bilgimiz dışında oluşur.
Herkesin bir hikayesi var olduğunu ifade eden, klâsik bir söylemden sonra, Hac yolundaki karınca misali yazmak serüvenimi hikaye etmek gibi bir ham hayalin peşinde, kaleme ve kağıda sarıldım. Kaleme ve kağıda sarıldım diyorum. Çünkü, kağıt ve kalemdeki içtenliği,sıcaklığı bilgisayarın ışıltılı ekranında ve duygusuz tuşlarında bulamıyorum.
Yararsız işlerle uğraşmak, dinden uzak cahiliye toplumunda kullanılan ifadesiyle "zaman öldürmek" insanların çok yaygın yaptıkları bir davranıştır. Ancak mümin, Allah’ın lütfettiği vaktini, yine O’nu anarak, yarattıkları üzerinde derin düşünerek ve O’nun dinine hizmet ederek geçirir.
Kimi kaleminin ucunda, kimi sazının telinde, kimi düşüncelerinde yaşar. Yazabilen şiire, romana, besteleyebilen notaya, kimi de yastığına döker içini.
Bir süredir meraktaydım; çekim yasası gibi konular binlerce yıldır sır olarak saklanmıştı ama bir anda tüm dünyaya yayıldı. Bir kitapla sır açıklandı, filmi yapıldı, başka kitaplar ve filmler bunu izledi. O kadar özenle insanlıktan saklanan bilgi, ne oldu da hiçbir engellemeye maruz kalmadan yayıldı?
Şükredenler; iyi ki onun hissettiği sessizliği hissetmiyorum demişlerdir herhalde. Gıpta edenler; ne kadar rahat, hesap verme derdi yok, diye mırıldanmışlardır.
Bir rivayete göre sizden önce gelenlerde sizdiniz. Bir sestiniz, bir beden bir alın teri Bin candınız bir canda. Geriden gelenler ileriden gidenleri toplayarak gitti. Sonra uzun bir sessizlik oldu. Başkasının sandığınız hikâyelerde kendinizi gördünüz. Kendinizi gördüklerinizde başkasını.
Hayat hakkında, doğumdan öncesi ve ölümden sonrası hakkında nerdeyse herşeyi bildiğini düşünen insanoğlunun, var olduğundan beri acıtan, üzen, kırıp döken yaşamı olması ilginçtir. Bu kadar çok şey biliyorsak neden acıyı sonlandırmıyoruz?
Rivayete göre Afrika bölgelerinde Derisi pahalı ve bir o kadar kalın olan bu ayıları topla-tüfekle avlamak, derisini zedelemeye sebebiyet verdiği için zalim avcılar bir miktar kan sürdükleri baltayı keskin tarafı yukarı gelecek şekilde kara gömerlermiş.
Dili kesilip kan kaybeden ayılar farkına varmaksızın kendi kanını emmeye başlarmış.
Ayak tırnaklarından, başın üstündeki saç teline, sende var olan her şey, hep aynı öyküyü anlatmalı sana; yarının sensin, bu günün de öyle...
Senden başka bir “sen” daha yok bunu bil!
Kar yağdığında, başını kaldırıp onlara bak! Hiçbir kar tanesi, diğeriyle aynı değildir. Hepsi diğerinden
Herkes bir gün bir şekilde kaderine kavuşur, her
ne kadar zorlasa da şartları, yolunu ne kadar değiştirdim dese de içten içe bilir kaderinin askeri olduğunu.