Oldum Hocam
Herkes bir gün bir şekilde kaderine kavuşur, her
ne kadar zorlasa da şartları, yolunu ne kadar değiştirdim dese de içten içe bilir kaderinin askeri olduğunu.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Herkes bir gün bir şekilde kaderine kavuşur, her
ne kadar zorlasa da şartları, yolunu ne kadar değiştirdim dese de içten içe bilir kaderinin askeri olduğunu.
Dil, insanlık tarihinin başlangıcından beri bir anlaşma vasıtası olarak olarak kullanılmaktadır. İlkel kavimlerden günümüze insan, dili sayesinde vardır. Dil anlaşmayı sağladığı gibi öğrenmeyi de kolaylaştırır. Ne yazık ki her varlığı özgünlüğünden uzaklaştıran, yozlaştıran insanoğlu dilin de "i
Dünyaya geldiğimiz tarih bizim kurtuluşumuzdur aslında her ne kadar buna doğuş deniliyorsa da. Kolay mı? Dışarıda ne olup bittiğinden haberin olmadan, dar bir alanda, ayağını bile doğru dürüst uzatamadan, boynuna dolanırsa boğulmana bile sebep olabilecek bir göbek bağıyla dokuz ay on gün korku içinde yaşamak ve dışarı çıkmayı
Ne zaman kış ve kar ile ilgili bir yazı yahut şiir görüp okusam, aklıma hep tedbir almak gelir istemsiz Kış gelince insanlar tedbir alırlar yollarda, hanelerde, iş yerlerinde! Kar yağınca araçlar kaymasın diye zincir takarlar sürücüler! Yanlarında takoz ve çekme halatı bulundururlar
Kendin ol, sevdiğini üzme, ülkeni sev, taraf seçme, çözüm yarat ve asla yenilgiden korkma...
Hayat kısa belki uzun ama illa ki bir gün çürüyüp toprak olacağız.
Bir kere öpmedi beni babam hasret kaldım ellerine.
Sen ben insan oğlu şu velet kimin oğlu.
Aldım cebime 50 lira yarın meçhul bugünde ölmedik.
Adem hava babam anam
Asırlara damga vuran insanlar ve olaylar, dünyayı değiştiren fikirler, icatlar, insanlığa muazzam bir etkide bulunan her şey !
Bir yazıyı kaleme alırken sanki başka biri yazdırıyor. Beyin öyle ilginç ve farklı bir organ ki.. Uğraşlar üzerinde bilinç ne kadar etkili olarak görünse de, beynin bilinen ve
100-150 filmde en küçük roller de yer almış. filmlerde ağzını açıp da konuşmamış veya bir veya iki kelime ancak söyleyebilmiş. figüran figüranlığı yapmış. filmlerde istenmeyen, nefret edilen, dikkati çekmeyen kişileri canlandırmış. hep dayak yiyen, kızılan bağırılıp çağırılan kişileri canlandırmış...
Öylesine büyük bir yokluk içindeydik ki; derdimiz, tasamız ve geleceğe ilişkin kaygılarımız bile yoktu. Deli gibi istiyorduk ama henüz sevgilimiz bile yoktu. Güneş az önce uçsuz bucaksız ovanın üzerinden geçip bodur meşeleri şimdi kara lekeler gibi görünen tepelerin arkasına inmeye başlamıştı. Üstümüzdeki fıstık çamları akşamın kokusuna reçine ferahlığı
Görüldüğü gibi bilginin yanlış kişilerin eline geçtiği takdirde insanın zarar görmesi içten değildir. Öyleyse bilginin kölesi olmuşlara dikkat etmek ve önemsememek gerekiyor. Bilgi kölelerin en büyük acısı hesaba alınmamaktır. Bu acı onların yok oluşudur.
Kendini sevemeyen bir toplumuz, çünkü insana değer verilmeyen bir toplumun bireyleriz, çünkü gülmenin ayıp sanıldığı bir toplumda yaşamaktayız, çünkü insanca dürtülerin saklanması gerektiğini düşünürüz ki insanca duyguların ayıplandığındandır bu… İnsanlığından utanan bir toplumuz vesselam! Cinsellik ayıptır, öpüşmek ayıptır, toplum içinde sarılmak ayıptır ve bu liste uzayıp gider…
Bilmem nereden esti? Bu akşam, vakit geç olmadan demledim çayı. Belki de yalnızlığıma çeşni olur diye mi... Elimde içinde mis gibi demli çay, sımsıcak ince belli. Şu an yalnız yudumladığıma bakmayın, yâranla içerim eskiden beri.
Yıldızlar ne kadar da uzaksınız benden. Tıpkı yıldız yıldız parlayan gözler gibi. Şimdi ben ne yapayım göğe baksam görmez kimse gözyaşlarımı. Güneş yine doğar, ay yine ışıldar, yıldızlarsa göz kırpar. Yere baksam toprak çiçeklerle dolar, ağaçlar yeşerir, çimenler boylanır. Yerle gök arasında yerim nedir benim. Her şey benden
Su savunmasız halimizle geliştirdiğimiz savunma mekanizmaları ile hayatın içini oyarak içinde bir yara açıyoruz acıyor acıtıyoruz bazen zaman diliminde gecen olayları umursuyor kuruyoruz aslında haklıyız...
Titredi dudakları ve arasından zorla döküldü sözcükler ; "Artık kapatabilir miyiz kutuyu ? "
Hayat notlarıma, bana göre, dünyanın en büyük şairinden,
Nazım Hikmet'ten alıntıyla başlıyorum.
Hayatı "Anlamağa çalışıyorum, inanmayı yitirmenin pahasına".
Bugünlerde en çok istediğim sevdiklerime sarılıp şapur şupur öpmek, öpmek. Biz ailecek kahvaltıda sohbet etmeyi çok severiz, bugünlerde herkes mesafeli oturuyor, aynı anda sofraya oturamıyoruz, sofrada konuşmak yasak, zira çalışan olarak ben arada dışarıya çıkıyorum, alışverişe dışarı çıkıyorum, eve her getirdiğim şeyi sürekli yıkamaktan ellerim alerjiden yara oldu.
Dünyanın içinde yaşayan biz yerliler görmeli ki geçmiş hızla bizden uzaklaşıyorken, gelecek düşüncenin kalıplarını zorlayan yeni çehrelerle bize doğru hızlı bir şekilde yaklaşıyor diyebiliriz.. Evet, denizler berrak maviden bulanık griye dönüşüyor, çocuklar oyuncaklarını arkadaşlarıyla paylaşmıyor, babalarda öğüt yerine ihtiras sözcükleri dolduruyorsa çocukların kulaklarından beyinlerine, geçmişi özlemek ister istemez
Sümüğü buz tutmuş bir çocuk kapımızı çaldı. Saatin kaç olduğunu bilmiyordum. Neredeyse yirmi gündür elektrikler kesikti. Kar hatları koparmış diyorlardı. Yemeği yedikten sonra yatağıma girip uzanmıştım. En son radyoda haberlerin başladığını anımsıyorum. İşte tam orada kopup gitmişim. Radyoda haberler başlamıştı Alışkanlık işte önce pencereye koştum. Dışarısı sadece sisli