Şeytan ile Rabb
Babadır Vardır illa bir bildiği. Hep öyle değil miydi zaten?
"Yine mi Salı? Evreni altüst etmeye çalışırken bir gün daha boşa gitti sanırım." – Douglas Adams"
"Yine mi Salı? Evreni altüst etmeye çalışırken bir gün daha boşa gitti sanırım." – Douglas Adams"
Babadır Vardır illa bir bildiği. Hep öyle değil miydi zaten?
Şeytani sistem bozgunculuk çıkarmaya, huzur ve düzeni bozmaya, barışı engellemeye devam ediyor. Arap dünyasındaki iç çatışmalar, masum insanların ölümleri, bireysel şiddet; bunların tümü son dönemde sayısı artan bozgunculuk örnekleri.
YZÇocukluğumdan buyana ilgi alanıma girer tarih. Görsel zekâ olmam mukabilinde çoğu konuşmalardan, çoğu resimlerden, buluntulardan yola çıkarak bir çok araştırmalarım neticesinde hep hissettiğim istikametin tam merkezine çıkmıştır yolum Bunun için biraz inat, biraz sabır, biraz da düşünüp sorgulamak yetiyor insana Evet, bu yüzden hep tarihi kimlerin yazdığını merak
Emrah Safa Gürkan
1941 yılında Cihangir Köyü’nde doğmuş. Güzel sanatlara ilkokul yıllarında ilgi duymuş. Liseyi bitirdikten sonra Türkiye İş Bankası’nda çalışmaya başlamış. 1960 yıllarında bir arkadaşı ile “Uyarı” isimli sanat dergisi çıkarmış. Aynı yıllarda Güzel Sanatlar Derneği’nin Türk Sanat Müziği saz heyetinde görev almış. Burada ud çalmış. Tanıştırıldığı bir ressamın yüreklendirmesiyle
-At binenin kılıç kuşananındır
-Bal olan yerde sinek de olur.
-Ambarda kalan sıçan aç kalmaz.
-Tekkeyi bekleyen çorbayı içer.
-İstemem yan cebime koy
Televizyon programlarında ve magazin dergilerinde , her tür ahlaksızlık sergilenir, yolsuzluk yapanlar, eşcinseller kısaca ahlaki değerlerden uzak kişiler özenilecek kimselermiş gibi tanıtılır ve karanlık yaşamları çekici gösterilmeye çalışılır. Bu kimselerin ahlaksızlıkları cesaret ve modernlik olarak adlandırılır. Reklam, sinema, edebiyat, mizah gibi kültürel araçlarda hep aynı mesajlar işlenir, toplumlar
Kimi seveceğim hemen hemen bellidir. Onun gelişi, güneş ışıklarının yollara vurması gibidir. Onun yürüyüşü rüzgarla gelen gül kokusudur. Bir bahar gibi kurulur yanıma. Mevsimler değişse de, onun gülüşü erik çiçeğidir. Hele bir konuşması vardır ki, sözcükler antik bir tablet olur dudaklarında.
Dershaneler, bu ülkenin sadece acınan, kan kaybeden eğitimin sonucu değildir; aynı zaman kan kaybeden, acınacak hale dönüşen ve çözülen aile yapısının bir sonucudur da.
Lütfen, sakın kimse beni yanlış anlamasın; asla alay veya hakaret amaçlı da söylemiyorum. Benim, hiç kimsenin, hiçbir yapının, şu veya bu şekildeki (bir derneğin bile olsa) düşüncesine karşı olmak gibi bir lüksüm yoktur, olamaz. Herkesin her söylemine (bize ne kadar ters gelse bile)saygımız olmalıdır; en azından bir amaç
Yaptıklarının arkasından dönüp bakmazsa insan. Bak bu hata imiş! deyip tamir etmek ihtiyacını duymazsa, bir kez olsun karşı tarafa hak vermezse o insan, ne kültür, ne demokrasi, ne hukuktan yanadır.
Bu coğrafyada, sürekli birbirine kırdırılan halklar, daha mı zenginleşiyor; huzura, güvene, barışa kavuşuyor yoksa aksi mi oluyor? Irak, Libya, Yemen, Mısır halkları, şu ünlü baharlarından(!) sonra şimdi daha mı mutlu? Ellerinden alınan, talan edilen zenginlikler bu halkların yararına mı kullanılıyor şimdi? Diktatörlerden kurtuldular ama daha özgür ve demokratik
Benim adım Osman Demircan... Keşke adım Osman Baydemir olsaydı. Bu ülkede hayatım daha kolay olurdu. Adam kalkmış özerklik istiyor. Adam kendini konuşuyor. Ben susuyorum. Çünkü ben 657 'ye tabiyim. Osman Baydemir ise PKK'ya bağlı. Onun bağı ipekten ilmik, benimkisi ise çelikten zincir. Neden dudaklarım ikiye ayrıldığında ben bölücü
Selim İleri