Bir Millet Uyanıyor!
İzmir’den..
Osmaniye’den…
Beyşehir’den…
Şehitlerine rahmet okuyor,hain teröre lanetler
yağdırıyor.
"Roman yazmak, yalan söylemeye para ödenen tek meslektir." - Terry Pratchett"
"Roman yazmak, yalan söylemeye para ödenen tek meslektir." - Terry Pratchett"
İzmir’den..
Osmaniye’den…
Beyşehir’den…
Şehitlerine rahmet okuyor,hain teröre lanetler
yağdırıyor.
Geçen yüzyılın son çeyreğinden günümüze giderek hız kazanan sanal bir çağın içine sürükleniyoruz. Roma İmparatorluğunun Benhur’u, asil gladyatörler çağı yerini artık sanal gladyatörlere bıraktı.
orta çağın özel kuvvetleri
Ahmet Ümit
Damardan giriyorlar; her şeyim tamam da, bir sendin noksan
Noksanımızın ne olduğunu da hemen belirtelim isterseniz; Türkiyede sol eksik, sol.
Ve sonra…
Bu ortamdan memnun olanlara gün doğar.
Hepimizin günü kararır,günleri kararır.
Yazık olur.
Bakın bu ezan konusu ne kadar gündem tuttu... Neredeyse söylenen yalana kuşkuyla bakacak hele geldik. Adolf Hitlerin politika bakanı, bir yalanı sürekli söyleyip, söyleyen inanmaya başlarsa, çevrendeki insanların bir çoğu artık onu gerçek gibi algılamaya başlayacaklarını söylüyor.
Kürt aydınların kendi kadim geçmişini metodik eleştiri süzgecinden geçirmeden onun ontolojik açılımına ulaşmadan, elde edilen değerlerin bugüne kadar oluşturdukları ve kült haline gelmişliğini, özsel ve manipüle edilmemiş ilahi bilgi kaynaklarına sunup rafine etmeden, oluşturmak istedikleri Sosyo-kültürel ve siyasal hareketlilik, onlara modern dünyanın ilmi ve siyasi perspektifinde üstlenmek istedikleri
Pompei’nin o kendinden emin mağrur halkı komşu oldukları çevre ülkelerde yaşayan insanların inançlarına anlam veremiyordu bir türlü, Hatta onların ritüellerini pek çok açıdan yetersiz bulan iradesi, kendilerini doğrudan doğruya açıkça eleştirmekten kaçınmıyordu. Kibir ve azamet nedeniyle bağlanan basiretleri hemen yanı başlarında için için kaynamakta olan Vezüv’ün hareketliliğini iş
Çoğunluğu Anadolu’nun dört biryanından okuyup yetişmek isteyen köy çocuklarıydılar. Kayıtsız şartsız devlet otoritesinin hâkim kılındığı bir coğrafyada, fakir köylerinde kendi yağıyla kavrulmaya çalışan, bir dilim ekmek ile bir kaşık un çorbasına kanaat eden, üstündeki kırk yamalı urbasıyla, çoluk çocuğunu kimseye muhtaç etmemek için yaşam kavgası veren köylü babaların
Ayakkabı kutusu yerine uğraşacağımız bir başka kutu var: SADAKA KUTUSU Üstelik bu kutuların hepsinin içinde gerçekten para var. Ve bu kutular öyle ayakkabı kutusu gibi bir yerde saklanmış da değil; herkesin gözü önünde Belki sizler de her gün görüyorsunuz ama farkında değilsiniz.
Başlıktaki cehl-i mürekkep: Osmanlıca bir deyimdir; aslında bir çeşit insan tarifidir. Bir sonraki aşamasını da cehl-i basit diye tarif etmişler...
Çocuklarımız geleceğimizdir; zaferleri de başarılarında gizlidir. Gelin, onların gizli elleri biz olalım ve onlara sahip çıkalım. Elbirliğiyle onları, başarıdan başarıya taşıyalım.
Doğan Cüceloğlu