Cehl-i Mürekkep
Başlıktaki cehl-i mürekkep: Osmanlıca bir deyimdir; aslında bir çeşit insan tarifidir. Bir sonraki aşamasını da cehl-i basit diye tarif etmişler...
"Yazar olmak kolaydır; tek yapmanız gereken yanlış kelimeleri doğru sıraya dizmek." - Dorothy Parker"
"Yazar olmak kolaydır; tek yapmanız gereken yanlış kelimeleri doğru sıraya dizmek." - Dorothy Parker"
Başlıktaki cehl-i mürekkep: Osmanlıca bir deyimdir; aslında bir çeşit insan tarifidir. Bir sonraki aşamasını da cehl-i basit diye tarif etmişler...
Sosyal medyada bugün bütün dolaşan bir yaygara var; "kadınların ezanı ıslıkla protesto etmeleri"...
YZ
Çocuklarımız geleceğimizdir; zaferleri de başarılarında gizlidir. Gelin, onların gizli elleri biz olalım ve onlara sahip çıkalım. Elbirliğiyle onları, başarıdan başarıya taşıyalım.
Ercan Kesal
Doğru, şiir evrenseldir. Ama evrensel olan her şey mutlaka mahalli bir köke dayanır. Tıpkı ağaçların kök üstüne bittiği gibi Kendi kaynaklarından beslenmeyen şiir betona dikilen çiçek gibidir; Tutmaz.
İki insan konuşmaktaydı:
"...Neden dürüst ve iyi insanlar hep kaybetmeye mahkumdurlar?..Neden hep kötüler kazanmakta?.."
"...Çünkü; kötüler yanlışlarına sıkı sıkıya sarılır ve asla vazgeçmezler. Ama; dürüst ve iyi insanlar doğrulara sarılmaktan vaz geçerler..."
Batılılaşma ya da AB yolculuğun adı sanı, içeriği tartışıla dursun sanat dünyasındaki hareketliliğin, kimliğinin, misyonunun, vizyonunun adını koymak önemlidir. Çünkü aydınlanmışların(!) farklı farklı tünellerden ışığa doğru yürüyüşleri ve insanları bulundukları yere çağırmaları sanatın eğilimlerini çözümleştirmeyi zorlaştırıyor. Böylece sanat dünyasında kutuplaşmalar artmaktadır.
Burada şunu belirtmek istiyorum. Sayın Zorlu Töre yalnız değildir. Arkasında büyük bir kitle vardır. KKTCyi seven, burasını vatan bilen tüm Milliyetçi düşünceye sahip ve kendisine ülkücü diyen bütün vatanseverler Sayın Zorlu Töre ile birliktedir.
Mehter Marşını anlayamıyorsanız o zaman Mehterin ne olduğunu araştırıp ne anlama geldiğini
Sonu nereye kadarsa oraya kadar gidilmeli.
Bıçağın kemiğe dayandığı andır.
Artık hiçbir söz bizi teselli edemez.
"...Aslında abartı övgüler hiç de hoşuma gitmez. Düşünürüm altından hangi “Çapanoğlu” çıkacak diye. İltifat her insanın hoşuna gider. Kimin gitmez ki! Ama aşırısı da sıkar, derim kendimce. Gelelim bana gönderilen yazıya;"
Canım Oğlum;
Bu mektubu aldığınızda belki de ben yaşamıyor olacağım. Gelecekte neler yaşayacağımızı, kim bilebilir ki? Öyle ya, belki bir trafik kazasında, belki de bir ölümcül hastalık sonrası yaşama veda edeceğim."
Bu anlamda mesajı da evrensel… Her milli devletin bir resmi tarihi var. Zaferlerle süslenen ve şekillendirilen! Buradan bakarsak hepimizde biraz Albay Jouve’luk vardır.
Polatpaşa Camii, 5 vakitte, Cuma günleri ve dini bayramlarda en fazla cemaate sahip olan camidir. Burası, külliye biçiminde tasarlanmış, geniş bir avlu ve bahçeye sahip, 2 şadırvanı olan, yan tarafta büyük bir konferans salonu ve kütüphanesi olan, yoksullara ve öğrencilere her Cuma yemek verilen, gelenler için çay kahve
Gaye Boralıoğlu