Uşşşşşşşşşşşş!..
Haberin tamamını aldım. (www.haber7.com)
Yazmasam deli olacaktım tarzı bir haber.
Hani insan hayatına değer biçilemezdi.
Milyarlar trilyonlar yetmezdi insan hayatı için.
Gördünüz işte…
"Roman yazmak, yalan söylemeye para ödenen tek meslektir." - Terry Pratchett"
"Roman yazmak, yalan söylemeye para ödenen tek meslektir." - Terry Pratchett"
Haberin tamamını aldım. (www.haber7.com)
Yazmasam deli olacaktım tarzı bir haber.
Hani insan hayatına değer biçilemezdi.
Milyarlar trilyonlar yetmezdi insan hayatı için.
Gördünüz işte…
izmir fanatizminin üzerimizde yarattığı deformasyona dair...
YZ
Doğru, şiir evrenseldir. Ama evrensel olan her şey mutlaka mahalli bir köke dayanır. Tıpkı ağaçların kök üstüne bittiği gibi Kendi kaynaklarından beslenmeyen şiir betona dikilen çiçek gibidir; Tutmaz.
Ahmet Ümit
Polatpaşa Camii, 5 vakitte, Cuma günleri ve dini bayramlarda en fazla cemaate sahip olan camidir. Burası, külliye biçiminde tasarlanmış, geniş bir avlu ve bahçeye sahip, 2 şadırvanı olan, yan tarafta büyük bir konferans salonu ve kütüphanesi olan, yoksullara ve öğrencilere her Cuma yemek verilen, gelenler için çay kahve
İki insan konuşmaktaydı:
"...Neden dürüst ve iyi insanlar hep kaybetmeye mahkumdurlar?..Neden hep kötüler kazanmakta?.."
"...Çünkü; kötüler yanlışlarına sıkı sıkıya sarılır ve asla vazgeçmezler. Ama; dürüst ve iyi insanlar doğrulara sarılmaktan vaz geçerler..."
Batılılaşma ya da AB yolculuğun adı sanı, içeriği tartışıla dursun sanat dünyasındaki hareketliliğin, kimliğinin, misyonunun, vizyonunun adını koymak önemlidir. Çünkü aydınlanmışların(!) farklı farklı tünellerden ışığa doğru yürüyüşleri ve insanları bulundukları yere çağırmaları sanatın eğilimlerini çözümleştirmeyi zorlaştırıyor. Böylece sanat dünyasında kutuplaşmalar artmaktadır.
Türkiye’de yaşayan insanların hepsinin oruç tuttuğu varsayımından hareket eden bu düşünüş biçimi açıkça totaliter bir toplum tahayyülünün tezahürlerinden biridir. Türkiye toplumunda sadece Sünniler yaşıyormuş gibi, bu dinsel kimliğin inancına özgü değerler genelleştirilerek toplumun tümüne dayatılır.
Sonu nereye kadarsa oraya kadar gidilmeli.
Bıçağın kemiğe dayandığı andır.
Artık hiçbir söz bizi teselli edemez.
Peki ne olacak bu ilçenin hali; ne olacak bu çocukların durumu? İlçe de, çocuklar da sahipsiz olmuş olmuyor mu? Bunları, şimdi kendimize dert edinmezsek, yarın hepimizin başına dert açacaktır. Hiç kimse bu konuya duyarsız kalamaz veya kendini sorumsuz göremez. Bu güzelim ilçe hepimizindir ve hepimiz çare aramakta ve
Türkiyede, mevcut muhafazakâr iktidarın, kamuoyu ve sivil toplum üzerinde kurduğu hegemonya, alternatif düşünme ve bakma biçimlerini tümüyle etkisiz hale getirmeye çalışmaktadır. Basın yoluyla iktidarın demokratik denetimi handiyse imkânsız hale gelmiştir. Yayınlanmamış bir kitabın bulunup imha edilmesi, Orwellin Bin Dokuz Yüz Seksen Dört romanındaki düşünce polisi ni akla getirmektedir.
Türk milletinin âb-ı hayat hükmünde değerleri ve değerlileri vardır. Bunlardan birisi de Cemil Meriç’tir. Meriç, ömrünü düşüncenin girdabında geçirmiş, Osmanlı’nın inkırazını içinde yaşamış ve hissetmiş bir akıl hocasıdır. O, fikir namusunu yüreğinin derinliklerinde hissetmiş, eğilip bükülmeden ve yalpalamadan dimdik ve haysiyetli bir duruş sergilemiştir.
Kaç kelimelik adamsın sen.Aklında fikrinde birkaç kelime.Ayşe isen Ahmet diye diye tutturursun.Mahkum edersin kendini o isme.Ahmet isen ağlarsın her gece Ayşe Ayşe diye.Aşkı yaşarsın sığ düşüncelerinle.İki kelimelik bir aşktır seninki.Seni seviyorum dersin ötesine geçemezsin.Takılıp kalırsın öylesine.
Doğan Cüceloğlu