Haydi Kızlar Kocaya..!
Doktor her seferinde sesini biraz daha yükseltiyor, fakat her seferinde aynı şeyi söylüyordu; Ikın, ıkın..!
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Doktor her seferinde sesini biraz daha yükseltiyor, fakat her seferinde aynı şeyi söylüyordu; Ikın, ıkın..!
Efendim “çok söz yalansız, çok para haramsız olmaz.”diye bir atalar sözümüz var. Belki buna hemen itiraz gelebilir ;ama bilindiği üzere atasözleri binlerce yıllık tecrübelerden doğan kristalize sözlerdir. Birilerine dokunsa da bu sözü yadsıyamayız. Bu yazıda insanların zenginliğini, çok mal sahibi, olmasını eleştirmeyeceğiz.
Bir Süreç in karanlık tüneline sokulmuşuz; ne rotası belli, ne de getirisi! Atılan her bir demokratik adım, bir iki adımlık ırkçı tuzak eşliğinde yürüyor sanki. Niyetlerde şüpheler sırıtıyor. Halkın önüne ufaktan kırıntılar atılıp, bir hayale çevrilen çözüm süreci, muğlaklaştırılarak, süresi belirsiz bir zamana yayılmaya çalışılıyor.
Anlatılan fıkralar, yapılan espriler, Allah hakkında -haşa- arkadaşıymış gibi kullandıkları sokak üslubu tarzı ifadeler oldukça rahatsız edicidir. (Allah'ı ve Kur'an ayetlerini tenzih ederim.) Özellikle ahiret konusunda Kur'an dışı anlatımlar ve Allah huzurunda -haşa- Allah ile kulu arasında geçen konuşmaların ölen kişinin ağzından-mış gibi- fıkra tarzında, eğlenerek nakledilmesi insanı
Görev yerine gelsin anlayışıyla ya da şu iş bir an önce bitsin düşüncesiyle yapılan,kotarılan,alelacele hazırlanmış programlardan ne bekliyordunuz ki...
Tiyatronun T'sinden habersiz insanları,ciddi bir sanat türü olan tiyatronun içine sokarsanız ne beklersiniz ki,
şahaser bir drama mı?
"Ekonomik tahminlerde bulunan uzmanların gerçek niyetleri nedir? Bu yazı, altın ve döviz piyasasındaki 'uzmanların' tahminlerinin güvenilirliğini sorguluyor. Eğer bu kişiler gerçekten bilselerdi, ekranlarda değil borsalarda olmaları gerekmez miydi? Aslında piyasayı yönlendiren şey uzman tahminleri değil, kitlesel psikoloji ve ortak davranışlardır. Ekonomi uzmanı mı, yoksa kitle psikoloğu mu?"
İki insan konuşmaktaydı:
"...Neden dürüst ve iyi insanlar hep kaybetmeye mahkumdurlar?..Neden hep kötüler kazanmakta?.."
"...Çünkü; kötüler yanlışlarına sıkı sıkıya sarılır ve asla vazgeçmezler. Ama; dürüst ve iyi insanlar doğrulara sarılmaktan vaz geçerler..."
Böyle olur olmaz her şeyin önüne, arkasına dini- İslâmi gibi sözcükler getirerek; dinimizi politikaya, ekonomiye, eğitime âlet ederek dinimize zarar veriyorlar. Biz buna garşı çıkınca da, bizi din karşıtı gibi görüyorlar.
Başlıktaki cehl-i mürekkep: Osmanlıca bir deyimdir; aslında bir çeşit insan tarifidir. Bir sonraki aşamasını da cehl-i basit diye tarif etmişler...
Duygusal bir millet olduğumuz herkes tarafından kabul edilir. Üç kıtada hüküm sürmüş bir ceddin evlatlarıyız. Onlarca devlet, egemenliğimiz altında en parlak günlerini yaşamış. At üzerinde kıtalar aşmışız. Kılıçlarımızın şakırtısına dağlar ses vermiş. Bunlar hep yaşanmış… Fakat bakmayın erkeklerimizin burma bıyıklarına, sert bakışlarına, külhanbeyi edalarına… Bunların çoğu içlerinde pamuk
iskenderun garı’na yolcu treni gelmiyor artık. hareket saatinden önce trene doğru koşturan yolcular da yok. tren yolculuğunu tamamlayıp, bir tapınağın bahçesine girercesine rehavet ve huzur içinde iskenderun sokaklarına dağılan kimseler de yok.
Bugün barış istediğinde bulunduğunda barış mı olacak yarın savaş istediğinde ise savaş mı çıkacak? Sen ne istersen hep o mu olacak. Elinde kalaşnikoflu çocuk sana büyüklerinden armağan elindeki bu silah mı ışıldayacak. Sen aydınlık bir dünyayı silahların gölgesinde mi kuracaksın.