Istakoz Büyüsü/ 5. Sh.
Kadın oldukça güzeldi. Sabahın mahmurluğunda böyle bir yüze ve bacağa sahip olan kadın, bakımdan geçtikten sonra kim bilir ne kadar güzel görünürdü, seyreden gözlere...
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Kadın oldukça güzeldi. Sabahın mahmurluğunda böyle bir yüze ve bacağa sahip olan kadın, bakımdan geçtikten sonra kim bilir ne kadar güzel görünürdü, seyreden gözlere...
Kabus ne acı vericiydi,uyanmak istiyordum uyanamıyordum,bağırmak istiyor bağıramıyordum,sıcaklık öylesini şiddetliydi ki vücudumun kızardığını hissedebiliyordum.şifreyi bulmamı isteyen kötü ruh şifrenin yaptığım kötülüklerde saklı olduğunu söylüyordu.Ben düşünüyorum ama bulamıyordum zaman ilerledikçe kızarıklığın ızdırap veren acısını daha fazla hissediyordum,bu cehennem olmalıydı ama değildi.Bir süre sonra beliren ruh çaresizliğimi,acı veren ızdırabımı,ağlamak isteyen
YZ
‘Erkekler, karşı cinsten kendilerini üstün gördüklerinden, bunu anımsatacak vurgulamayı, fermuarlarını açarak uluorta gösteremediklerinden, delici-kesici silahlarla bu boşluğu doldurmaktadırlar..." türünden garip yorumlara girmişti.
Adalet Ağaoğlu
Çöpe dökülen küller, yağmurla inen duman... Çamurlu akaçların birleştiği köşelerde kavuşsalar da ıslak ve soğuk bir bulamaç olmaktan öte gidemezler. Çamın esrarı akşamda kalır... Ayrılık bu işte.
Yaraları nedeniyle ölümü beklemekten başka bir seçeneği kalmayan bir hayvandan tek farkı: Fiziksel gücünün ve sağlığının tamamen yerinde olması. Ölüm fermanı doğanın buyruğu ile değil, toplumsal erkin devredildikleri tarafından verilmişti.
Yazmakta olduğum romandan bir alıntıdır. Keyfili okumalar.
-Hasan!
Cemile seslenince Hasan’ı fark eden Nilüfer, telaş içinde kalmıştı. Ürkek bir güvercin gibi ne yapacağını, nereye saklanacağını bilemedi. Oysa Hasan da aynı durumdaydı;
-Eee..efendim.
Eve geldiğimde saat gece 11 ‘e yaklaşıyordu. Cengiz’le biraz dolaşmış,belki de kendimce İstanbul’a veda etmiştim.Kimseye bir şey söylemeden böylece çekip gitmek biraz zor geliyordu,ama başka çarem de yoktu. Ne olacağını,yarın nelerle karşılaşacağımı bilmiyordum,kafamı kurcalayan onlarca soru içerisinde saatimi gece 3’e kurup yattım...
Mustapha Garta'nın 30. yaş gününden bir kaç gün önce -2034 yılının tatlı bir ilkbahar akşamında- kapısı 3 bayan sivil polis tarafından çalındı.
Her şey ezelde başladı...Yedi kat yukarıda oturduğum yerden aşağılara baktım ve "Karar verdim, dedim. Aşağıya inmeye gönüllüyüm." Bildiğim her şeyi unutacaktım. Göklerdeki evimi, nereden geldiğimi, kim olduğumu, her şeyi.Yalnızca bir tek şeyi hatırlayabilecektim: Sevgiyi...
Aslan televizyon izler. Onu en iyi özetleyebilecek cümle budur.
Amacım anlamak, anlaşılmak, yazmak için düşünmenin kazandırdığı farkındalıktan yararlanmak, insan olarak yeryüzüne kendimden birşey vermek ve benzerlerime ulaşmak.
Halid Ziya Uşaklıgil