..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Yumuşak olma ezilirsin, sert olma kırılırsın." -Victor Hugo
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Felsefe > Bayram Kaya




13 Mayıs 2021
Dört Durumla Ancak Teoloji 14  
Bayram Kaya
Kolektif yaşamın tokadı kolektif üssel durumla beliriyordu. El 'in tokadı El 'in mülk sahibi olmasına göre atılan tokattı. Kolektif yaşamın tokadına göre beliren üst yapı yaşamı; Elin tokadı söylemesine göre anlaşılan kolektif yaşama dönüşür.


:AGH:

El, mülke sahip kişisi tutumun üssel açılımına tabii özelleştirme yapmanın belirsizleriyle davranacaktı. Bu belirsizler, üreten hayatın içinde bir karşılaşmayla bir sosyolojiye denk düşen eşleşmelerle belirecekti.

Üreten bir yapı içinde üssel olasılık belirsizleri vardı. Üreten bir yapı kolektif etkiyle yol alıyorsa bu belirsizler içinde "kolektif mülk sahipliği" belirliydi. "Özel mülk sahipliği" belirsizle bir üssel durumdu.

Üreten bir yapının üssel belirsizleri içinde olan olasılıklar, El takdirli özelleştirme içinde yol alıyorlarsa "kişisi mal mülk sahipliği" belirli; "kolektif sahiplik şirk sayılan" belirsizle oluşa denk düşen karşılaşma olacaktı.

Örneğin yine, belirsizle olan durum karşılaşmalardan birisi de kardeşler sosyolojisidir. Totem dönemde totem kardeşler vardı. İlahi dönemde de gruplar arasında yapılan ilanen ilah kardeşliği vardı.

Her iki dönem içindeki kimi belirsizler "kardeşler" söylemli bir anlamla eşleşip, "İLİNEK SEL" durumla belirli olacaktı.
Oysa aynı sosyolojik belirsizler işlerge kuvvet taşıyıcısı kişisi mülk sahipliği içinde kardeş değillerdi.

Özel mülk sahipliği içinde üreten, paylaşan belirsizler karşılaşması sosyolojik kardeşler mana anlaması olmak yerine El takdiri belirlemeyle "mal mülk sahibi efendi ile her şeyden yoksun köle" tanımlı karşılaşmalarına denk düşen eşleşmenin mana belirlileri olacaktı.

Mülk sahibi olan belirme efendilikti. Efendinin mülkü içinde olan kişi ise kuldu köleydi. Artık eylemler üreten paylaşan kardeşler ilişkisine denk düşmeye göre sonuçlanmıyordu. Efendi köle ilişkisine göre eşleşecek anlamla sonuçlanıyordu.

Kul veya köle kişilerin tanım belirlisi olacak karşılaşmalar kolektif bir işlerge kuvvet değildi. Belirleyicilik kolektif emekleri üzerinde emeğin belirleyiciliği değil, mülk sahibi efendinin takdir hakkı belirleyici olacaktı.

Mülk sahibi efendi kölenin kaderini söyleyecekti. Belirme ve belirlenme kolektif ve işlerge kuvvetin üretim tarzına göre değildi. Olup biteni kolektife göre açıklama-söylemek yerine izahlar kişisi mülk sahibi olacak tuzağa göre söylenecekti.

Kişisi mülk sahibini söyleyen bu tür anlam ve söylem sel karşılaşmalı belirmeler, kolektif işlergeli somut durumları; köleci ilişki tarzı içindeki planın uygulanmasına dönüşecektiler.

Köleci mülkiyet ilişkisinin ortaya koyacağı bilenmeyen akla hayale gelmeyen kötülükler, ahlaksızlıklar; El söylemi öğüt ve uyarılara dönüşecekti. Bu öğüt ve uyarılar içinde eski totem dönemdeki ve ilahi dönemdeki kardeşlik hatırlanacaktı.

Totem dönemli ve ilahi dönemli kardeşlikler paydaşlar kardeşliğiydi. Zaten kardeşlik te kardeş payı olmaktan gelir. Siz kolektif alana paydaş olmakla kardeştiniz. Köleci kardeşlik içinde kötülüklerin kaynağı olan sömürü ve sömürülme vardı.

Sömürme ve sömürülme içinde herkesin kaşığında çıkan kısmet olmayı barından bir nasip dağıtımı olan tanımlamaydı. Köleci kardeşlik El 'in kulu olma düzleminde; maya tutmayacak afaki bir söylemle "köleci ahdin mümin kardeşliğine" dönüşecekti!

Böylece El, kendi El mana gücünün belirsizleri içinde olanları köleci yapı içine boca edecekti. Kolektif alan içine boca olanların her biri kolektif etkiydi. Ve her biri kolektif güç üzerindeki üreten işlerge kuvvet karşılığıyla eşletilen kendi açılımlarını verecekti.

Köleci alan içinde ortama boca edilenlerin her biri, sistem dışı olan El takdiri bir mana söyleminin üssel açılımlardan belirli olacak olan etkilerdi.

Yine El tarzı üssel belirsizler, sosyolojik yaşam içindeki ana, baba kölelik mirası, ana baba güvencesi ve ana baba sorumluluğu gibi birçok köleci davranışa üssel karşılıklarla, köleci hukukla ve köleci adaletle belirecektiler.

El belirsizleri, kolektif hayatın "kişi sahipli irade gücüne dönüşen belirenleriyle vücut buluyordu". El teolojini de "kolektif belirleyenleri kendi irade gücü" olarak söylerken; kendisi de kolektif güç yerine geçen imgeye dönüşüyordu.

Groteskilik, davranışça süreci; kişinin kendisinden doğaya doğru eylemlerini başlatan mana anlamasıydı. Oysa teoloji üreten ilişki üzerine müdahale etmeyi sistem dışındaki bir mana gücüne atfeden anlayış ve yorumlamaydı.

Üreten ilişki üzerine müdahale eden köleci teoloji, köleci sistemle birlikte ortaya konacaktı. Teolojinin üssel belirsizleri içinde Ali Cengiz oyunları da belirecekti. Bu oyunlar köleci sistem hukukuna dönüşecekti.

Ali Cengiz oyunlarına denk düşen anlatımlarla teoloji, üreten yapıya müdahale kadar giderek saçma sapan söylemleriyle doğaya da müdahale eden doğaüstü bir mana gücüne de dönüşecekti. Teoloji doğa üstenden doğaya doğru erek sel amaçlarla sistemin işletilmesine dönüşecekti. Teoloji sistem dışından üreten yapı üzerine kişi sahipli paylaştıran etkiydi.

Bu nedenle köleci toplumlar, toplumların kolektif işlerge nin işleyim gücü ile anlaşılması yerine, El mana gücünün söylemleriyle "takdiri ilahi, fıtrat" olarak anlaşılıyordu! Kolektif işlerge kuvvet, El mana gücünü biçimliyordu. El mana gücü de bu tarz köleci biçimlenmeyle kolektif süreci, efendi sahipli anlayışla kontrol ediyordu. El mana gücü kolektif davranışlı işlergesi olan dalgalanmalar üzerine köleci bindirişlerini yapan enfeksiyondular.

El mana gücü üstelisi içinde var olan belirsizler kolektif tabana göre El söylemli yakıştırmalarla beliren söylemlerdi. Üreten emek gücü, doğada zorunlu olarak bulunan dağ, su, bitki, meyve, hayat olarak var olan enerji akışlı enerji dönüşümlerini El rızk verme yakıştırmasına dönüşüyordu.

Akışlı enerji birçok enerji türlerine dönüşür. Bir enerji türünün başka enerji türlerine dönüşmesine işlerge kuvvet diyoruz. Işıyan enerjinin ısı enerjisine dönüşmesi gibi, kimyasal enerjinin kas enerjisine dönüşmesi gibi işlerge kuvvet dönüşümleri doğada zorunlu olukla ve olanlarla zaten vardı.

Kişiler kendilerinden başlattıkları eylemler içinde zaten bu enerji türleri olan enerji paketleriyle yüklüydüler. Her bir var oluş her bir var oluşa zorunlu bir karşılaşma ya da rast gelmedir. Çeşitli karşılaşma rastlantılarıyla bir araya gelen kişiler birbiri üzerindeki enerji paketlerini karşılıklı olarak değiştiler.

Böylece kişi üzerindeki birçok türlü olan enerji paketleri, birçok karşılığı kadar karşılanmayla diğer kişiler üzerine sanal bir bağlanım enerjisi yüküne dönüştü. Bu dönüşme kod bilgileri de taşıyordu. Karşılıklı bağıntılı bu yüklemler paylaşan, değişen kodlara karşılık kişi üzerinde bir türlü enerji paketi, yüküne dönüştü.

Doğada dönüşen enerji, bu kez de yalıtıma alan içinde kişiler üzerinde kişiler ihtiyacının transfer karşılanması olan bağ enerjilerine dönüşmekle serbest dönüşen enerji kişiler üzerinde kolektif bir işlerge kuvveti ortaya konmuş oluyordu.

İşte bu tür kolektif işlergeli süreç içinde El, kolektif tabanı; kişi sahipli anlayışa göre söyledi. Sanal ve uydurma olanın illüzyon belirmelerine dönüştü. El mana anlayışı; El mana söyleyişi olaraktan da kolektif paydaşlığın ve kolektif sosyolojinin kontrol söylemine dönüşüyordu.

El mana söylemli üsteller, üreten kolektif tabana göre kendi ilinekti karşılık belirmelerini oluştular. Böylece El 'e göre olan üsteli belirmeler, kolektif tabana ait üssel belirmeleri sanki El söylemli belirmelere göre oluyorlarmış gibi kendi çarpıtma söylemlerini ortaya koydu. Böylece El mana anlayışlı üssel belirsizler kolektif taban belirleyiciliğine göre dönüşen belirme söylem oluyordular.

Yaşadıklarımız ve vücut bulduğumuz (inşa bulduğumuz) som bedensel hayat ile bedensel hayata dek ben bilinci olan eylemli öznel oluşlarımız dahi birçok bileşimler entegresi olan komplike durumdular.

Aynı şekilde kolektif yapı da sağlama ve üreten işlerge kuvvet üzerinde çevrimler bileşimi inşa iken; nasıl biz, som olarak biz oluyorduk ki? Som olan biz oluş, sentez durumla ancak biz oluşun yalıtması olmakla ancak bizdi.

Biz tekil bir ben değilken; tekil olmayan ben bilinci bileşimlerle som tekillikti. Bu nedenle hem biziz. Hem de biz değiliz. Değişenle, değişecek olanla ve bileşenlerle biz değildik. Geçici bileşim ve değişmeleri içindeki durumlarla da bizdik. Som bileşimle değişme ve dönüşmeleri içinde olan yalıtıma özneye, ben veya biz diyorduk.

Som beden biçimlenmesine benzer bir biçimlenmeyle bu kez de dışta kolektif bileşimle kolektif yalıtıma tekillik bilinci içinde gelip geçici şu an eylemleriyle kolektif som bedenimiz vardı. "Kolektif beden olmazsa kolektif bedenden ayrı ne bir karmaşık icat içinde olurduk. Ne bir buluşun da buluşu içinde olurduk. Ne de sürekli üreten olurduk.

Ne sağlığımızı korurduk. Ne uzaya giderdik. Ne eş zamanlı durumla işlerge kuvveti ortaya koyabilirdik. Ne eş zamanlı kolektif birim zamanla olabilirdik. Ne birimizin deneyimi tüm dünyanın deneyimi olurdu.

Ne de tüm dünyanın deneyimi kişinin yetenek ve ihtiyacı kadarla gerektiği gibi kişi üzerine indüklenebilirdi. Velhasıl kolektif güvence olmadan ne de konforumuzu sağlardık.

Oysa mülk sahibi olma atfına rağmen kendisi bile kendisi olmayan El, "ben benim" diyordu. El 'in kendisi bile tıpkı bir totem gibi, tıpkı bir ilah gibi kendisi olmamakla, kendisi olmak istiyordu.

Tekil kişi, ikinci bir hal ile dıştan da kolektif bir bağıntı içindeydi. Kişi, kolektif tekilliğin öznesiydi. "Kişi öznesi kolektif özne içinde ikinci bir biçimlenişti. Kişi yeni bir "organik devinmeli örgensel bütünlüğün bilinciydi".

Yanağınız üssel belirsiz biçimlerini alabilecek bir olası durumlar içindedir. Yanağınıza atılan tokadın, yanağınızda bıraktığı iz, tokadın üssel belirsizi olan durumlardan biriydi. Atılan tokat yanağınız üzerinde kızaran bir hal ile yanağınızı da belirli yapar.

Size atılan tokattaki kinetik enerji yanakta yanma veya ısı enerjisine dönüşen duygu ve duyum uyaranı ile siz izden hareketle tokadı atan ele doğru gidersiniz. İşte buradan hareketle El size dönüşen, dönüştüren enerjileri değil "tokadı" söyler.

Sizdeki tokadın etkisi kolektif alanın kolektif etkisiydi. Kolektif alan bunu açıklıyordu. Ama El bunu kolektif alanla değil de kendisiyle, kendi groteski oluşuyla; mülk sahibinin kendi takdiri olarak açıklıyordu. Ama bu söylemler kolektif kişiye göre olup biteni açıklayamıyordu.

Kolektif bir oluşum (ortakları-paydaşları olan oluşum) El söylemi olarak belirtilir. Kolektif yapı içindeki kolektif etkiyi kaldırdığınız ve yerine El söylemli anlayışı koyduğunuz zaman kolektif yapı açıklanmaz olur. Bu kez kaldırdığınız kolektif etki yerine de El 'in söylemi olan açıklamalar açıklama olarak açıklama yerine geçer!

El kolektif etki ile kolektif etki yerine geçer. Ama El kolektif olanı da kendisiyle de açıklayamaz. El kendisi ile açıklayamadığını bana inanıp iman edeceksiniz demekle açıklar. Ve El kendisine inancı olan kişileri, tevekkül içinde taat, itaat ve biat ile tutar. Bu itaatle olunan duruma da dosdoğru yol, hidayet ile olunan yol ve himmet yolu der.

Kolektif yaşamın tokadı kolektif üssel durumla beliriyordu. El 'in tokadı El 'in mülk sahibi olma biçimine göre atılan tokattı. Kolektif yaşamın tokadına göre beliren üst yapı yaşamı; Elin tokadı söylemesine göre anlaşılan kolektif yaşama dönüşür.

El mana anlayışının her biri kolektif belirlemeye göre denk düşen söylemlerdi. Bu söylemler kendisine yani mülk sahibi olan iradeye ortak tanımayan argümanlar altında kolektif oluşu gizliyordu. Bu gizleyiş içinde El "göklerde bir karar vardır" gibi uçuk kaçık belirsiz teolojin söylemlere dönüşüyordu.

El söyleminin kolektif bileşimli bir karşılığı vardır. El 'in söylemi kolektif bilince ve kolektif eyleme denk düşüyordu.

El söylemli tokadın açılımları da; mutlak saltanata, ganimet yapmaya, sadaka vermeye, zalimliğe, zalimlik karşısında iyiliğe yönelmeye, taş atana karşı aş atmaya, oligarşiye ve yeryüzünün El toprağı, El mülkü yapmağa çalışan oligarşin imparatorluklara dönüşmeyi ortaya koyan söylemler olacaktı.

El tarzı mülke sahip olan üssel belirsizler, kolektif alan somutluğu içinde bir mana karşılığı olmakla belirecektiler. Bu belirmeler de "kâr yapan(!)" söylemle, "kazanç sağlayan(!)" söylemle kolektif olanı gizleyecekti. El tarzı hilece söylemler üreten emekleri aldatacak olan "kafa putu söylemler" olmanın "üstelisi" içinde sömürü çarkına dönüşüverecekti.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın felsefe kümesinde bulunan diğer yazıları...
Evrim 1
Üssel Devinmeli Köleci Açılımlar1
Üssel Devinmeli Köleci Açılımlar1
Dört Durumla Ancak Teoloji 12
İnsan Nasıl Ortaya Çıkmıştı? 6
Butlan 1
Dört Durumla Ancak Teoloji 11
Faiz 24
Faiz 18
Dört Durumla Ancak Teoloji 17

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
İçimizdeki Yabancı [Şiir]
Darmadumanında [Şiir]
Sıradakinin Yıkılışı [Şiir]
Yaşamını Hiç Eden [Şiir]
Küsmem Gam Elinde [Şiir]


Bayram Kaya kimdir?

Emekli eğitimci. 1950 Mucur / Kırşehir doğumlu.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Bayram Kaya, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.