Susuşlar'dan Duyulanlar
-Artık bitirmeli bu sessizliği, tarihsiz takvim yaprağı eklemeli seneye...
"Yarın, erteleme sanatının dünkü halidir." - Unknown"
"Yarın, erteleme sanatının dünkü halidir." - Unknown"
-Artık bitirmeli bu sessizliği, tarihsiz takvim yaprağı eklemeli seneye...
Kuşlar kanat çırpsa, gözümün bakmaya yetmediği engin denizin üstünde. Hafif bir rüzgâr esse ama üşütmese…
Üşütse bile, bir bardak sıcak çaya sığınmalıyım, üşüdükçe daha sıkı kavramalıyım bardağı…
Hüsnü Arkan’ın sesini duysam arada bir:
Bir dokun bin ah dinle, döner dünya dert içinde
Belki kimse güllenmeyecek, silahlar altında. İkindiye varmadan vurulacak düşlerinden güller. Ansızın kenetlenecek belki elleri boğazında, yudumlayacak son nefesini. Kimse meraklısı değil ki, kelimelerimizin çığlık olup titretmesi meydanlarda, ne ütopya ama! Sancısız kalmaktan korkarım gerisi iki satır arası boşluk.
Ben hayatı hissetmek istiyorum, renkler kadar renkli, renkler kadar çeşitli ve alacalı…
Sihirli pabuçların var olmayacağını biliyorum ama bu hayal benim hayatın sihirlerini yakalamamı sağladı.
Sağırlaşmış duygularımızla, görmediğimiz güzelliklerle, zamanı bir maratoncu adımlarıyla takip etmemizle, neler kaçırdığımızı fark ettim birden..
Dudağının kenarındaki alaycı kıvrım olmak isterdim. Yaşamla dalga geçen alaycı kıvrım. Öyle bir kıvrım ki yaşam sana dokunamasın, seni örseleyemesin senden korkusundan. Dudağının kıvrımındaki ışık olmak isterdim. Çabucak sende olmak için, ışık olmak iste
Yardım mı, ekmek mi, yoksa merhamet mi diledikleri bilinemeyen haykırışlar, belki de olası akıbetin korkusundandır. “Aiutilo per favore dio!"
En umutsuz anlarda bile umudunuz vardır bu umut hiç tanımadığınız biri dahi olsa
Savaşın, kin ve nefretin kol gezdiği zamanımızda barış en büyük sermayemizdir. Dünyada herkes barıştan yana görünse de gerçekte dünyayı idare edenler savaş tamtamları çalıyorlar. Bugün dünyayı kan gölüne çevirenler onlardır. Dünyayı ateşe veren bu izan ve insaf fakirleri, körpe çocukların canı ve kanı üzerinden çıkar hesapları yapıyorlar.
...... Yavaş yavaş çağırma ve düşünme duyusu da kaybolmuştu. Çünkü, canından can kopmuştu….
Benim için artık geç oldu. Birazdan odama çekilip belki kitap okurum. Hadi sen de git artık. Çok geç olmadan, sokaklar iyice tenhalaşmadan, sokaklar ite ,uğursuza kalmadan evine git. Biliyorsun seni hiç görmedim. Hatta hiç karşılaşmadık.
Yağmurlu bir günün..ortalama saatleri../Bu boşluğa, adımını attığı zaman insan.. /ürperiyor bir nebze../Yüreği düşüyor eline..Nereye yetişeceğim ben..bu ayaklarla.. /bu koşturmacada...
hislerim beynimle vals yaparken yüreğim fikirler üretiyor. üç kişi bile kalabalık kardeşim bu yaşamı sadece aklı olanlar yaşıyor.
duygular ve hisler artık lüxe giriyor
“Yüzüme dokundu. Bunlar ne” dedi. Konuşamadım…
Sevgimin hasretime eklenen imkânsızlığını söyleyemedim...
Halid Ziya Uşaklıgil