Anneciğimin Bana Öğrettikleri Öğretmedikleri
karanlığın en izüşşümlerinde yazmaya devam etmem büyük bir çaba.
"Gelecek, şimdinin geçmişidir, sadece daha pahalı." - Woody Allen"
"Gelecek, şimdinin geçmişidir, sadece daha pahalı." - Woody Allen"
karanlığın en izüşşümlerinde yazmaya devam etmem büyük bir çaba.
Anka’nın kanadının sıcaklığında sabahladım bugün. Hayal dünyamın sonu gelmez girdaplarında koşmaktan bitkin düşmüş bir halde; Kaf Dağına sırtımı yaslayarak…
Hayat ne yapmadığın değil ne yaptığındır ne de olsa..
Onlar yürekleri dumansız yanan sevenlerdi..
Onlarınki;
yalan gerçekte bir giz,
bir büyü, bir hayal, bir düş..
Onlarınki özgür ancak saklı bir sevda....
Saati düşman olarak görmeli miyiz? Zaman ile insan arasındaki kovalamaca bir gün biter mi? Bu hakimiyet çabasının galibi kim olur?
Sorularımızın cevaplarını beraber bulmaya ne dersiniz?
Gelincikler varsın kıskansın dudaklarının kırmızısını. Rüzgarlar saçlarında rüyaya dalsın. Varsın ay geceye yaslanıp, altından elleriyle denizleri okşasın. İlk defa bütün kitaplar yalan, rüyalar gerçek olsun.
Sağırlaşmış duygularımızla, görmediğimiz güzelliklerle, zamanı bir maratoncu adımlarıyla takip etmemizle, neler kaçırdığımızı fark ettim birden..
Birine yar dediyseniz ve ona ragmen gittiyse ne söylenebilirki ardindan,
Neler yasanir neler anlatilir,
Yar dön artik sen gideli ben gülmez oldum
Üyesi olduğum tüm tren istasyonlarının kayıtları silindi bir dokunuşunla belleğimden. Yürüyüş kolu takım komutanlığı emrine atandığım söylendi.
Örümcek olma konusunda ciddiyim. İlginç bir deneyim olabilir. Sakarlara tavsiye edilmiyorsa benim için zorlayıcı olurdu. Sekiz bacağım bir pabuca girerdi sanırım. Bilmiyorum hiç örümcek olmadım.
Şimdi kan damlatıyorum pervazıma, gözlerimden aşağı beynimin derinliklerinden boşalan bir ruh ile kırmızıya boyuyorum çölümü. Elimde yokluğundan kalma kara bir namlu ile boşluklar yaratıyorum zihnimin içinde. Ya gelirsin yahut gelseydin, içimde çiçekler büyütürüm, ya gelmezsin yahut gelmedin; boşluğa bir kıvılcım atar giderim…
İnsanlar, çoğu zaman gündelik yaşamlarından tutun da bütün yaşamlarının akıbetini biçimlendiren olayları bekleyişlerle, umut etmekle vakitlerini geçirirler. Oysa ki bu yaşamda beklemek en büyük güçken, buna gücü kalmayanlar ise yalnızca umuda sarılmak zorundadırlar.
Hangi aynada tozlanmış bir ruhu yakalasak, ardında biriktirdiği acılara tanık olmamak elde değil../Acıysa kendi içinde bir aşkın en baskın hali olsa gerek yüzümüze yansıyan..
...Gidişimin bir derinliği olmalı, şnokerle dalınmalı ama havasız bırakmamalı..Suskunluk adı altındaki bütün silahlar tutukluk yapmalı, hedefi bulamamalı ama panzerler çalışmalı..Gidişimin gürültülü bir yanı olmalı yani, rahatsızlık vermeli, uyku kaçırmal
O kadar kolay ki küsmek, kırılmak ve üzülmek. Oysa gökyüzü, gönüllere hep açıktır. Barıştıkça sarılır yaralar ve buluşur maviliklerle çocuklar. Düşlerden öte bir hakikatin izlerini taşır uçurtmalar. Öylesine güzel salınırlar ki göklerde, sanki istikbali yansıtırlar. Artık iyileşsin acıyan yaralar, ilacı Aşk'tır bilesin.
Duyuyorum / Hayatın tınısını derinden. / Nakış nakış işleniyor yüreğime hayat. / Birkaç figürün bir araya getirdiği bir gösteri / Ve milyarlarca figüran bilinen ve bilinmeyen...
Ne gördüğümü görmen için gözlerimi sonsuz sayıda sonsuz parçaya bölsen de, gözlerimde göremeyeceğin görmeği,