Bir Çingene Sevdası Onlarınki...
Onlar yürekleri dumansız yanan sevenlerdi..
Onlarınki;
yalan gerçekte bir giz,
bir büyü, bir hayal, bir düş..
Onlarınki özgür ancak saklı bir sevda....
"İnsan gördüğü şeyleri şiirle yeniden kurar. — Jorge Luis Borges"
"İnsan gördüğü şeyleri şiirle yeniden kurar. — Jorge Luis Borges"
Onlar yürekleri dumansız yanan sevenlerdi..
Onlarınki;
yalan gerçekte bir giz,
bir büyü, bir hayal, bir düş..
Onlarınki özgür ancak saklı bir sevda....
göz kapaklarıma yüklenen ağırlığının nedeni uyku değil, herhangi bir anlamımın olmadığını, etrafımdaki kalabalık bana yaşlı gözlerle bakarken anlıyorum.
Çatışmaların ortasında, uçurumların agahında…
Kervan geçmemiş bir kasabanın hikayesini, cinnetini…
Kim üstlenip anlatabilir ki… Senden başka!
Acıya ve yokluğa… Hangi ağıttan söz yetebilir ki… Anlatmaya!
Bu suskunluğu hangi kurşun delebilir ki… Duymaya!
Kelimeler, hayallerde olgunlaşıp şair ve yazarların gönüllerine düşerler. Şairler ve yazarlar, yüreklerine düşen çığın altında ezilmemek adına eser verirler . Biz, öylelikle farkına varırız kelimelerin. Sözün gücü, şairin ve yazarın deneyimi ve birikimi yanında, kelimelerin keşdedilmesi gereken hususiyetleri ile de alakalıdır biraz.
Sheakspear’ı okuttu bize../Tiyatro sahnesinin tozlu perdeleri önünde.. /Ezberim yoktu.. /Elimde kafatası..Ben ona baktım..o bana../O bana suskun..ben ona anlamsız..
Yaşanmışlıkların sevişmelerini yaşıyoruz korkarak. Terk edilmişliğin incinmeyisle ürkekçe dokunuyoruz birbirimize. Bağımlılıktan kaçarken bağımsızlık bağımlısı olmuşuz ne yazık.
Göz yaşlarımı biriktiriyorum...İlerde kendime, sularında çırılçıplak yüzebileceğim bir göl yapacağım..
Saatlerdir camdan doğanın manzarasını izlemekteyim…Yalnızım…Hayatımı romanlardan başka paylaşabildiğim daha doğrusu paylaşmaya cesaret edebildiğim sadık bir dostum yok…Hiç olmadı zaten…
Yıllar önce küçük bir kâğıda, küçük hayallerini not ederek tek tek gökyüzüne iliştirdi. İlk önce yıldızlarla aydınlattı, sonra yeşertsin diye aya haber saldı. Hayallerine ulaşmak için her gün, bıkmadan usanmadan çakıl taşları topladı. Gece karanlık çöktüğünde, çakıl taşlarından yıldızlara doğru bir yol yaptı. Bu yola her baktığında, içine
Dilimdeki çekingenliği de anlar mı bakışların? Öyle bakma diyorum sana. Dalgınım... Ürkek zamanların hırçın çocukluğunu taşıyor yüreğim. Yenilgileri kabul etmeden..
İçinde bulunduğum ruh haline amma da uyuyor ha!..İyi ki ağzını açıp “GAK!” demedi..Yoksa ağlardım!..Oysa ben martılara takmıştım aklımı:NEDEN ÇIĞLIK ATIYORLARDI ACABA?
Bu şehirde ne taç var, ne tacdar; ne şah ne padişah.Geride bırakılmıştır, yâr ağyar. Olanları ne tarih yazar ne roman. Sadece, bir zamanlar, o sakinler de arzı çiğnerdi. Alna değince ölüm meleğinin busesi. Ömür hitama erdi. Bir sala sesi… Mukassi bilinen meçhul şehre başlayan yolculuğun ilk karesi. Hu
Bitsin artık. Bütünleştiğin bir yazarla sevişmeni hatırlıyorum. Bu acıların en büyüğü ve en kutsanmış tarafı benim için...
Sadece mutsuz ve yorgunum şimdi
Kendimi dinliyorum...
Bizim bakkal Erhan efendi kız istemeye gider. Kızın dedesi ertesi gün, tanışıklık vermeden bakkal Erhan’dan alış veriş eder: amacı dürüst bir satıcı olup olmadığını anlamaktır.