Aşkın Verandası
Yine zamanı düreceksin avuçlarında. Bembeyaz zambaklar açacak vadinde. Benim muhayyel ülkemin muhayyel perisi… bekle bekle…
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Yine zamanı düreceksin avuçlarında. Bembeyaz zambaklar açacak vadinde. Benim muhayyel ülkemin muhayyel perisi… bekle bekle…
Dudağının kenarındaki alaycı kıvrım olmak isterdim. Yaşamla dalga geçen alaycı kıvrım. Öyle bir kıvrım ki yaşam sana dokunamasın, seni örseleyemesin senden korkusundan. Dudağının kıvrımındaki ışık olmak isterdim. Çabucak sende olmak için, ışık olmak iste
Orucu kuşanmak, iblisin belini kırmanın; onu hüzne gark etmenin adıdır. Nefsi ve şeytanı, görünmez çelikten halatlarla zaptu rapt edip fenalıklarından emin olmaktır. Sabır ve kanaatı hüsnü kabul ile sineye sarmaktır orucu kuşanmak. Zalimlerden fersah fersah uzaklaşmak, mazlumlara kol kanat germektir orucu kuşanmak. Dilin damağa yapıştığı demlerde,munis bir edayla
Benim için artık geç oldu. Birazdan odama çekilip belki kitap okurum. Hadi sen de git artık. Çok geç olmadan, sokaklar iyice tenhalaşmadan, sokaklar ite ,uğursuza kalmadan evine git. Biliyorsun seni hiç görmedim. Hatta hiç karşılaşmadık.
Doğum emeklemeye başlar sonrasında yavaş yavaş adım atma çabalarına girişip yürümeye çalışırız.Farkında olduğumuz gözümüzün gördüklerinden fazlasını öğrenmektir.Görsel örenme şansımızı geliştirmek için farkında olmadan farkındalığımızın sürüklediği sürece hızlı hızlı adımlar atar kimi zaman bulunduğumuz bir bar bir çay bahçesi boş bir sokak yaşlı bir adam yaşlı bir çınar ağacı
Ayrıca bu cevabı sizlerle paylaşacak kadar güçlü ve cesur da değilim. Bu durumu ister ketumluk, ister korkaklık, isterseniz de ifşa kabul edin…
Dalgaların sesine karışmalı içimdeki sessiz çığlık. Rüzgar, yaprakları suyun üstüne ulaştırmalı bir de sevdaları.
Yağmurlu bir günün..ortalama saatleri../Bu boşluğa, adımını attığı zaman insan.. /ürperiyor bir nebze../Yüreği düşüyor eline..Nereye yetişeceğim ben..bu ayaklarla.. /bu koşturmacada...
Şimdi söyle bana mayıs, marta ilkbaharın ilk ayı olduğunu hatırlatır mısın? Sevdiğim her şeyin kokusunu aldı, ondan geri alır mısın?
Elimi kolumu kaldıramadığım bir sabah olmadı henüz.. /geceden yazıyorum yazılacak olan ne varsa ve geceden başlıyorum yokluğun hüznünü tasimaya..
İnsanlar en değerli şeylerini saklarmış; içimizde saklamaya çalıştığımız çocuk en değerli şeyimiz diyebilir miyiz o zaman?
göz kapaklarıma yüklenen ağırlığının nedeni uyku değil, herhangi bir anlamımın olmadığını, etrafımdaki kalabalık bana yaşlı gözlerle bakarken anlıyorum.
Sheakspear’ı okuttu bize../Tiyatro sahnesinin tozlu perdeleri önünde.. /Ezberim yoktu.. /Elimde kafatası..Ben ona baktım..o bana../O bana suskun..ben ona anlamsız..
Göz yaşlarımı biriktiriyorum...İlerde kendime, sularında çırılçıplak yüzebileceğim bir göl yapacağım..
Çatışmaların ortasında, uçurumların agahında…
Kervan geçmemiş bir kasabanın hikayesini, cinnetini…
Kim üstlenip anlatabilir ki… Senden başka!
Acıya ve yokluğa… Hangi ağıttan söz yetebilir ki… Anlatmaya!
Bu suskunluğu hangi kurşun delebilir ki… Duymaya!