Konsolosluklar Ve Sınır Geçişleri
Konsolusluklar ve yurt dışı çıkışları sıkıntı vericidir,yurdum insanı için.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Konsolusluklar ve yurt dışı çıkışları sıkıntı vericidir,yurdum insanı için.
BU yazıyla birlikte gecekondulaşmanın sebebini herkes öğrenecek.
Savaşla ilgili... Yazı... Üfürükten bir yazı... Herkesin gözü-kulağı Irak'ta iken... Anlayana... Okuyun, açılın... Hoşunuza gitmezse, harcadığınız vakit, nakit olarak ödenir... Ödenmezse arkasını yazdırabilirsiniz...
Sorunlar her zaman varolabilir can dostlar, yeter ki onları karşılayışımız pozitif olsun...
Bazen öyle olaylar yaşarız ki, her şey üstüste gelir, yüreğimiz sıkılır, hatta ölümü bile bir çözüm olarak düşünebiliriz...Yaşantımızı sadece maddesel olgulara, i
Herkesin bir parçası olağanüstü hayalgücünü kullanmaya ayrılmıştır.Ama önemli olan içtekilerin dışa vurulup kullanılabilir kılınması....
Ve işte yeni yıl sofrası. Kimi evinde, kimisi de eğlence yerlerinde bu sofranın tadını çıkarmaya çalışıyor bir yılı geride bırakırken. Söylentilere göre, yeni yıla nasıl girersen bütün bir yıl öyle devam edermiş. Bunun için saatler yaklaşırken herkes farklı işlerle uğraşmaya başlıyor. Kimisi gülüyor, kimisi eğleniyor, kimisi dua ediyor,
Bir yıl önce, büyük umutlarla girdiğimiz ve kendisinden çok şey beklediğimiz 2001 yılını geride bırakıyoruz.Şevket Radonun bir sözü vardır:Dün gitmiş, onu yerini bugün almıştır.Bugün ise yarın, bir daha dönmemek üzere gitmiş olacaktı
Bu sefer numara yapacak kimsem yok ve ben gerçekten grip oldum. Şu an kafamda bir saman torbası taşıyorum. Bütün vücudum lime lime kıyılıyor. Akşam ateşim çıktı saçma sapan kabuslar gördüm.
Söz vermiştin...
Işık olacaktın hani?
Yolunu kaybedenlere yol gösterecektin?
Dünyanın çirkef kuyularında boğulanlara,
El vericektin hani?
Neydi bu şimdi, ne demekti?
Ölmek mi, öldürülmek mi? Kuzeyde, Irak' ın başkenti Bağdat' ın kuzeyinde........
İnsanların bugünkü kadar birbirlerine yabancılaşmadıkları zamanlarda sanırım şu kelimeleri daha şuurlu kullanıyorduk: Hayırlı sabahlar, afiyet olsun, hayırlı akşamlar, geçmiş olsun, hayırlı olsun… Sözünü etmek istediğim artık bu kelimeleri hiç kullanmadığımız değil; daha az kullandığımız ve belki de sözün büyüsünü yitirmesi. Artık muhatabımızda sıcaklığını, yankısını bulamaması, rutinleşmesi.
Bilmediklerimizi biliyor gözükmez miyiz bazen? Sahte bir baş sallamayla geçiştiririz "gördün mü o filmi" denince. Dinlemenin zamanı değildir şimdi belki. Belki de görmemiş olmanın ayıp olduğunu sanırız. Oysa sahteliktir bu.
Al işte sana birbirimiz için yaratılmışız demek için bir sebep oturuşumuz bile aynı.Ama uzmanlar farklı kişiliklere sahip olan insanların daha iyi uyum sağladığını söylüyor.Bana ne ban manyak mıyım arkadaş, o benim yanımda olsun buluruz bi yolunu.
18.07.2002 yıllar sonra yine yolum İstanbul'daydı. İstanbul yerinde duruyor, değişen bir şey geleceğe ait... Ama biraz daha yıpranmış ve yorgundu.
"Meselelerle yüzleşemediğimi" de düşünmedim değil !
"Zayıf karakterli biri oluşuna mazeret arama." dedim kaç defa kendime. Ama ortada güpegündüz bir hakikat durmakta: Biz insanlar, ateşîn varlıklarız.
Memduh Şevket Esendal