Ben Benim
Değişim içindeki merhaba bir insan olan kendimi de anlamaya çalışırken yine sendeliyorum....
"Gelecek, onu hayal edebilenlerin değil, onu inşa etmeye üşenenlerin kâbusudur." - Terry Pratchett"
"Gelecek, onu hayal edebilenlerin değil, onu inşa etmeye üşenenlerin kâbusudur." - Terry Pratchett"
Değişim içindeki merhaba bir insan olan kendimi de anlamaya çalışırken yine sendeliyorum....
Aşkta ne mutlu olmak şarttır ne mutsuzluk! Kendi bildiği yollarla gelip yerleşsin hayatımıza, bize katacağını katsın ve gitmek istediği zaman da lütfen bırakalım gitsin. Zorla elde tutulmaya çalışılan her şey gibi, aşk da, baskıyla yüreğe oturtulduğunda anlamsızlaşıp değersizleşiyor.
Zaman geçiyor. Büyüdükçe büyüyor suskunluğu gecelerin. Cümleler tükendikçe tükeniyor adına aşk dediğimiz o yanılsama, susuyoruz kelimeler kayboluyor, susuyoruz, suskunluk kocaman duvarlar örüyor aramıza...
Hayat şıklardan ibaret değildir. Ama hayata dair şıklar oluşturur insanlar.Bu şıklardan doğrular ve yanlışlar üretir.Ömürboyu bir yanlışı yaşadığı da bir yanlışa tüm doğruları teslim ettiği de olur.Çünkü topu topu bir yaşamı olacaktır.Ve geriye baktığında olanlara tecrübe diyecektir.
Sonbahar tadındayım; havada diz boyu sıcaklık. Gülüşün, titretti deri(ni)mi. İnan üşümek istemedim bu mevsim ortası. Yanmak, kan ter içinde kalmaktı en büyük düşüm.
Daha ne duruyorsun sen böyle ölgün bir yorgunlukta geçen demlere ağlarken
Dereler menderesler yararak ırmaklara koşmakta
Bir kısrak kulunlar ovada salkımsöğüdün altında
Sevişir eşkin bir rüzgar çırılçıplak meyve gebesi dallarla
Daha ne duruyorsun gücenik bir yüzle kendi karanlığında ağlayan baykuşlar
Konuşmazsak çatlarız derler ya hani sanırım bazen ben de yazmazsam çatlayabilirim:)
Bu kez mektup eski bir romanın dizi finalinin ardından aldanışların sorgulanışından yola çıkıyor ve yine birilerinin hayatından izlere dalıp devam ederek uzuyor.
Uyku sorunum devam etmekte. Sadece barış sağladık aramızda. Ben, onu sık boğaz etmiyorum gelmesi için. O da ödül olarak, çok bekletmiyor artık beni.
Hayatınızda ne kadar boşluk bıraktınız? Ve bu boşlukları içine gözyaşı değdirmeden doldurabilir misiniz? Kupkuru bir gününüz oldu mu? Yada bir bayram günü saygı ile öptüğünüz bir elden aldığınız mendile hiç ağladınız mı?
İltifata değil, ardındaki takdir asaletine, eleştiriye değil ardında yatan iyi niyete; her söze değil söyleyene ve bunu neden söylediğine, iyiliğe değil ardındaki insanlığa kısacası iyi niyetli insanlığa bakarız.
Her şeyimizi borçlu olduğumuz annelerimize, kalbimizden kopan kelimelerimiz armağan olsun...
Bir adam uyuyor yan odada zamansız horultularından rahatsız oluyor yalnızlığım. Sonra daha önce hiç duymadığım bir fısıltı işitiyorum uzaklardan "Gitmelisin" diyor bana titreyen sesiyle "uzaklaşmalısın"
(Küçüklükten beri, çevremizdekiler genelde, duygularını ifade etmeyi bilmediği için.) Bizde, içimizdeki kalp kırıklığını, hayalimizi, hedef haline getirmenin bizim için önemini, içimizi açtığımız dostumuza bile söylemeyiz. Hatta gözpınarlarımızda biriken gözyaşlarını çaktırmadan, elimizin tersiyle siler, konuyu değiştiririz. İlk denemeler genelde kötü olduğundan, olumsuz eleştiriler her taraftan bizi kuşatır. İçimizdeki öğrenme,
Gönlümle baş başa düşündüm demin; / Artık bir sihirsiz nefes gibisin. / Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin / Akisleri sönen bir ses gibisin.
Mâziye karışıp sevda yeminim, / Bir anda unuttum seni, eminim / Kalbimde kalbine yok bile kinim / Bence artık sen de herkes gibisin.
Sunay Akın