Çok Zor Sesindeki Yabancıyı Tanımak
Parklara sıkışmış ömrün, çocukluğunun sallandığı salıncaklardan düşmüşsün yeryüzüne, cennetten.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Parklara sıkışmış ömrün, çocukluğunun sallandığı salıncaklardan düşmüşsün yeryüzüne, cennetten.
Artık yazmak zorundayım sadece.. sana anlatamıyorum. Ve dayanamıyorum da.. hep derdin yazılması gerekir bu hikayenin.. herkesin canını acıtacak kadar sadedir çünkü ve gerçektir. Eksiği fazlası benim olsun. Ben olayım bu sefer açıkca korkusuzca.. ama hiçbir zaman bilemeyeceksin.. gerçekten ben miydim gördüğün, sevdiğin.. ya da yalnızca hayal miydim.. gittiğimde
Ölüm haberlerini duymak istemeyen, hastalığında birbirinin ziyaretine gitmeyen, kötü gününüzde yanınızda olmayan kalabalık arkadaşlar, yalnızlar çağının tipik robotlarıdır. Hayvansal tepkiler veren garip bir sürü.
Birine ait ve ya sahip olmak cümlesinin çok çirkin olduğunda karar kılıyorum. ama sahipmişim gibi yaşıyorum, aitmişim gibi tapıyorum.
zordur bazı şeyleri başarabilmek..unutmayı başarabilmek mesela..severek,hissederken bitirmek herşeyi...
Aynaya baksa, o bile kendine aynısını yapardı. Başka bir yüze artık bakamayan bakmak istemeyen o gözlerin sahibini; bakarak, konuşarak, sorarak mahcup etmek istemezdi… Bu nasıl bir çaresizlik diye içinden geçirdi. O çaresizliği tekrar hissetti… Sonra gururu aklına geldi. Istırabının asıl nedeni olan o gurur...
Evin her köşesinde senden kalan izler var,her köşede anılarımıza sarılmaktayım şimdi.
Dururdu zaman,değişirdi mekân.Geldiğin yeri hatırlardın,yerine gelseydi eğer duan!
Bir mucizeydi şahit olduğu/n… Bir rüyaydı hapsolduğum… Sen mucizede kahroldun, Ben rüyalarda kayboldum. Gözlerimizde gülerken dilimizde lâl oldu sözcükler, Yazılmayan cümleler, söylenmeyen sözler bir cadının kazanında kaynadı, Cadı masala daldı, Celladı oldu sevdanın, Sevda masallarda kurban kaldı…
İltifata değil, ardındaki takdir asaletine, eleştiriye değil ardında yatan iyi niyete; her söze değil söyleyene ve bunu neden söylediğine, iyiliğe değil ardındaki insanlığa kısacası iyi niyetli insanlığa bakarız.
Sonbahar tadındayım; havada diz boyu sıcaklık. Gülüşün, titretti deri(ni)mi. İnan üşümek istemedim bu mevsim ortası. Yanmak, kan ter içinde kalmaktı en büyük düşüm.
Yokluğuyla baş etmeyi öğrenmiştim. Ama varlığıyla nasıl bahşedebilirdim ki?
Zeki insanları alt etmenin en kestirme yolu onları detaylarla yormaktır.Kurnaz ve o derece de aptal insanlar detayları çok severler.Çünkü küçük hesap peşindedirler.Oysa zeki insanlar büyük düşünürler ve zor problemleri çözmek isterler.Maalesef en kolay ve basit olasılığı akıllarına getiremezler.
Unutuyoruz...Belki bilerek belki de bilmeyerek.Unutmamamiz gerekenleri zihnimizin arkalarına gömüyoruz.