Deneme
Unutuyoruz...Belki bilerek belki de bilmeyerek.Unutmamamiz gerekenleri zihnimizin arkalarına gömüyoruz.
"Yazmak, aslında daha iyi bir bahane bulamadığınız için yaptığınız bir şeydir." — Franz Kafka (kurgusal olarak)"
"Yazmak, aslında daha iyi bir bahane bulamadığınız için yaptığınız bir şeydir." — Franz Kafka (kurgusal olarak)"
Unutuyoruz...Belki bilerek belki de bilmeyerek.Unutmamamiz gerekenleri zihnimizin arkalarına gömüyoruz.
Ben her talihsiz denememin sonunda kendime dönüp yalnızlığımın duvarlarını ılık bir anlayış pansumanıyla okşayıp berkiterek korunaklı bir sığınağa dönüştürdüm orayı. Şimdi frekansıma uygun bir muhabbet neferine denk gelmedikçe yaşlı bir kaplumbağa gibi kendi içime çekilip uygun insanı kolluyorum.
Beylik laflar etmekle olmuyor dostum.Bey olmak lazım, beyefendi olmak lazım önce.Yoksa yüreğinle, dudakların aynı ritmi tutturmuyor ve sesin kulakları tırmalıyor.Ne olur anla beni dostum; lafla peynir gemisi yürümüyor.Oysa benim yüküm başımdan aşkın.Bana sözünün eri biri lazım. İnsan er olmayınca, beylik laflar etse de bey olamıyor dostum.Bu yüzden git
Tüm tuzaklarımı kaldırdım ayağımın altından. Kapımın kilidini açtım ağır ağır. Bahar temizliğimi yaptım. Güneş doğdu odama, ruhuma.. Artık daha güzel kokuyordu hava. Ve rüzgâr daha yumuşaktı. Yaz geliyordu.
Yönümüzü nasıl belirleyeceğiz yarınlara yürürken? Pusulamız şaşarsa, yabancı kıyılara savurursa bir dev dalga bizi?...
Yokluğuyla baş etmeyi öğrenmiştim. Ama varlığıyla nasıl bahşedebilirdim ki?
Kimisi Camdaki Sinek Pisliklerini Görür,
Bir Başkası Camdaki Aksini,
Öteki Penceredeki Saksıyı,
Bir Diğeri Pencereye Dokunan Daldaki Çiçeği,
Kimisi Karşıdaki Dağları,
Sevgi kadın erkeğin yakınlaştırma aracıdır. Evliliğin kendisi değildir. Sevgi insanı değiştirmez. Karşılıklı bir ısınma eylemidir.
Dostum dedikleriniz...Hiç ummadığınız anda yanınızda bitiveren bir yağmur bulutu gibidir...O döker içini, siz dinlersiniz; siz söylersiniz, o savrulur ve nihayetsiz bir limanın yolcuları olan bu garip gönüller, bu teselli ile ummana bakıp dudaklarını kıpırdatarak bir şeyler diler.
Dururdu zaman,değişirdi mekân.Geldiğin yeri hatırlardın,yerine gelseydi eğer duan!
Rengi ne olursa olsun, masum veya değil. Ortada bir aldatma ve aldatılma durumu mevcuttur. Bana kalırsa yalan söyleyen kişinin, karşılaşabileceği olumsuz durumları da en baştan kabullenmesi gerekir.
Yani başa dönmem gereksede. Gene de sana dönmeyeceğim. Beni unut.
Ben, kavun likörü kokacağım.
Ve her fırsatta seni göt edeceğim.
Sevildiğini duymak her insanı mutlu eder. Peki sevdiğini söylemek kolay mı? Eğer sevdiğiimiz hayattaysa iş biraz daha kolay ama ya diilse, yada bu son günleriyse de biz bunun farkında değilsek?
Aşk, aklın ve iradenin kontrolünde tutulacak bir duygudur. Eğitilmiş bir benlikte sevgiye dönüşür. Bu benlik insanın kendisiyle, insanlıkla ve doğayla bütünleşmesidir. Ben’in bir parçası olur.
Her şeye rağmen güzel bir geleceği umut etmek, beklemek; gerçeğin kıyılarından çok açıklara yüzmemek koşuluyla, en doğal hakkımızdır. Yoksa kendi yarattığımız hayallerin içinde boğulma tehlikesi de vardır.
Asıl babayiğitlik kadınların duygu dünyalarını anlayabilmektir.Belki bir erkeği hemcinslerinden ayıran en büyük yol ayırımı da bu olsa gerek.Nice filozoflar, nice bilim adamları insanlığa çok büyük yollar açmışlardır da, sıra kadınlara gelince çıkmazlar yaşamışlardır.Kadınlarla aynı dili konuşamadıkları için aşkın tadına da doya doya ulaşamamışlardır.Erkekler ağızlarından kan kusarken, kadınlar dudaklarına
İskender Pala