Ben Hiç Vazgeçmedim ki...
Yokluğuyla baş etmeyi öğrenmiştim. Ama varlığıyla nasıl bahşedebilirdim ki?
"Şair, görünmeyeni gören kişidir. — Jonathan Swift"
"Şair, görünmeyeni gören kişidir. — Jonathan Swift"
Yokluğuyla baş etmeyi öğrenmiştim. Ama varlığıyla nasıl bahşedebilirdim ki?
Sonbahar tadındayım; havada diz boyu sıcaklık. Gülüşün, titretti deri(ni)mi. İnan üşümek istemedim bu mevsim ortası. Yanmak, kan ter içinde kalmaktı en büyük düşüm.
İçimdeki küçük kızın adı Duru. Bazen canım sıkkın olduğunda, kafama bir şeyler takıldığında birbirimizle konuşmak ikimize de iyi geliyor. Bana hatırlattığı bazı basit ve önemli farkındalıkları sizlerle paylaşmak istedim. Okuyan herkese çok teşekkür ederim.
\- Kendini nasıl hissediyorsun?
-Şu an kendimi gergin, üzgün, çaresiz hissediyorum.
Yani başa dönmem gereksede. Gene de sana dönmeyeceğim. Beni unut.
Ben, kavun likörü kokacağım.
Ve her fırsatta seni göt edeceğim.
Uykusuz kaldığım her gece, bir gün fazladan yaşıyorum sanki. Yaşıma yaş, karanlığıma karanlık katıyorum. Dipsiz kuyularda sessizliği bozacak bir taş bekliyorum bazen suya düşecek, suya düşüşüyle çıkan ses duvarlarda yankılanırken, etrafa damlalar halinde sıçrayan sular istiyorum yüzümü yıkayıp yeni güne uyanmak için.
Yola gidebilir, yoldan gelebilir insan. Şehirlerarasında tüketebilir ömrünün yirmili yaşlarını, bazen de tamamını. Gün geçtikçe uzaklarda çoğalan özlemle baş edemeyebilir. Kendi samimiyetsizliğinden bihaber, özür dilercesine geri dönebilir.
‘Ayrılık, bedensel uzaklıktan ibarettir’ şekeriyle kandırmaktan vazgeçebilir sevdiklerini. Geri dönebilir.
Zeki insanları alt etmenin en kestirme yolu onları detaylarla yormaktır.Kurnaz ve o derece de aptal insanlar detayları çok severler.Çünkü küçük hesap peşindedirler.Oysa zeki insanlar büyük düşünürler ve zor problemleri çözmek isterler.Maalesef en kolay ve basit olasılığı akıllarına getiremezler.
Gönlümle baş başa düşündüm demin; / Artık bir sihirsiz nefes gibisin. / Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin / Akisleri sönen bir ses gibisin.
Mâziye karışıp sevda yeminim, / Bir anda unuttum seni, eminim / Kalbimde kalbine yok bile kinim / Bence artık sen de herkes gibisin.
krishnamurti, insanı mutlu ve koşulsuz olarak özgür ve insanı bencillik ve acının serin şarlanmalarından özgürleştirme yoluna koyuldu. herhangi bir felsefe getirmek yerine gündelik yaşamlarımızda her birimiz ilgilendirin şeylerden konuştu. yaşam sorunlarından, bireyin güvenlik ve mutluluk arayışından, insanın hırs, şiddet, korku ve acı gibi içsel yüklerden kurulma ihtiyacını ele
İnsanları anlamaya çalışırken, Ego ile Özbenlik devreye girer, tatlı bir münakaşa hatta yılların hesaplaşması başlar, sonunda ne olur dersiniz?
Kadın okuyucularım lütfen kızmasın bu yazıma...Ama bu bir gerçek!..Zor beğeniyoruz, değil mi?