Felsefe- Gençlik-yaşlılık Üzerine Kelâm-ı Kibar Deyişler
\* Faresi olmayan evin kedisi, ne kadar yaşlanırsa yaşlansın maskara olmaz.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
\* Faresi olmayan evin kedisi, ne kadar yaşlanırsa yaşlansın maskara olmaz.
Ruh sarhoşsa, akıl istediği kadar ayık olsun!\*\*Doğru ve yararlı işlerde kullanılmayan akıl, toprağın altına gömülü define gibidir. Ne sahibinin ne de başkalarının işine yarar.
Yaşamak buysa, yaşayalım ama bu değilse, o zaman yaşamak neredeyse oraya gidelim.
Bu sözü ilk duyduğumda sevmiştim. Hala etkili bir söz olarak bir kenarda durur benim için. Çünkü sözün sahibi rahmetli Suzan Akay ile aynı duyguları farkında olmadan ben de hissederek yaşamışım. Benim de ne zaman
Leyla bana dua eder. Ey Züleyha sen ise iyi toprak atarsın. Şimdi söyle ey Züleyha hanginiz beni aşka gömer.
Ben Leyla'yı içimdeki kuyulara attım. Sen git Yusuf yüzlüleri kuyulardan kurtar. Bana ip atma, sana bağlanamam. Leyla'nın göz çukurlarından çıkamam.
Ben Leyla'nın gözünün içindeki rengim.
Yolda arabasında öykü dinlerken, Nihan Kaya'nın sözleriyle derinden sarsılan bir yazarın iç dünyasına tanık oluyoruz. Yalnızlığı seven, susma kararı almasına rağmen yazmaktan vazgeçemeyen, kendi düşüncelerini sorgulayan ve çelişkilerle yüzleşen bir ruhun samimi itirafları...
Meraklı: Bilginin ne kadar önemli olduğunu artık çok iyi anlıyorum.Sokrat: Doğruyu bilen doğru davranır. Doğru bilgi doğru eylemi gerçekleştirir. Bilgi ülkesinde pasaportsuz dolaşmak istiyorum, ama ne mümkün! Diyen birisiyle karşılaşırsan bil ki o, bilgiyi kendi tekellerinde tutmaya çalışanlardan yakınmaktadır. Bilgiyi yaymanın yollarını, çarelerini aramalıyız. İnsanları özellikle bilgisiz bırakmak
Soytarı değilim; bir palyaçoyum belki farkım bu. Sıradan insanların mahalle ağızlarında bir dedikoduyum. Çoluk çocuğun topu, büyüklerin şutuyum. Acıların tuzu biberi hayat mutfağının ocağında kaynayan bir ceylan yüreğiyim. Sevgilerim çimen yeşili; korkularım aslan dişi beyazı. Kan kızılıyım. Bir hırdavat dükkanında baltaların ve kazmaların arasında unutulmuş ve her gün
Ah benim dizimin dermanı, gönlümün fermanı, buğdayımın harmanı günlüğüm. Zobamın ateşi, göğümün güneşi, gözümün menevişi olan dert ortağım. Sana en güzel hitapları etsem, yine az gelir. Sen benim sırdaşımsın, gönüldaşımsın. Beni dinleyensin, sırrımı bilensin, kimselere söylemeyensin.
Canım yanıyor baba. sen hep bir dağ gibi durdun hayatımda. Senin uçurumun ben oldum baba. hep korkular vardı bende senin yanında. Hayatının ölümlü kıyısında ben bir uçurum çiçeği gibi büyürken, sen çiçeği burnunda bir genç gibi taptaze kaldın. Senin yanında ben yaşlandım baba. Ben bir çam gibi büyüdüm
Seçimin akmaktan yanaysa eğer, başka acılar da çağıracaktır seni…
Bombalanan bir toprakla, yanan börtü böcekle, bitki ve insanla birlikte yanacaksın. Senin de kolun bacağın kopacak, beynin parçalanacak, darma dağınık olacaksın öleceksin.
Ateşe verilen insanların derileriyle birlikte kavrulacak derin, saçların tutuşacak, cayır cayır yanacaksın.