Hayata Notlar
Eğer... Keşke... Acaba...
Bizden bize ne kaldı ki
kırık dökük sözlerden başka...
"Bugün 1 Nisan. Yani yalanların bile bir günü var. Gerçekler, zavallılar, hepimize yayılmış durumda." – Mark Twain"
"Bugün 1 Nisan. Yani yalanların bile bir günü var. Gerçekler, zavallılar, hepimize yayılmış durumda." – Mark Twain"
Eğer... Keşke... Acaba...
Bizden bize ne kaldı ki
kırık dökük sözlerden başka...
En güzeli de, her gece başımı yastığa koyduğumda senin beni hala hissettiğini düşünebilmemdi. Artık bunu yapamayacak kadar büyük bir geç kalınmışlıktayız. Ben bir boşlukta süzülerek senin gülüşünü hayal ediyorum. Bir başkasıysa o gülüşü yaşıyor...
Bu gece şiir yazmak gelmedi içimden.Çünkü yüreğimdeki istasyonda tren boşalmaktaydı ve duygusal yolculuklarımın hesabını aklım sormaktaydı.İlk
Ercan Kesal
İnönü ailesinin son büyük ismi olan Erdal İnönü uzun ve dolu dolu bir ömür yaşadı. Fakat ömrünün son demleri hastalıklarla mücadele içinde geçti. ABD’de zorlu bir kanser tedavisi süreci geçirdi. Bir ara zatürreden muzdarip oldu. Tarihler 31 Ekim 2007’yi gösterdiğinde ABD’de, kan kanseri tedavisi gördüğü Houston kentinde hayata
Kuran’dan uzak yaşayan insanların, hayatlarının her anında yanılgılara ve hatalara sürüklenme ihtimali çok yüksektir. Çünkü bu tür insanların olaylara bakışı, toplumun değer yargıları ile sınırlıdır. Din konusunda konuşurken bile, Kuran’dan ziyade kulaktan dolma bilgilerle ve geleneksel değer yargıları ile bilgi verirler. Kuran’da bildirilen hükümleri görmezden gelerek atalarının dinine
Kritik ederken anlamları, kelimeleri, cümleleri, kendini bilgiç bir rüzgara teslim edersin. Anlamını bilmeden anlam yükleyip, gülümsemeleri dudağına yerleştiriverirsin.
Görünen, gerçek aşkın yansımasıdır o' nda. Sende olmayan her şey kişileşmiş ruhunda. Başka adım atmak yakışmaz, eğreti durur üzerinde. Esip geçen mutlu bir andır, sıcaklığın odağında..
Türk Musıkisinin önemli tanbur ve kemençe icracısı, bestekâr Tanburî Cemil Bey' e ilişkin bir deneme...
Kazandığın an kaybettin demektir. Çünkü kazanmak, aynı zamanda bir vazgeçiştir. İster bir piyango, ister yıllarca peşinde koştuğun bir makam ya da iş olsun, değişmez. Değişen yalnızca yeni bir katmanda yol alacak olduğundur. Kazanmadan önceki konumda artık olamazsın.
Bazen yolda yürürken eski evler görürsün. Kimler, hangi zamanlarda oturmuş bilmezsin. Belki akşamları, dışarda soğuk rüzgar eserken, pencerenin kenarında hiç bulamayacağı hayatları isteyen, gece yatağa yattığında tatlı düşlere dalan hırslı, yetkin bir insan...
Sevdiğin şeylere dokunurken hayat henüz değişmemiştr. Değişeceği de dünyanın gidişatından bellidir. Şansa inanıp
Yapmayı çok istediğim bir tasarımı paylaşmak istedim. Belki bu yazıyı okuyan ve parası olup tasarımın herhangi bir parçası hoşuna giden birisi çıkar ve en azından tasarım bir tasarı olmaktan kurtulur...
Zamanın ve mekânın girdabında kaybolan dimağı arındırıp, dünden bugüne kurulan köprülerin iplerini keselim ki yabancı toprakların bataklıklarında kendine yer edinmeye çalışan Sen’i tanımanın ve anlamanın derinliklerine yol alabilelim.
Ahmet Altan