Hayal Çeşitlemeleri
Görmek istediklerimi rüya görmüş gibi ifade etmeye çalıştım..Dilin değiştiği tarzın başkalaştığı bir başka yerde buluşmak için hayallerimi çeşitlemeye karar verdim..
"Yazıyorum, öyleyse varım. Ya da o kadar çok yazıyorum ki, var olmasam kimse fark etmezdi." — Dorothy Parker"
"Yazıyorum, öyleyse varım. Ya da o kadar çok yazıyorum ki, var olmasam kimse fark etmezdi." — Dorothy Parker"
Görmek istediklerimi rüya görmüş gibi ifade etmeye çalıştım..Dilin değiştiği tarzın başkalaştığı bir başka yerde buluşmak için hayallerimi çeşitlemeye karar verdim..
Sana destek olsunlar, seni yalnız bırakmasınlar diye… Gelsin yüreğine yerleşsin, hep varım desin diye mor dağların ardındaki beyaz bulutlardan göndermek istiyorum.

cep telefonunun şarjı çok önemli. eğer uzun süre dayanıyorsa bu kolay wazgeçmeye engel bir unsurdur. yani şarja ilişkide tolerasyon katsayısı diyelim. ne kadar çok tolere edebiliyorsan karşındakini, ilişki o kadar uzun dayanıyor. buna eskiler emek diyorlar. kelime tanıdık geldi mi???
Hayali Küçük Ali’den Torun Çelebiye…
“Mevlid” kelimesi “doğum” anlamına gelir. Son peygamber Hz. Muhammed(SAV)’in dünyayı şereflendirdiği Rebiülevvel ayının on birinci gününü on ikinci güne bağlayan geceye “Mevlid Kandili” diyoruz. Bu mübarek gece, bütün Müslümanlar için bayram hükmündedir. Çünkü Allah’ın sevgilisi(Habibullah) olan Resul-i Ekrem, bu şerefli zaman içerisinde dünyamızı teşrif etmiştir. O büyük Nebi,
Mutluluk aranıp da bulunmaz, kendiliğinden de gelip bizi bulmaz. Mutlu olmak için kişinin samimi ve ciddi bir uğraş sergilemesi gerekir.
Adım adım yürünen notalarda kan damlaları var gibi. Sadakatin küskünlüğünde koca bir cinayet lekesi. Anmaya değmeyen anılara kaldırılan kadehleri vuran keskin bir nişanci, nişanları gögsünü kabartan. Hikayelerime yatsı düşler ekleyen sen, dost adı altında çehre çeper açsın sohbetlerime. 100küsür ekranım sana bu gece, şirfesiz radyo yayınıyım mahallene, blok
Bu gün 14 Şubat, Kurban amca ve üzüm gözlüsü ile o güzel, insanlık kokan sokağımızın anısına....
Yaşadığımız ahir zamanda Müslümanlar arasında yaygın bir korku görüyoruz. Bu yüzden İslamı anlatmayı, İslama hizmeti ve dolayısıyla davayı bırakıyorlar. Kimi kaçıyor, kimi saklanıyor, kimi susuyor, kimi hakkın tam aksi yönde konuşuyor, kimi inkarın asıl kaynağı olan Darwinizmin propagandası yapmaya başlıyor.
(Küçüklükten beri, çevremizdekiler genelde, duygularını ifade etmeyi bilmediği için.) Bizde, içimizdeki kalp kırıklığını, hayalimizi, hedef haline getirmenin bizim için önemini, içimizi açtığımız dostumuza bile söylemeyiz. Hatta gözpınarlarımızda biriken gözyaşlarını çaktırmadan, elimizin tersiyle siler, konuyu değiştiririz. İlk denemeler genelde kötü olduğundan, olumsuz eleştiriler her taraftan bizi kuşatır. İçimizdeki öğrenme,
Can sıkıntısından doğan bir yazı...