Tuttum Sıkıca Ellerini…
Hayal ile gerçeğin buluştuğu noktada aşk mı var, sen misin yoksa?
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Hayal ile gerçeğin buluştuğu noktada aşk mı var, sen misin yoksa?
Yaşam böyle mi gerçekten? Yani gerçeklerle yaşayamayanların sığındığı
yer gölgeler dünyası mı? Asıllarının sürekli dinlendiği, gölgelerin ise hep çabaladığı bir dünya...
Dışarı çıkıp bu soğukta biraz yürümenin bir faydası olur belki diye düşünüyorum. Ama gece saat 01.30 cesaretim var mı? Hayır! Tabii ki hayır, çıkmam imkânsız.
Bu mektubu yazdığımda yeni yuvana yola çıkmıştın... Yanına geldiğimde kulağına fısıldayacaktım yazdıklarımı, ama sen beni bekleyemeden uçup gittin. Mektubun sonunda da söylediğim gibi, gittiğin yerde mutlu ol, melekler okşasın başını...
Hay Allahım! Anlatabildim mi Sayın Okuyucuuuuuuuuuuuu!!!!!!!!!!
Bu hafta hiç yazmak gelmedi içimden. Belki sıcaklar, belki biraz bezginlik, belki son günlerde yaşadıklarım. Yorgundum. Ama bugün ilk defa midemde koca bir yumrukla uyanmadığım için bir şeyler yazayım dedim. Bir sürü konu yazılmayı bekliyor, ama ben konsa
Ömür şemsiyesini açsak da hasretinin hafakan çığlıklarında üşüyecek yüreklerimiz..Üşüsek bir serce edalı yangınlarda ısıtacağız düşlerimizi..Bu dünya' ya hasreti ekip, Ahirette gözlerine ektiğimiz sevdayı biçeceğiz.
Türkiye Yazarlar Birliği bünyesinde açılan, 16. Dönem Yazarlığa Hazırlama Semineri’ne renk katan, anlam katan birlikteliğimiz hitamında yüreğime düşen şebnemi, dostalarla paylaşmak; onalara veda babında bir şeyler söylemek cehdiyle yazdığım birkaç satır.
Mutluluk adlı ülkede yaşayanlar,geceleri sadece pembe rüyalar görüyorlarmış.Mutsuzluk nedir bilinmeyen bu ülkede bir gün bir genç,ülkenin başkentinin en işlek meydanında "Mutsuzluk da vardır! "diye bağırmış...
...Her öğrendiğimiz düşünce sürecinde;bir adım daha atmışızdır sonsuzluğun ilahi zenginliğine.Ve etrafımızdaki sınırları biraz daha güçlendirmişizdir düşüncelerimizle...
Her nefesin uçurum çaresizliği gibi duvarlardan geri dönüyorsa ruhunun dehlizlerine, bırak ta yalnızlığın içinde büyüt beni. Kavuşmaların peçelerine sarılmış taş kundaklarında uyut beni.