Bir Küçücük Fıçıcık İçi Dolu Turşucuk
“ Seni mahvedeceğim” dedi büyük salatalık.
“ Asla beni yıldıramazsın, açın küçük salatalıkların üstlerini, biz de yaşamak istiyoruz. “ diye bağırdı küçük olan.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
“ Seni mahvedeceğim” dedi büyük salatalık.
“ Asla beni yıldıramazsın, açın küçük salatalıkların üstlerini, biz de yaşamak istiyoruz. “ diye bağırdı küçük olan.
Hedefe tırmanmak... Zirveyi adım be adım hesaplayarak tırmanmak. Nefes nefese bir tırmanıştan sonra soluklanırken, geriye dönüp bakmak. Ve zirvede ; başlangıç noktası gittikçe küçülürken o nispette büyümek. Varılan noktada hissedilen gurur, ayaklar altındaki seyre eş şimdi. İşte, o en tepedeyken alınan keyif bütün yorgunluğa değiyor artık.
oysa bilmeyiz ki bunlar silinmez sadece kağıdı eskir...
Adalet Ağaoğlu
Hiç yazmadığım bir şiiri deniyorum şimdilerde ve nasıl da sahipleniyor seni dizeler.sanırım artık şiir de yazmayacağım.
ben sana 'ne kadar hızlı geçmekte zaman seninleyken' dememeliyim.. durmalı akrep yelkovanın boyuna takılıp. kovalamasınlar birbirlerini....
Üstün aklına, yüreğindeki kocaman sevgiye rağmen sevdaların yarım kalmakta senin.
Çıkan dumanlara, boşa geçen, tekrarı olmayan, yiten zamanlara yazık.. Savunmaya geçme kendini, ''ben öyle değilim'' deme bana. Sen sus, birşey deme, sen söyleme...
Feminist denince benim kuşak ne anlar(dı)? Benim kuşak dediğim, 78’liler de denen Kayıp Kuşak diye adlandırılan, 1956 – 1964 arası doğup, geniş bir yelpazeye yayılan 68 kuşağının ardından gelip ezilmiş olan kuşak...
"O kadar da mutlu sanırken seni;Bir acının girdabında
döneleyen, konuşamayan,derin acılarının,hafife aldığın yanlarıyla karşımdaymışsın meğerse…Bilememişim.Affet beni "
" Sandalyeler, masum görünüşlü afacan çocuklara da benzer."
Yüksekova okullarını ziyaret ederken yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim bir an...
Bilmem aranızdan kaç kişi bu coğrafyayı ve insanlarını tanıma fırsatı yakalamıştır? Ben uzun yıllar bunun özlemini duydum içimde.
Ve Sevgili!
Sensiz, yıkık bir kentin uğultusuzluğun da haps olmuş paslı yüreğim… Razı olmuyor, yakasına yapışmış gözlerinden firara. Sövesim geliyor… Hasret yanığı kokunu benden esirgeyen namussuz rüzgara.
Memduh Şevket Esendal