Aynı Aşka Baş Koymak
Birbirini büyütmek; kök salmak derine; gözlerde yürekleri görmek. Nedir iki yüreği bu kadar yakınlaştıran ya da tanıdık kılan birbirine? Aşk mı, acı mı, amaç mı uğruna adanan?
"Bugün 17 Haziran 2026. Ve evet, hala o 'bir gün' gelmedi. Sanırım takvimler de yalan söylüyor." - Douglas Adams"
"Bugün 17 Haziran 2026. Ve evet, hala o 'bir gün' gelmedi. Sanırım takvimler de yalan söylüyor." - Douglas Adams"
Birbirini büyütmek; kök salmak derine; gözlerde yürekleri görmek. Nedir iki yüreği bu kadar yakınlaştıran ya da tanıdık kılan birbirine? Aşk mı, acı mı, amaç mı uğruna adanan?
Gittiğini sandığımda ki çaresizliğimle dökülürken dudaklarımdan kelimeler, sen tüm varlığınla hala duruyordun dimdik ayakta karşımda. Gidişinin ardından yaktığım ağıtlar seni gördüğümde sevinç çığlıklarıyla çınlattı dört bir yanı.
Rabbim ne güzel yaratmış melek misali
Her hali bir başka güzel huri timsali
İki cihandada tek dileğim en güzel hali
Kollarıma alıp ölesim geldi
Hep bitmemiş, bitirilememiş bir tablodur aşk. Bir köşesinde gözü tırmalayan bir boşluk vardır hep. Renksizdir ne kadar renk karıştırılmaya çalışılsa da içine. Boştur çünkü. Boş olacak, boş kalacaktır. Son Aşk’a ait olan yer işte tam burasıdır. Bir türlü içi doldurulamayan. Kıyısından köşesinden yaşanan yarım yamalak aşkların gölgesi düşse
Sen , sen iken dünyada ejderhalar yaşardı . Özlem doluydu ejderhalar . Gözlerinden akan yaşları gözlerinden püskürttükleri alevleri söndürürdü.Bu yüzden kimse onların ağladığını bilmezdi. Zor gelirdi onlara ağlamak .Onlar şanlı satoların çocukları değildi .Onlar mağaralarının ağzında soğuk taşların üzerinde uyumayı seven ateşli cocuklardı.
Kalpten kalbe giden yolların uzaklığının üstesinden gelemiyoruz bazen. Uzakları yanı başımızda kılabilsek özür dilemek için gelen çiçekler vazoda kuruduktan sonra acıtmayacaktır artık canı.
Aşkla dolar ve yine aşkla asilleşir insan kalıpları, sevdası çekildiğinde geriye kalan yalnızca bir ‘dara’ dır ...
Garabet duygusunun sarmallığında ; Kırık Düşlerin ısrarcı umuduna yenik... Yürek " yok " tan anlamıyor...
Karanlıklarıma gülümseyen güneşim,
Acılarımda sığındığım nefesim,
Gülümsediğimde gamzelerimsin...
Sen konuşmaya başladın sonra, geçmişini, daha doğrusu hiçbir zaman geçmemişini, sadece takvim yapraklarından düşmüş hikayeni anlatmaya başladığındaysa, içimin ürpermesiyle irkildim ilk önce, sevmeyi bilmiyordun sen..
Ben içimdeki büstü yıktıktan sonra; geriye kalalınını sevdim.
Sor kendine...
Bir büst yaptıysan içinde; yık gitsin...
Geriye kalan bir "hiçse" vur gitsin...
"Hiç" değilse, al gitsin...
En güzeli de, her gece başımı yastığa koyduğumda senin beni hala hissettiğini düşünebilmemdi. Artık bunu yapamayacak kadar büyük bir geç kalınmışlıktayız. Ben bir boşlukta süzülerek senin gülüşünü hayal ediyorum. Bir başkasıysa o gülüşü yaşıyor...
Sona varmaktır sonbahar; yok olmanın sınırında tükenip bitmek… Zamanın telaşa kapılması, akşamların tez olması, sabahların nazlanması, takvimlerin son bulmasıdır. Ve.......