Ölesim Geldi
Rabbim ne güzel yaratmış melek misali
Her hali bir başka güzel huri timsali
İki cihandada tek dileğim en güzel hali
Kollarıma alıp ölesim geldi
"İyi bir roman, kahramanı hakkındaki gerçeği söyler. — G. K. Chesterton"
"İyi bir roman, kahramanı hakkındaki gerçeği söyler. — G. K. Chesterton"
Rabbim ne güzel yaratmış melek misali
Her hali bir başka güzel huri timsali
İki cihandada tek dileğim en güzel hali
Kollarıma alıp ölesim geldi
Her nefes alışımda,
Sana kanatlandırdım cümlelerimi.
Gülüşlerinde yaşlarımı kurutup
Gözlerine sakladım sevda Cennetini
Belki de beyaz sayfalara sana olan duygularımı büyük bir kırılganlıkla yazarken büyük bir hata işliyordum.Kim bilir… Sayfaları her yırtıp atışımda çevre düşmanı olarak kendimi görüyor;doğaya istemeyerek de olsa, öfkeme yenik düşerek zarar veriyordum…
Sen benim için kendinden vazgeçtin sevgili.Bildiğin ve güvenli dünyanı bırakıp aşkın o belirsiz ve tehlikeli gezegeninin yıldırımların çaktığı ve fırtınaların koptuğu
atmosferini soludun.
gerçek değer geldiğinde boşluk dolduran değil gittiğinde boşluk yaratandır. Özdemir ASAF
Belediyenin koymuş olduğu bankta boğazın muhteşem seyrine dalmıştı.Karşıda pırıl pırıl parlayan ‘‘Dur Yolcu’ şiiri boğazdan gelip geçen bütün insanları selamlaya dursun,Kilitbahr Kalesinin boğaza nazlı bir ceylan gibi bakışı sarhoş olan denizin aşkını ispatlamak için gözyaşlarını kıyıya vurmasına neden oluyordu.Herkesin uykuda olduğu bir saatte deniz ona unutamayacağı bir resital
Allah korkusu, Allah’a aşkla bağlı insanın hissettiği korkudur. Allah’ın hoşnutluğundan mahrum kalmaktan korkmaktır... Aşık sevdiğini gücendirmekten, onun sevgisinin yok olmasından çekinir. Allah korkusu böyledir, çok daha şiddetlidir. İnsan Allah’tan korkarsa O’nun buyruklarına çok titiz olur, en çok O’nu sever ve en çok O’na saygı duyar. Egoist, bencil, nefsine
Alfabesini alıp gittiler çocuğun...
Şimdi dudaklarında yıkık kelimelerden yarım cümleler...
Anlatamadı çocuk...
Sen, anlamadım diye üzülme
Anlayamazsın...Git...
“Ve kırıyoruz göğsümüze bastırırken sevdiğimiz her şeyi. Ve kırdığımız sevgilerden duvarlar örüyoruz hayatla aramıza.”
Ne kadar doğru değil mi? Her şeyden çok severken, göğsümüze sımsıkı bastırırken kırmak, incitmek, yersiz yere kıskanmak, değiştirmeye çalışmak, duygularını hiçe saymak ve mutlu giden ilişkileri yok yere mutsuzluğa çevirmek….
İşte başladı her yaşam parçasında var olan o gelişim süreci şimdi ayrılık acısı için başlamıştı. Kuruluş, yükseliş, duraklama ve çöküş. Bu cümle belki de komik gelmiştir şu anda size ya da çok saçma. O zaman hadi buyurun eğer yüreğinizle karşılaşmaya cesaretiniz varsa. Zamanın en eski yaralarını gül kokulu