En Büyük Duamsın
Her damla göz yaşının hala suların içinde olduğunu bilse insan oğlu
Ne su içebilir ne de ayaklarını yıkayabilir
"Bugün 25 Mayıs 2026. Ve ben hâlâ 'yarın' kelimesinin edebiyatın en büyük yalanı olduğuna inanıyorum." — Orhan Pamuk"
"Bugün 25 Mayıs 2026. Ve ben hâlâ 'yarın' kelimesinin edebiyatın en büyük yalanı olduğuna inanıyorum." — Orhan Pamuk"
Her damla göz yaşının hala suların içinde olduğunu bilse insan oğlu
Ne su içebilir ne de ayaklarını yıkayabilir
Gül açan şafaklarda , dibacesinde gül olan taze bir başlangıçtır sevdan… Zaman yelesi alev alev bir yılkı koşan. Yolun sonunda sen varsan, her meşakkate katlanır bu emanet can.
Ah, Mine'l Aşk! .... Aşk'ın elinden... Ah, Aşk hep senin yüzünden!
"...Sadece Sevdiği kişiyle olmak ve hayata bir çelme takmak istiyor. Kuşlar gibi kanat çırpmak istiyor göklere, çocuklar kadar şen olmak istiyor, anla Sevdiğim AŞK’ı yaşamak istiyor bu beden..."
Adını nefes koyacağım. Ensemde , yüreğimde onu hissedeceğim. Hayallerimi gerçekleştirene kadar yenileceğim , yenile yenile yenmeyi öğreneceğim ! Yorulacağım Dinlenerek geri geleceğim. Rüyalarımdaki şeytani sorular kafamda ki trilyon düşünce ve şerefsizlerin küstah gülüşü kadar, hırs kusacağım şimdilik beyaz sayfalara
Bekâretimi verdiğim o gözlerinden başka, değmediyse yüreğim hiçbir tınıya, bu aşkta günah aramak neden?
Adı konmamış ve konulamayacak bir ayrılık bıraktın bana…
Rüzgar!
Dinseydi dinerdi işte!
Hep bitmemiş, bitirilememiş bir tablodur aşk. Bir köşesinde gözü tırmalayan bir boşluk vardır hep. Renksizdir ne kadar renk karıştırılmaya çalışılsa da içine. Boştur çünkü. Boş olacak, boş kalacaktır. Son Aşk’a ait olan yer işte tam burasıdır. Bir türlü içi doldurulamayan. Kıyısından köşesinden yaşanan yarım yamalak aşkların gölgesi düşse
"Belirsizlikle dolu bir hikaye... Bunun suçlusu mu? O da belirsiz tabiki de..."
Aşkın dev boyutları karşısında çok küçüksün sen daha. Bilmezsin bir yaprak gibi nasıl savrulacağını sağa sola. Aşk dilde değil yürekte yerleşmeli gülüm. Sen bakma herkesin ağzında dansettiğine. Dudaklarınla değil yüreğinle haykırmalısın aşkı gülüm. Bir zehir gibi dolaşır aşk damarlarında ince ince. Bilmezsin nasıl yayılacağını her bir anına; gününe
Sevgi, yahut aşk, manevi bir duygu; soyut bir kavram. Kirletilmesi güç bir değer. Meşhur meseldir:Evvel zamanlarda devr-i kadim ademlerinden bir adem. Bilge bir zata gider. “ Efendim ben Hak âşığı olmak istiyorum.” der.
Acılarımızı paylaşırken sevinçlerimizi yutkunmazdık hiçbir zaman. Hayatın acı yüzünü yüreğimizde eritir, sevgimizle ateşe verir, aşkımızla sevince dönüştürürdük. Duygularımız hassastı ama asla kırılmazdı. İncinirdi ama kopmazdı. Aşkın yalın haliydi Sevgilim bu, saf ve masum olanı.
Ah! Tarla kuşuydu, Juliet! Ve bunu hiç düşünmemişti Romeo... Gün battıktan sonra sabahı beklemek, nereye konacağımı hiç bilmeden... Sabah çekip gitmek... Lanet ve lanet üstüne yine lanet...
Ve seni kaybedeli 1.5 sene oldu. Şimdi ki hayatımdaki arkadaşlarım seni biliyorlar. Ve senin dünyadaki en şanslı insan olduğunu söylüyorlar. Ve benim bu acıyı nasıl yendiğimi soruyorlar. Bilmiyorlar ki hala içimde büyüyor gün geçtikçe seni kaybetmenin acısı. Ama senle geçirdiğim günler aklıma geldiği zaman o acı biraz daha
Düşlerimden topladım tüm silahlarımı ve bir gece yarısı vurdum beni.
İşte gidiyorum çeşmi siyahım!
Bu sazın kopmayan son teliyle çalıyorum türkümüzü! Kentin sınırlarını kanatıyor, pır pır atan yüreğim ayrılığın ilk sancısıyla!
Dediği gibiydi aslında; "Sadece 'sevilmek' harekete geçiriyordu donmakta olan bir kalbi. Ve hızla çarpan bir kalpti her seferinde, dünya üzerindeki onca güzel şeyin sebebi. Yani, sızlayan yerinden sevmeye başlamalıydı bir insani. Sevdiği kadar sevilmekti zaten bir acının yara bandı."
Mehmet Rauf