Sadece Ben Sevdim Sevim
Sevdiğine iki gün uzak bir kelebek düşün, onun tek günlük ömründeki tek düşü ....ömrüm yeterse kalanı, yetmezse ömrüm yoluna.... işte öyle sevdim Sevim.
"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"
"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"
Sevdiğine iki gün uzak bir kelebek düşün, onun tek günlük ömründeki tek düşü ....ömrüm yeterse kalanı, yetmezse ömrüm yoluna.... işte öyle sevdim Sevim.
Sen yoksan neyleyim çiçeği, denizi, gökkuşağını.. neyleyim sırmalı köşkleri içinde sen yoksan...
Bir aşkın peşine düşmeyi bırakalı üç sene oldu. Karnı çok aç biri gibi deli divane olup yemek aramak yerine doymuşluğu yakalamış biri gibi damak tadıma en uygun yemeği bekliyorum, arıyorum yavaşça ve sabırla.
Sana destek olsunlar, seni yalnız bırakmasınlar diye… Gelsin yüreğine yerleşsin, hep varım desin diye mor dağların ardındaki beyaz bulutlardan göndermek istiyorum.
Canımdan can gidiyor. Bir anne’nin canından can gibi gidiyorsun. Dilimden düşmeyen dualara, Allah’a sığınıyorum. İçine biraz huzur işliyorum./Dualar ziyan.
Kelimelerin en yalın halinde dans ettik seninle. Bir simitin ikiye bölünmüş halinin küçük sevinçlerinde büyüttük içimizdeki cocuğu. Aynı havayı soluduk, yağmur olup güneşin avuçlarında kuruduk. Ayaküstü yaşanılan sevdalara inat bir yudum sevgiyle doyduk. Ses olduk, karanlığın içinde tükettik kelimeleri. Sevda motifi olup birbirimizi yüreğimize dokuduk. Yol olduk, sevdaya
Sonra gel bak benim gözlerime.
Ruhunu bulacaksın.
Ruhun kayıp değil bu alemde. Sadece uzak bedenine.
Aşkın gerçek anlamı değil mi, ikame edilemezliği sevginin? Yerine başkasını koyamadığın için değil mi anlamı sevgilinin? Bu kadar ucuzlarsa adına nasıl aşk diyebiliriz ki iki yüreğin arasında geçenlerin. Eğer tek bir tuş yetiyorsa başlatmaya ya da bitirmeye aşk adı verilen hikayeyi, anlatacak bir şey kalır mı ki dillerde?Bunun
Sürekli nefsinin isteklerini tatmine çalışan insan, hırs yaşar, sıkıntı duyar, yıpranır. Güven ve huzur yerine, her an endişe, korku ve tedirginlik içinde bir hayat sürdürür. Sahip oldukları kendi elde ettiği şeyler değil, Allah’ın lütfudur; ancak o bunun bilincinde değildir. Bu nedenle tevekkülsüzdür, her an maddi ya da manevi
"Belirsizlikle dolu bir hikaye... Bunun suçlusu mu? O da belirsiz tabiki de..."
Uzun zaman oldu "siz", "sen" olalı yüreğimde... Belki de bu yüzden anlamazlıktan gelirsiniz yine; ama bu yazıdaki "sen", "siz"siniz...
Ve seni kaybedeli 1.5 sene oldu. Şimdi ki hayatımdaki arkadaşlarım seni biliyorlar. Ve senin dünyadaki en şanslı insan olduğunu söylüyorlar. Ve benim bu acıyı nasıl yendiğimi soruyorlar. Bilmiyorlar ki hala içimde büyüyor gün geçtikçe seni kaybetmenin acısı. Ama senle geçirdiğim günler aklıma geldiği zaman o acı biraz daha
Gelişen teknoloji asırlardır kör olan aşkın da gözünü açmayı başardı nihayet..
Korkuyorum… Ölümden, sensiz ömrümü geçirmek fikrinden ve başkalarıyla seni sevmekten; ne olur kızma! En az benim kadar sende biliyorsun sensizliğimi…
Günlerdir yazmıyordum. Seni seninle yaşadıktan sonra yazmak istiyordum her şeyi. Seni özlediğimi bile. Sesindeki büyülü kelimeleri duymayı bekledim kalemim için. Sana yormuştum her rüyamı. Kendimi bile sana yormaya başlamıştım artık. Ellerim ellerinde bulunması için var mesela. Gözlerim sen sıkılmadan izleyebilesin diye güzel.