Martıları Dinle Bak Ne Diyor
Bunca kelamı yazmama sebep olan son zamanlarda en çok dinlediğim iki şarkı( Limon çiçekleri Mustafa Ceceli ve Enbe Ork Altan Çelik Martılar)
"Yazmak, aslında, 'birazdan önemli bir şey söyleyeceğim' demenin en uzun yoludur." – Oscar Wilde (kurgusal)"
"Yazmak, aslında, 'birazdan önemli bir şey söyleyeceğim' demenin en uzun yoludur." – Oscar Wilde (kurgusal)"
Bunca kelamı yazmama sebep olan son zamanlarda en çok dinlediğim iki şarkı( Limon çiçekleri Mustafa Ceceli ve Enbe Ork Altan Çelik Martılar)
Bilgim; hiç doymamacasına, rahatsızlık vermeyen açlığım ve sana açılan kapının adı...
Gürültüm; beynimdeki isyanın hortlaması, sessizliğimin cilası, sensizliğim…
Yalnızlığım; kendime yetemediğim durumdaki uğultunun sesi, varlığında yokluğun...
Ben asansör kullanmıyorum artık , zamandan tasarruf etmek için ve aşktan.
Benim olmayan bir masal kahramanım vardı… Masaldaki gibi öperek uyandırsın istemiyordum! Tam tersi elleriyle gözlerimi kapatsın istiyordum. Gözlerimi kapatsın ve ona yaslanarak uyuyayım. Hem de öyle bir uyku olsun ki bu , sonsuza dek sürsün
köşeye sıkıştı ve cenin şeklini aldı bedenim... kımıldayacak halim yok. bir şizofreniyi oynuyorum nicedir!yollara çıkacak takat kalmadı güçsüz bedenimde. yolsuzum, yolluksuzum ve gittiğinden beri bende yokum...
Aşk sanıldığı kadar basit bir duygu değildir. Aşk insanı köreltmez, aksine hareketlendirir, güçlendirir.
Seven sevgilinin gözlerinde dolaşırken görüyor en güzel mekanları. Uzak bir diyarın sırlı çeşmesinden içiyor en tatlı suyu.Ve o suyun tadını hiç unutmuyor…
Mektuplar yazdım sana yollar kadar uzun, yiten yıllar kadar ümitsiz. Her bir satırında gözlerimden yaş, kalemimden kan damladı çaresiz.
Gündüzler bitmek bilmiyor bu şehirde, bir bataklık gibi her çırpınışta biraz daha çekiyor yok etmeye çalışıyor benliğimi. Geceler sevimsiz bir filmin tekrarı gibi... Katran karası gökyüzünde yıldızlar
Bir mektup, muhtemelen okunduğunda hatırlanacak bir şeyleri kalanlar için..
Elbette, yalnızca ben sarhoş olacaktım şarap içtiğin o kadehi elimde bomboş tutarken. O şaraba deli olan Hayyam’dan daha tutkunum sana derken, elbet ağlayacaktım.
Güneşin batarken doğamaması gibi bu, terk ediliş ama yeni bir diriliş; güneş yerini ay’a bırakmaz mı, ay ışığını güneşten alsa da yine de geceyi aydınlatmaz mı?
Aşk da gelincik gibidir. Ayrılık hemen boyun büktürür. Acıyla canlı kalır aşk. Ve insanın görüntüsü, gelinciğin yapraklarını dökmesi gibi solgunlaşır, değişir.
Şimdi ayrı hikayelerin ayrı cümlelerinde, ayrı sevdaları taşıyoruz anlam diye.....
...Bir gün daha erişiyor karanlığa, saat nerede ise beş. Şimdi böyle mi olmalıydım, yalnız mı kalmalıydım, çaresiz mi olmalıydım? / Seni anlayamadıysam, / Sen anlatmadın! Anlatamadın! ANLATMADIN!
Acı bazen umutları yok eder ya;bir sevgiye ihtiyaç duyarız.hiç yoktan bir sevgi.Sıkıca sarılamk ve sarmak isteriz.Gözyaşlarını kalbimize hapsederiz.Kaldıramayacağını bildiğimiz halde bütün acıları kalbe yükleriz.....