Defol Kalbimden!..
dokunma satırlarıma aklından bile geçirme/ne doğrum senin doğrun ne yanlışım yanlışın
"Edebiyat, gerçeğe eklenen bir yalandır. — Carlos Fuentes"
"Edebiyat, gerçeğe eklenen bir yalandır. — Carlos Fuentes"
dokunma satırlarıma aklından bile geçirme/ne doğrum senin doğrun ne yanlışım yanlışın
-Ya korktunda ne oldu söylemedin ne oldun paylaşmadın ne oldu,
-Bak işte kül oldum ve üzerime basıp geçtiler...
Bir gün bir yerlerde farklı hayatlar yaşayacağız .Zaman zaman aklımızdan geçireceğiz isimlerimizi, belki tebessüm belki hüzün hislerimiz olacak. Yine de mutlu kal.
günlük tarzında aklıma gelen iç seslere anlık verilen cevaplar. Bir direniş yazısı bence bu.
Bir kelebek uyanıyor içimde, kalbimin tam orta yerinde. Narince çırpmaya hazırlanıyor renklerle bezeli geniş kanatlarını. Kanatlarından önce maviyi bırakıyor içime. Mavinin derin sessizliğini ve gizemli anlamlılığını akıtıyor tüm bedenime.
Herşeye cevap veren yüreğim suskun kalmıştı bir an..Kalbim tıpkı eziyet gören bir tutsak gibiydi.Senin tutsağın olmuştum anlamadan .Öyle bir tutsaklık ki bıkıp usanmayacağım,benii yaşatan bir tutsaklık..
Ellerim bağlı,gönlüm kelepçeliydi artık.Kelepçelerimi bizzat kendin takmıştın bileklerime.Öyle çok acıttın ki bileklerimi gözlerine bakarken hissetmemişim.Ölüme mahkum darağacındaki mahkumlar gibi seni
İlk sevgi tepkisi veren organ gözlerdir. Bir başka dalgalını verir, bebeğinin etrafını saran açık deniz yosunları.
Hasretin debisinde boğulmaya hükümlü, intihara zorladığın, ateşe verilmiş, sayfalar dolusu kadınlığımı; külleriyle sovuryorum denize... Akıntıya kapılan zerreciklerim, belki bir gün bulaşır eline, yüzüne, tenine...
Gözleri parkın girişinde, düşünceleri çıkmaz sokaklarda dolaşırken, serseri kurşun gibiydi yolunu bulamayan.
Halil Cibranda aynı şeyi söylemiyor mu ?
Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil.
Onlar Hayatın kendine duyduğu hasretin oğulları ve kızları
Onlar sizinle gelirler ama sizden değil.
Sizinle birlikte olsalar da size ait değil
Sarılıp yatarız birbirimize. Sanki, gece bizi birbirimizden koparacakmış gibi. Sonra, kollarımız uyuşunca ister istemez birbirimizden ayrılırız
Çocuksun. Mutlusun. Hiçbir mutluluk yakışmaz hiçbir çocuğun gözlerine bu kadar, sen tebessüm edince...
YALNIZLIĞI ELLERİME KARANLIK BİR GECE GİBİ VERDİĞİN GÜN SİLDİRDİM KAYDIMI YAŞAMAKTAN.
Gittin...
Denizsiz,siyah kentlerin geceleri uyuyamayan kaldırım bekçisiyim artık,cümlelerim yankı,ellerim ayazında sokakların.
“Özlediğim...! ” diye haykırırsın rüzgarlara verip sesini. Duyar da belki yüzünü sana çevirir diye. Nafile olduğunu bilsen de sesini rüzgara emanet edip usanmadan seslenirsin. “Özlediğim...!”
Her soluğunda yıldızlar sevişmeli gözlerinde. Her gözyaşında yetim ceylanlar boyun büküp umutlar vuslata bürünmeli ılık nefesinde.
Yitik yaşarım eğer sensizde yaşarsam. Tutunurum müziğin acılarınla savaşanlarına. Boşluğun kendinden habersiz yolculuğuna tutmuşum ışığını vuran cennetine, yoksullara selam veririm isyan eden hayatlarında ve ne olur onları ’da tanı ve karış yazarların bize öğrettiği şiirlere.
Aşktan, umuttan, kendinden vazgeçmiş insanları düşününce, onlar adına üzülüyorum.Oysa; Aşktan , umuttan hele de kendinden vazgeçmek nasıl da hastalıklı bir hadise
Dingin bir liman gibidir gece oysa sığınmamıza izin verir ama yinede ne kadar kaçabiliriz kendimizden ne kadar saklayabiliriz içimizde biriktirdiklerimizi?