Sızı
Hep hayatımın bir köşesinde durup beni bekleyen bir kara kedi olacaksın. Bütün aşklarımla aramı açan bir kara kedi…
"Herkesin kendi gerçeği varsa, benimki neden bu kadar erken kalkıyor?" – Dorothy Parker"
"Herkesin kendi gerçeği varsa, benimki neden bu kadar erken kalkıyor?" – Dorothy Parker"
Hep hayatımın bir köşesinde durup beni bekleyen bir kara kedi olacaksın. Bütün aşklarımla aramı açan bir kara kedi…
Bir gün bir yerlerde farklı hayatlar yaşayacağız .Zaman zaman aklımızdan geçireceğiz isimlerimizi, belki tebessüm belki hüzün hislerimiz olacak. Yine de mutlu kal.
Bazen an’a dokunup kaybedersin sonra
Bazı şeyleri açıklayamazsın
Sadece görür, hisseder ve yaşarsın.
Ve küçücük bir soru işareti olup
Silinirsin zamanla.
Kapatırken gözlerini ölüme sessiz ve kabullenmiş üç
damla yaş indi tenden toprağa.Toprakta üç damla, üç
ayak izi geçmişini yalana kaptırmış adamdan arta
kalan.Yaptığı hiçbirşeyden sorumlu tutamazdı hayat onu
çünkü yok saymıştı doğduğu ilk gün gözlerin
Sana destek olsunlar, seni yalnız bırakmasınlar diye… Gelsin yüreğine yerleşsin, hep varım desin diye mor dağların ardındaki beyaz bulutlardan göndermek istiyorum.
"Bana sevdanı anlat, aşkını anlat" demek haksızlıktır. Öksüz çocuklara annesini sormak kadar acımasızca... Zemherinin en acımasız ayazına uyandırmaktır sabahı. Kuşları dallara bağlamak, saatleri baharlara kurmak... Israr etmeyin, anlatamam...
Seni özlüyorum, özlüyorum. Sana göre çocukluk bunlar. Ben bu duyguları yaşamak istiyorum. Sen bana bakma. Ne de olsa ben delinin en delisiyim. Ve senin delin olmak beni daha da delirtiyor.
Yasaları çürüten ya-sa'lardır herşeyi mahveden? Aşkı ya ile sa'nın arasına korku yazar. "Beni seviyor" sözünde nasıl bir umut varsa, "Ya sevmiyor sa?" nın sonunda da endişe ve vazgeçiş bitiriyor başlamamışları.
Dudağında bir gelincik, kuşlarımın ayak perdesini boyardı.
Hasta kaburgamın iniltisini kucaklayarak, gelişini seyretmiştim evvelce.
Biliyorsun,
Ben de biliyordum herşeyi... Kulaklarımızı tıkadık,
Seyyah bir şimşek rast gelir; dağlı yüzümüzün resmini çeker sandık...
Sevginin ölümsüzlüğü…
Sahi ne zaman gerçek olur bu düşünce? Değerinden zaman bir şeylerin yitirdiği anlarda mı? Değerleri değersizleştirmek sevginin ölümsüzlüğünü infaz etmektir.Bu ölümsüzlük; Sevgide erimekle bitmekle;ölmekle mümkündür.
Oysa diye başlıyorsa bir yazı, bilmek gerekir ki içinde yaşanan olayların, üzülen ve yanan bir yüreğin, küllenmiş bir sevdanın izleri vardır. Dökülen göz yaşlarının akıp gitmek için kendine yeni bir yol aradığı günlerdir.
Oysa neler yapılmazdı ki yaşan
Var oluşumda, benliğimin oluşumunda büyük pay sahibi olan babama koca bir yürek değil, bir ömür sunsam yine de... ödeyemem hakkını.
..Yolların sana gelirken kısaldığı ve senden giderken uzadığı akşamlarda dokunduk birbirimize. Maskelerimizi kapı girişlerinde bırakarak, seyircisiz ve alkışsız sahnelerde seviştik. Seviştik ve çoğaldık farketmeden.
Yaşar Kemal