Kanlıca'ya Gel (Me) !
Ense kökümde mermin. Kasten öldürdün işte! Sebebi asla bulunamayacak kalleşlikle!
Ad'ım yıkılıyor, ömrüne!
"Gelecek, şimdinin küçümseyen bir bakışıyla geçmişin şikayet ettiği bir aynadır." - Woody Allen (kurgusal)"
"Gelecek, şimdinin küçümseyen bir bakışıyla geçmişin şikayet ettiği bir aynadır." - Woody Allen (kurgusal)"
Ense kökümde mermin. Kasten öldürdün işte! Sebebi asla bulunamayacak kalleşlikle!
Ad'ım yıkılıyor, ömrüne!
...Sevmek, hayatın şifresini çözen bir anahtar, yaşantınızı anlamlı hale getiren bir tılsım gibidir. Çünkü sevmekle içinize ve ruhunuza pozitif bir enerjinin dolmasını sağlarsınız. Bu sayede ufkunuz öylesine genişler ki, bu güzellik sizden etrafınıza bir
Şimdi yabancılığın yüreğimi kanatan bir öyküdür. Ve bu öykünün içinde senden sonra yaşanan her güne yazılmış pişmanlıklar, gözyaşları, hatalar, aşk sanılan duygular, en çok da yalanlar gizlidir.
Ben giderken biliyordum seni.. Sen beni öğrenirken silgimle silmeye gidiyordum bedenini. Gözlerin kaldı silemediğim, bir de yüreğin... Giderken onları sakladım defterimin arasına. Ve arasına gül yaprakları koydum beyazdan, kırmızıdan ve sarıdan..
Sol yaprak matbaa renklerinin huzursuzluk verici mükemmelliğinde; sağdaki ise becerisi şüpheli bir çocuğun titrek ellerine ve sınırsız hayal gücüne feda edilmeye hazır durumda. Boyama kitapları hep böyle mi olmalı? Bir çocuk içinse evet. Ya senin içinse?
Bir gün bir yerlerde farklı hayatlar yaşayacağız .Zaman zaman aklımızdan geçireceğiz isimlerimizi, belki tebessüm belki hüzün hislerimiz olacak. Yine de mutlu kal.
Gölgelerin peşinden koşarken, aslımı nerede kaybettiğimi bilmiyorum.Kim bilir..birinin gölgesidir belki…Uçurumun kıyısına itildiğim grileşen anlarım da oldu ama siyaha boyanmadan sıyrılmayı bildim
Sahiplerinin sahte eğlencelerini dilleri dışarıda izleyen evcil köpeklerle farkımızı düşünüyorum. Onursuz bir hayatın piyonları, utanma duygusu körelmiş canlı birer kukla..
Tıpkı bir minyatür sanatçısı misali kelimelerimle donmuş anların tasvirlerini yapardım. Gözlerim anları donuklaştırır ve sonra kelimelerim anların gölgelerini nakşederdi mat bir kağıt yaprağına.
Sahi siz kimsiniz söylesenize? Bir bankanın genel müdürü? Çocuğunuzun annesi? Anne babanızın büyümeyen çocugu? Patronunuzun eli ayağı?
Alman edebiayatında sevgi, hoşgörü ve insan hakları üzerine bir deneme.
... işte böyle olmalı sevgi aşk... aynı olmadan bir olmayı sağlayan huzuru içinde hissetmeli...
ben siyahın en şehvetli halinde iken kırmızının en karanlık tonajında gözyaşlarımla yıkadım tüm ruhumu...
ben bir parça kırmız ve bir parça siyahla bir tutku yarattım...
Hafta sonu ise; Gittiğimiz Sakarya’da Büyükşehir Belediyesi Türk Müziği topluluğu koro şefi Dr. Ferdi Koç eşliğinde hüzzam makamında bir şarkı. Bu şarkının sözlerini anlamama rağmen beni alıp götürüyor derinlere. Yıldırım Bekçi – ‘’Özlediğim Şarkısın’’ kulaklarımda.
Hep hayatımın bir köşesinde durup beni bekleyen bir kara kedi olacaksın. Bütün aşklarımla aramı açan bir kara kedi…
Bazen an’a dokunup kaybedersin sonra
Bazı şeyleri açıklayamazsın
Sadece görür, hisseder ve yaşarsın.
Ve küçücük bir soru işareti olup
Silinirsin zamanla.
Melisa Kesmez