Yüreği Kanatlandıran,ruhu Şahlandıran Aşk Bizi Terkederse...
Aşklar uçarı,maceraperest yolcular gibi gelip konaklayıp, bizi ardında el sallayan hancılar gibi bıraktığında çare ararız içimizdeki boşluğa..
"Yazar olmak kolaydır. Sadece daktilonuzu alın, bir sayfa kağıt koyun ve kanamaya başlayın." - Ernest Hemingway"
"Yazar olmak kolaydır. Sadece daktilonuzu alın, bir sayfa kağıt koyun ve kanamaya başlayın." - Ernest Hemingway"
Aşklar uçarı,maceraperest yolcular gibi gelip konaklayıp, bizi ardında el sallayan hancılar gibi bıraktığında çare ararız içimizdeki boşluğa..
Süveyda yok olmuştu. Yalnız bırakmıştı, sevdasını o buldu, şimdi kılını kıpırdatmıyor Süveyda. Süveyda susuyor ve daha bir karartıyor kendini. Süveyda yarısını geri ver ona diğer yarısını geri ver ilk gün sen getirdin, sen bul ve geri getir. Karartma dünyanı Süveyda hadi tekrar âşık et ve baştan yarat kendini…
Elbette, yalnızca ben sarhoş olacaktım şarap içtiğin o kadehi elimde bomboş tutarken. O şaraba deli olan Hayyam’dan daha tutkunum sana derken, elbet ağlayacaktım.
Sevda mucizesinin yeniden tezahür ettiği gözlerinde yaşat beni..Sonra da yeşil Cennetindeki gonca güllerine sar beni…Hadi sevgili durma öyle..Mavi bilyelerin cam soğukluğunda üşüyen yüreğimi sıcak şefkatinle kundakla. Üzerinde ütüsüz gömleği bir de yamalı pantolonu ile sana koşan bu adamı ilkokul cağındaki örgülü saçlarıyla siyah- beyaz fotoğraflara bile renk katan
Red edilmeye hazır; oyuncakları kırılmış, kimsesiz arka sokakların çocuklarının günlüklerinde saklandı sen'li cümlelerim. Onlar kadar yıkık!
Mektuplar yazdım sana yollar kadar uzun, yiten yıllar kadar ümitsiz. Her bir satırında gözlerimden yaş, kalemimden kan damladı çaresiz.
Gündüzler bitmek bilmiyor bu şehirde, bir bataklık gibi her çırpınışta biraz daha çekiyor yok etmeye çalışıyor benliğimi. Geceler sevimsiz bir filmin tekrarı gibi... Katran karası gökyüzünde yıldızlar
Herhangi bir gecenin derin karanlığında sensiz olmak nedir diye sorsalar kocaman bir hiçliğin içinde seni anlatırdım
Gecenin kokusu şehrine en ağır haliyle çökmüşken ve sen uykudayken, beynimin en uc noktalarında sana adanan cümleler.
aşkın değişmeye mahkum yüzlerinden
sonu gelmeyecek kimsesizlik haline ithafen....
Aşkı yaşarken zaman kavramı yoktur içimde... Bazen bir yaz mevsimi birkaç yıl sürer. Baharım onlarca yıl… Mevsim değişikliğim uzun aralıklarla olur. Siz her yıl dört mevsim yaşadığımı sanırken, ben bir mevsimde yılları yaşarım. Yeter ki aşk bana dokunsun. Yeter ki dokununca bırakmasın.
pişmanlıkla yoğurulmuş bir nükte var dilimde. türkümde ağıt karışımı bir slogan..
Zülfü Livaneli